YERALTI SU KAYNAKLARINA YENİ YÖNETMELİK

07/06/2011 tarih ve 27957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelik ile tahsis edilen yeraltı suyu çekiminin elektrik sayacı veya su sayacı ile kontrol edilmesi hedeflenmiştir. Böylece tahsis edilen miktarda suyun çekilmesi sağlanarak seviye düşümlerinin önüne geçilecektir.
Ülkemizde yeraltı suyu ile ilgili çalışmalar iki ana kanun çerçevesinde sürdürülmektedir. Bunlar 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat Ve Vazifeleri Hakkında Kanun ve 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun’lardır.
16 Aralık 1960 tarih ve 167 sayılı “Yeraltısuları Hakkında Kanun” esaslarına göre, yeraltı suları Devletin hüküm ve tasarrufundadır. Yeraltı sularının araştırılması, kullanılması, korunması ve tescili 167 sayılı yasanın hükümlerinden olup, işlemler Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından yapılmaktadır. Kanunun daha etkin şekilde uygulanabilmesi için “Yeraltısuları Tüzüğü” ile “Yeraltısuları Teknik Yönetmeliği” hazırlanmıştır.
 167 sayılı yasanın birinci maddesi yeraltı sularının korunmasına amirdir. Bu kapsamda yeraltı suyu temini maksadı ile inşa edilecek belirli derinlikteki kuyu, tünel ve galeri gibi yeraltı suyu yapıları için “Belge” alma mecburiyeti getirilmiştir. Verilen kullanma belgeleri su siciline kayıt edilerek envanter tutulmakta, ova bazında yapılmış olan tahsisler ovanın emniyetli yeraltı suyu işletme potansiyeli ile karşılaştırılmakta ve tahsisler potansiyele eriştiği takdirde tahsis yapılması durdurulmaktadır. Böylece yeraltı suyu miktarının kontrolü yapılmaktadır.
Yüzey sularının ihtiyaçlara tam anlamı ile cevap verememesi ve yağışlarda görülen azalmalar sebebiyle yeraltı suyuna talep çoğalmakta ve bu nedenle yasal olmayan yeraltı suyu kullanımı artmaktadır. Gerek kaçak kuyular ile yeterince mücadele edilememesi ve gerekse belgeli kuyularda su sayacı olmaması sebebiyle yeraltı suları, emniyetli rezerv değerlerinin üzerinde bir çekime maruz kalmış ve yeraltı suyu seviyelerinde aşırı düşümler gözlenmiştir.
Halbuki gerek nükleer gerekse çevresel etkilerden en az etkilenen sınırlı bir kaynak durumundaki yeraltı suları üzerindeki baskıyı azaltmak ve bu kaynağı sürdürülebilir ve tasarruflu bir şekilde kullanmak zorundayız.
Bu sebeplerle 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 126. Maddesi ile 16/12/1960 tarihli ve 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanunun 10 uncu maddesine bir fıkra eklenerek “Kuyu, galeri, tünel ve benzerlerine çekilecek yeraltı suyu miktarının tespitini sağlayacak ölçüm sistemleri kurulmadan, kullanma belgesi verilemez. Bu ölçüm sistemlerinin özellikleri yönetmelikle belirlenir.” hükmü getirilmiştir.
Ayrıca 167 sayılı kanuna eklenen bir geçici madde ile kanunun yayımı tarihinden önce yeraltı suyu temini maksadıyla kuyu, galeri, tünel ve benzerleri için kullanma belgesi almış olan kimselerin, iki yıl içerisinde ölçüm sistemini kurması, bu süre içerisinde ölçüm sistemi kurmayanların kullanma belgelerinin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından iptal edilmesi ve belge konusu yerin kapatılarak kapatma masraflarının sahibinden alınması hükmü de getirilmiştir.
Kanunun bu konuda öngördüğü yönetmelik 07/06/2011 tarih ve 27957 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.





KAYNAK:DSİ Genel Müdürlüğü © 2011

NATRO HOSTİNG

Terleyen Boru – Ekolojik Sulama Sistemleri
    

     Küresel ısınma tüm dünyayı ve ülkemizi tehdit etmekte, yer altı ve yer üstü su kaynaklarımız hızla kurumaktadır. Ülkemiz kişi başına düşen yıllık 1500 m3 su miktarı ile su azlığı çeken ülkeler arasındadır.
Kaynaklarımızı bugünkü haliyle muhafaza etmemiz durumunda dahi 2030 yılında kişi başına düşen yıllık 1000 m3 su miktarı ile “su fakiri” ülkeler arasında olacağız.

     Bu bilinçle hareket ederek, yurt dışında uzun yıllardır kullanılan ve % 70 - 90 su tasarrufu sağlayan, “Terleyen Boru” Ekolojik sulama sistemlerini ülkemize getirtilerek uygulamalarına başlamıştır.

    İlerde ülkemizde de üretimi planlanan, Terleyen Boru”ların; Türkiye,Cumhuriyetleri,Ortadoğu, ve çok yakında bu ülkelerde de faaliyete geçerek, ülkemizin ve dünyamızın su kaynaklarının korunmasına katkıda bulunacaktır.

    Alman teknolojisi ve kalitesiyle üretilen “Terleyen Boru”ları, su tasarrufunun yanı sıra, bakım gerektirmemesi, üründe verim artışı, gübreden tasarruf ve minimum enerji sarfiyatı ile kuraklığın çaresi olacaktır.


TARIMDA GÜNEŞ ENERJİSİ KULLANIMI

Tarımsal Sulama
Günes Enerjili Tarımsal Uygulamalar:
Genellikle şebeke hatlarından uzak yerlerde kalan tarımsal arazilerin elektrik ihtiyacının karşılanması için en uygun çözüm güneş enerjili sistemlerdir. Düzenli sulama tarımsal arazilerde en hayati konulardan biridir. Sulama islemi genellikle yer altı su kaynaklarına sondaj yöntemiyle ulaşılarak yapılır. Açılan kuyuya sarkıtılan sulama pompaları vasıtasıyla su yeraltından veya kuyudan çekilerek sulama kanallarına ulaştırılır.
Günes Enerjili Tarımsal Uygulamalarda Kullanılan Ekipmanlar:
Pompa: Özellikle solar enerjiye uygun olarak üretilmiş pompalar kullanılmalıdır. Bu sayede sistemin çektiği enerji miktarı düşecek; bu da güneş panelinin ve akünün kapasitesinin küçülmesini sağlayıp sistem maliyetini düşürecektir.
• Günes Paneli: Güneş panel, sistemin üreteci konumunda olması sebebiyle doğru bir şekilde tasarımlandırılmalıdır. Panel boyutlandırılması yapılırken yıl boyunca gündüz süresinin en kısa olduğu zaman (21 Aralık) değerleri alınmalı ve bu gündeki güneş ısınım değerlerine göre sistem simülasyonu yapılmalıdır. Çoğu zaman sistem tasarımındaki en büyük hatalar panel seçiminde yapılmaktadır. Panel boyutunun hatalı seçilmesi sistemin kıs aylarında çalışmamasına neden olacaktır. Ortadoğu’da farklı firmaların daha önce yapılmış uygulamalardan tarafımıza bu tarz şikayetler de gelmektedir.

 
      
Güneş enerjisi paneli
Akü: Akü tasarımı da en az güneş paneli boyutlandırılması kadar önemlidir. Bu tasarımda en önemli husus otonomi süresi denen kavramdır. Güneş hiç çıkmasa dahi pompanın ihtiyacı olan enerjinin sağlanacağı gün sayısına otonomi süresi denir.
Genel olarak otonomi süresi özel uygulamalar haricinde 3 gün olarak belirlenir. Yani bunun anlamı günes 3 gün çıkmasa dahi bizim ihtiyacımız olan enerji aküden temin edilecektir.
Bunun yanında akünün tamamen deşarj olması istenmeyen bir durumdur. Çünkü böyle bir durumda akünün ömrü azalmaktadır. Bu sebeple 3 günlük otonomi süresinin yanında akü amperajı yaklaşık %30. daha fazla seçilmelidir.
İnverter: Güneş panellerinden üretilen elektrik DC’dir. Bu nedenle direk olarak akü sarjına uygundur. Aküler de DC elektriği depolayıp ihtiyaç halinde DC olarak iletirler. Bu nedenle genellikle bu sistemlerde DC elektrik ile çalışan pompalar kullanılır.
Fakat bazen mevcut şebeke elektriği ile çalışan pompalar da kullanılmak istenebilir. Bu durumda DC/AC dönüştürücüye ihtiyaç duyulur. Fakat inverterler genelde %93-95 arası bir verimle çalıştıkları için pompaya gelen elektrik enerjisinde bir miktar kayıplar olur. Bu kayıpları engellemek açısından sistemin DC kurulması çok daha mantıklıdır.
• Özel Otomasyon: Şarj regülatörü için hazırlanan özel otomasyon sayesinde akünün şarj durumuna göre enerji tasarrufunda bulunmak açısından belirli saatlerde pompaların güç seviyesi düşürülebilmektedir.
Şarj Regülatörü: Şarj regülatörü panelden aküye gelen akımı kontrol eden elektronik bir cihazdır. Akünün fazla şarj ve deşarj olmasını engeller.
 
Günes Enerjili Tarımsal Sistemlerin Avantajları:
• Sadece ilk yatırım maliyeti vardır.
• İsletme maliyeti hemen hemen sıfırdır. (gerekli durumlardaki bakım maliyetleri hariç)
• Elektriksel kayıplar azdır.
• Montajı kolaydır.
• Şebekeye bağımlılık yoktur.
• ihtiyaca göre AC/DC elektrik üretebilme seçeneği vardır.
Sistem tasarımında üzerinde durulması gereken noktalar:
• Pompanın saatte çektiği enerji.
• Günlük su ihtiyacı.
• Su debisi.
• Toplam boru hattı uzunluğu, pompanın derinliği.
• Günlük çalışma süresi.
• Yılın en kötü güneşlenme değerine göre tasarım.
• Akünün otonomi süresi.



















Kaynak:solarCell güneş enerji sistemleri ltd.şti.

DAMLAMA SİSTEMİ UNSURLARI NELERDİR.

DAMLA SULAMA SİSTEMİ NASIL OLUŞUR
Bir damla sulama sistemi genel olarak su kaynağından başlayarak 

a) Kontrol ünitesi 

b) Ana boru hattı 

c) Yan boru hattı 

d) Lateral boru hattı 

e) Damlatıcılardan oluşmaktadır.

Kontrol ünitesi, pompa, basınç düzenleyici, filtreler, gübre tankı ve vanalardan oluşmaktadır.Ana  ve yan boru hatlarından sonra
Sistemin en önemli unsurlarından birisi de Lateral hattı ve damlatıcılardır. Lateral boru hattı basınçlı suyu damlatıcılara taşır. Suyun basıncı damlatıcılarda kırılır ve çıkışta sıfıra düşer. Böylece damlama olayı gerçekleşir.
Damla sulama sistemi ile verilecek su miktarı bitkinin isteğine bağlı olarak basınç-damlatıcı debisi çalışma süresi ilişkisinden yararlanılarak ayarlanır. Sulama zamanı bitkinin su isteğine bağlı olarak haftada 1 ile 7 gün arasında değişebilmektedir. Burada önemli olan ne zaman ve ne kadar su verileceğinin iyi bilinmesidir.

SERALARDA AŞIRI SULAMA..

SERALARDA ÇOK VEYA AZ SULAMANIN NEDEN OLDUĞU ZARARLAR NELERDİR
Seralarda aşırı sulama:
1. Sera içerisindeki havanın nispi nemini yükselterek hastalık ve zararlıların üremesine uygun bir ortam hazırlar. 

2. Bitki kök sisteminin havalanmasını engeller. 

3. Topraktaki bitki besin maddelerini yıkayarak derine süzülmesine neden olur.
Böylece hastalık ve zararlıların hücumuna uğrayan, kök sistemi zarar gören, yeterli besin maddesi bulamayan bitkilerin veriminde ve kalitesinde önemli düşüşler görülür.Çok az su uygulaması ise bitkilerde yeterli gelişmeyi sağlayamayacağından, yine verimin vs kalitesinin düşmesine neden olacaktır.


SERALARDA İYİ BİR SULAMA NASIL OLMALIDIR
lyi bir sulama yapmanın ilk basamağı, bitkinin ve toprağın özelliklerine uygun bir Sulama Yöntemi seçmekle başlar.
Bitkiye uygun olmayan bir sulama yönteminin seçilmesi veya seçilen sulama sisteminin uygun şekilde kullanılmaması da fayda yerine zarar vermektedir. Bu nedenle de suyun ne zaman, ne kadar ve nasıl verileceğinin bilinmesi gerekmektedir.

SERALARDA SU KULLANIMI.

Seralarda Üretim
Sera sulama

SERALARDA KULLANILAN SULAMA SİSTEMLERİ NELERDİR


Seralarda bir çok değişik sulama sistemleri kullanılmakla birlikte en yaygın olanlar aşağıdaki gibi sıralanabilir.

a) Karık Sulama b)Damla sulama c) Mini yağmurlama Sulama

a) Karık Sulama
Seralarda karık sulama yapılırken sulama zamanını ve sulama suyu miktarını çok iyi düzenlemek gerekir. Seranın en yüksek tarafına ana karık açılır. Ana karığa verilen su naylon veya bez şavak ile kontrol edilerek şişirilmesi sağlanır. Toprağın yapısına bağlı olarak sıra aralarına açılan karıklara sulama tüpleri veya sifonlarla su verilerek sulama gerçekleştirilir. Sera toprakları genellikle süzek (geçirgen) topraklardır. Bu yönden sera alanını bölümlere ayırarak sulamak daha yararlı olacaktır. Bu yolla sulamanın bir yararı da karık kolayca suya doyurulacağından, derine sızma daha az olacak ve bitki besin maddelerinin yıkanması önlenmiş olacaktır.

b) Damla Sulama
Seralarda damla veya damlama sulama dediğimiz bu yöntem en iyi, en uygun sulama yöntemidir. Sera koşullarında yetiştirilen hemen hemen bütün bitkilere uygulanabilir.
Diğer sulama yöntemlerine göre birçok üstünlükleri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz,  

a) Sulama randımanı çok yüksektir.

b) Az su ile daha bol ve daha kaliteli ürün alınır.


c) Sulama işçiliği en az düzeydedir.

d) Toprak yüzeyi tamamen ıslatılmadığından, yabancı otların, hastalık ve zararlıların gelişmesi engellenmiş olur. Böylece bakım masrafları düşer. 

e) Sulama sırasında veya sulama sonrasında, diğer sulama yöntemlerinin aksine, sera içerisinde çalışma olanağı bulunur. 

f) Düşük kaliteli sulama suları kullanılabilir. 

g) Sulama suyu ile birlikte, gübreleme ve toprak ilaçlaması da yapılabilir. 

c) Mini Yağmurlama
Seralarda yetiştirilen bazı ürünlerin sulanmasında mini yağmurlama sistemi kullanılmaktadır. Özellikle sıra bitkisi ve ocaklarda yetiştirilmeyen bitkiler için kullanılması yerinde olur. (Semizotu gibi) Mini yağmurlama sistemleri çok değişik tip ve özelliklerde imal edilmektedir. Bitkiye verilecek suyun miktarı, seranın tipi ve büyüklüğüne göre uygun başlık seçilmelidir.

 

FİDANLIKLARDA SULAMA NASIL YAPILIR

Fidanlık yeri seçiminde önemli bir etken olan su kaynaklan ve fidanlıkların su ihtiyaçlarını saptama konularında daha önce verilen bilgiler dikkate alınarak fidanlığın su tesisatı yapılır. Ancak bir fidanlığın su ihtiyacı yani sulama müddetleri ve tekerrürleri yağış miktarına, havanın sıcaklık ve nisbi rutubetine, fidan türlerine, gelişme durumlarına ve yaşlarına göre değişir. Özellikle toprak fakirleştikçe su ihtiyacı da artacaktır. Zira fakir toprakta az miktarda olan besin maddeleri dolayısıyla toprak suyunun fazla sirkiiasyon yapmasıyla fıdanlann yeter ölçüde besin maddeleri almaları mümkün olur. Bu itibarla fidanların fazla transpirasyon yapması ve dolayısıyla yıkanma yapmayacak derecede sık sık sulanarak fazla su sarfetmesi gerekir. Bu nedenle su konusunda biraz toleranslı hareket etmekte fayda vardır. Bilhassa ekstrem kurak ilkbahar ve yazların zaman zaman yaşandığı memleketimizde su ihtiyacını saptamada toleranslı hareket etmek ve su gereksinimini ihtiyacın biraz üstünde tutmak daha ihtiyatlı olur.
Fidanlıklarda genelde dört tip sulama sözkonusudur.
1. Damla sulama yöntemi. (Toprak altından veya toprak yüzünden)
2. Salma sulama. (Toprak yüzünden sulama)
3. Karık Sulama.(Toprak üstünden sulama)
4. Yağmurlama. (Bitki üstü sulama yöntemi)
DAMLA SULAMA YÖNTEMİ- Toprak altına köklerin yayılış sahasına yerleştirilen delikli borularla yapılır Toprak altına yerleştirilen sistemde fazla suya ihtiyaç yoktur. Zira toprak yüzünden buharlaşma ile su kaybı çok azdır. Sistem toprak üstünde bir yer işgal etmediği için üretim sahasını daraltmamaktadır. Borulardaki delikler ayarlanarak toprak altından fidanlara istenildiği kadar su verilebilir. Özellikle çok kurak yörelerde fidanlıklar için düşünülebilir, ancak tesis gideri yüksektir. Sistemin bakım ve kontrolü zordur. Delikler arıza yapabilir bazı kısımlarda çok az ve bazı kısımlarda da ihtiyaçtan çok fazla su gelebilir. Genellikle memleketimizde sıcak-kurak yörelerimiz için önerilir. Ancak toprak yüzüne yerleştirilen sistemde her fidanın dibine bir emitatör (deliği ayarlanabilen meme) yerleştirilerek sistemden gelen suyla sulama yapılır. Bu sulama sistemi bilhassa suyun kıt olduğu yerlerde ve özellikle evaporasyonla su kaybının az olması nedeniyle kurak mıntıkalarda tesis edilecek fidanlıklar için önerilir.
SALMA SULAMA SİSTEMİ- Su açılan kanallarla arazi meyilinden faydalanılarak parsellere getirilir ve yan kanallarla parsellere verilir Sistem tava, taşırma ve sızdırma gibi tali yöntemlerden birine göre uygulanır. Tava veya alçak yastık sisteminde önce fidanlık parselleri tavalara ayrılır veya alçak yastıklar oluşturulur Ana su yolundan gelen su giriş yönünde önü kesilerek suyun tamamı veya bir kısmı tavaya verilir. îlk tavanın sulanması bitince bunun ağzı kapatılarak bu sefer su ikinci tavaya alınır. Böylece tavaların sulanması tamamlanır. Ancak alçak yastık veya tava usulü sulamada sahada eşit sulama mümkün olmaz. Su çukur kısımlara dolar, tümseklere gelmez, toprakta kaymaklanma ve çoraklaşma etkileri gözlenir. Sulama da bu yöntemle güç ve yavaş olur, fazla işçiyi gerektirir, dolayısıyla pahalıya malolur. Bilhassa ekim parsellerinde bu yöntem çok sakıncalıdır.
KARIK SULAMA - denir. Bu metodda su, belirli sıklıklarda fidanların kenarlannda açılan karıklardan, % 0.3-1 meyille yani 100 m'de 30-100 cm meyille akar. Bu yöntemde önce görülen diğer iki yönteme göre daha az su sarfiyatı olur. Ancak çok süzek topraklar suyu çabucak sızdırarak zayi ederler. Buna karşılık su, fidan sıraları arasındaki karıklar içinden aktığı için fidanlar için zararlı geniş bir kaymaklanma olmaz. Karık usulünde tek masura ve kilit masura gibi yöntemler yerine göre kullanılır. Karıklara su vermede sifon, kısa boru, tahta, yalak gibi vasıtalara başvurularak karık açma ve kapama işi süratlendirilebilir. Toprak ağırlaştıkça karıklar sıklaştırılır. Karıklar nemli bölgelerde 15-20 cm derinliğinde açılmalarına karşılık, kurak yörelerde daha derin (25-30 cm kadar) derinlikte açılır. Bu son durumda su toprağın alt tabakasının içine işleyerek üst tabaka kuru kalır ve toprak buharlaşması yoluyla su kaybı az olur. Toprağa yakın büyüyen fidanların alt yaprakları tava ve taşırma yöntemlerinde olduğu gibi ıslak ve çamurlu toprakla temas etmediği için, fidan kalitesi bozulmaz. Yöntem oldukça ucuz, kolay ve süratlidir. Bu çeşit sulama ekseri yapraklı tür fidanlarının özellikle Kavakların yetiştirilmesinde yaygındır. Ancak ekim yastıkları için önerilmez.Toprak üstünden sulama yöntemine gelince; sistemin çok kullanılan basit bir şekli küçük fidanlıklar için önerilebilir. Bu şekilde fidanlıkta su arklarının geçtiği müsait parsel kenarlannda toprağa yer yer bidonlar yerleştirilir ve su buralardan süzgeçli kovalarla veya bir boru şebekesinden alınarak "serpme sulama" yöntemiyle ekim yastıkları ve repikaj parselleri sulanabilir Yahutta yapılan bir ana boru şebekesine belirli aralıklarla yerleştirilen vanalardan hortumla su alınarak sulama yapılabilir. Bunlarla ekim parsellerini sularken hortum ağızlarına özel bir süzgeç katılması yerinde olur.


YAĞMURLAMA
Bu tarz sulama özellikle ekim yastıklarında ideal bir sulama sistemidir. Yağmurlama yöntemi genç ve sık repikaj yastıkları için de önerilebilirse de yaşlı fidan parsellerinde* yerini ekseriyetle karık veya hortumla sulamaya bırakır.
Yağmurlama sistemi basınçla dönen ve suyu püskürterek ince zerreler halinde serpen bir metoddur. Suyun az olması durumunda bu sistem az su sarfeden yöntemlerden biri olarak tercih edilir. Bu sistemde pahalı arazi tesfıye işlerine de lüzum yoktur, ufak tefek çukur ve tümsekler herhangi bir mahzur oluşturmaz. Az meyilli arazilerde de erozyona neden olmadan başarıyla uygulanabilir. Yağmurlama toprak yüzünde salma su gibi kaymaklanma yapmaz. Hafif ve ince zerreli bir yağmur gibi verilir. Böylece yeni çıkmış taze fidecikler için çok uygun ve nisbi rutubeti yüksek bir ortam yaratır. Toprağa, ihtiyaç oranında ve toprağın geçirgenliğine göre istenen miktarda su verilebilir. Böylece toprakta tuzlaşma tehlikesi doğmaz. Sistemle sahaya erimiş halde ilaç ve gübre istenen miktarda ve eşit bir şekilde kolaylıkla verilebilir. Sulamada işçilik masrafı azdır. Bu yüzden pahalı olan ilk tesis masrafları kısa zamanda amortize edilir. Toprak yüzeyinde eşit sulama sağlanır. Ancak hava sıcaklığı yüksek ve nisbi nemin düşük olduğu yerlerde, sistem buharlaşma ile fazla su kaybına yol açar. Böyle yerlerde geceleri sulama yapılarak bu kayıp azaltılabilir. Rüzgar da bu tip sulamaya olumsuz etki yapar. Bu sakınca da sulamayı rüzgarsız zamanda yaparak önlenebilir. Yağmurlamada diğer bir sakınca da kör yani sulanmayan kısımlar ile birkaç kere sulanan (dublukasyon yapan) kısımların bulunabilmesidir ( resim: 28 alt). Bu da iyi bir proje ve uygulama ile büyük ölçüde telafi edilebilir.
Böylece ilk tesis giderleri yüksek olmakla beraber, az işçiliği gerektiren ucuz ve hızlı bir metod olan yağmurlama sistemi gittikçe yaygınlaşmaktadır. Ancak çok türle ve değişik yaşlarda fidan üretimi yapan fidanlıklarda kullanımı oldukça sınırlanır veya fidanlığın ancak bir kısmında, özellikle sık sulamayı gerektiren ekim parsellerinden kullanılabilir.
Yeni sızdırma sulama yöntemleri üstü bol delikli plastik boruların toprak altına fidan köklerinin yayıldığı sahaya döşenerek içlerinden geçen suyu bu deliklerden sızdırma suretiyle toprağı rutubetlendirme şeklidir. Plastik borular üzerinde çok sayıda delik olduğu için damla sisteminde emitörlerde gözlenen tıkanma bu sistemde olmaz. Zaman zaman suya karıştırılan ve bitkiler için zararlı olmayan bir temizleyici eriğik suyla birlikte sevkedilerek mevcut delikler de kolaylıkla temizlenebilir. Pratik oluşu nedeniyle modern fidanlıklarda yaygın bir sistem olarak kullanılmaya başlanmıştır. Sistem toprak altında kaldığı için fidanlık çalışmalarında da bir engel yaratmaz.
Yağmurlama sisteminde genellikle ana borular sabit, tali borular portatif olursa yetiştirme işlerinde büyük kolaylık sağlar. Ancak su sisteme belli bir basınçla (genellikle 3-4 atmosfer) gelmelidir. Bunun için su ya devamlı bir motor pompla basılır veya 40-50 m yüksekliğinde bir havuzdan akıtılarak istenen basınç sağlanabilir.
Yağmurlama Sistemi üç şekilde uygulanabilir, 
Birinci tipte borular eksenleri üzerinde dönerek üzerlerindeki memelerden suyu iki tarafa püskürtür.
Tabancalı sprinkler tipinde ise sprinkler adı verilen döner yağmurlama başlıkları kanalıyla su dairevi olarak 360° dönerek püskürtülür. Her bir tabanca 25-35 m yarı çapında bir daire sahasını sular
Üçüncü tipte ise tek istikamette su püskürtülmektedir. Bunda da bir kısmın sulanması bitince borular suyun düşüş mesafesine göre ikinci hatta nakledilmekte ve böylece yalnız bir sulama şebekesinin yeri değiştirilmek suretiyle sulama kolaylıkla ve süratle yapılabilmektedir. Her püskürtücünün normal olarak belirli basınçlara göre püskürtme mesafeleri önceden bilindiğinde su boruları üzerindeki püskürtücüler bu mesafelere göre gerektiği şekilde yerleştirilebilir.
Yağmurlama tesisatı için fidanlıkta önce bir ana şebeke (boru çapı genellikle 75-100 mm) ve buna bağlı olarak parsellere ulaşan tali şebeke (boru çapı 50 mm) yapılır. Ana ve tali şebeke gömme boru olarak kafi derinlikte toprak altına döşenir. Böylece borular donlara karşı da korunmuş olur. Hem de fidanlıkta yer kaplamaz ve makinelerin çalışmasını güçleştirmez. Ayrıca bu tali şebekeye portatif bir boru şebekesi eklenerek sulama şebekesi sahaya dağıtılabilir. Böylece yan portatif bir sistem oluşturulmuş olur. Veya bütün borular sabit olarak toprak altında yapılır ve tabancalar mevcut basınca göre sulama çaplan dikkate alınarak bir şebeke üzerine yerleştirilir. Ayrıca tamamen portatif sistemler de fidanlıkta lüzum görülen yerlere süratle kurularak çalıştırılabilir.

FİDANLIKLARDA SULAMA NASIL OLUR

Sulama
Çeşitli fiziksel ve kimyasal işlemlerle suyun besin maddelerini eriterek bitkinin bünyesine alınabilirliğini temin etmesi ve bu besin maddelerini bitkinin dokularına taşıması suretiyle bitki beslenmesinde önemli bir rol oynar. Sulamada anahtar nokta sulamanın en iyi nasıl yapılacağıdır. Burada esas olan topraktaki hava ve su oranını optimal hale getirmektir. Sulama yapılırken bitkilerin yaşama enerjisini oluşturması ve kök sistemini geliştirebilmesi için oksijene ihtiyacı olduğu da unutulmamalıdır. Az su bitkiye zararlı olduğu gibi gereğinden fazla sulama da oksijen yetersizliği nedeniyle bitkiye zararlı olmaktadır. Nitekim bitkilerde görülen klorozun önemli nedenlerinden biri de toprağın yüksek rutubetidir.

Sulama Metotları
Sulama metodu; değişik kaynaklardan ekim parsellerine kadar getirilen suyun bitki veya fidanın kök bölgesine veriliş biçimini tanımlar. Sulama suyunun toprağa verilmesinde kullanılan belli başlı metotlar yüzey ve basınçlı sulama metotları olarak iki grupta toplanabilir.

Yüzey sulama metotlarında; su, parsel beşik kanallı ya da lateral boru hatlarından tarla parsellerine alınır ve arazi yüzeyinde belirli bir eğim doğrultusunda yer çekimi etkisi ile hareket eder. Bitkinin veya fidanın ihtiyacı olan su miktarı kök bölgesine sızıncaya kadar arazi yüzeyinden akması sağlanır.

Basınçlı sulama metotları; Yağmurlama ve damla-sulama metotları olarak iki grupta toplanır. Bu metotlarda su kaynaktan fidanlara basınçlı borularla iletilir.

Ekim Yastıklarında Sulama:
Ekimi müteakip ve çimlenme müddetince ekim yastıkları, kâfi miktarda yağmur yağdığı günler hariç, her gün hafif ve az su vermek suretiyle devamlı rutubetli bulundurulur. Tohumların çimlenme başlayıncaya kadar günün sıcak saatlerinde, çimlendikten sonra da sabah, akşam(veya gece) saatlerinde sulamak gerekir. Ekim yastıkları yağmurlama suretiyle sulanır. Fidanlar geliştikçe, sulamanın tekerrürü tedricen azaltılarak verilen su miktarı da uygun bir nispette artırılır.

İster ekim yastıklarında, ister şaşırtma(repikaj) sahalarında olsun, değişen şartlara ve fidanın su ihtiyacına göre, toprak yeter miktarda rutubetli bulundurulmalıdır. Buna göre sulamanın zamanı, tekerrürü ve miktarı tayin edilir. 1+0 yaşlı ibreli fidanlarda 8-10 cm, 2+0 yaşlı ibreli fidanlarda ise, 18-20 cm derinlik kademesindeki toprak rutubeti elle kontrol edilerek sulamaya karar verilebilir. Toprak kuru ve pek kuru olarak nitelenecek bir rutubet derecesine gelmeden sulama esas olmalıdır. Aynı şekilde aşırı ölçüde rutubetinde kloroza yol açacağı dikkate alınmalıdır.

Şaşırtmada (Repikaj) Sulama:
Şaşırtmayı müteakip topraktaki rutubet noksanlığı ekseriya büyük fidan kayıplarına sebep olabilir. Şaşırtmanın bitirilmesinden hemen sonra bolca su verilir. Şaşırtılan fidanlara, tohum yastıklarındaki fidanlara nazaran tekerrür bakımından daha az fakat miktar bakımından daha fazla su verilir. Prensip itibari ile repikaj sahaları salma su ile sulanır. Ancak repikaja tabi tutulan fidanlar yaprak açıp büyüyünceye kadar yağmurlama ile sulanabilir. Bazı fidanlıklarımızda repikajlı fidanlar damla sulama metodu kullanılarak sulama yapılmaktadır.

Kavak Fidanlarında Sulama:
Kavak fidanları fazla miktarda su isterler. Sulamalar fidanlık toprağının karakterine ve iklim özelliklerine tabi olarak değişen miktarlarda yapılır. Bazı klonların(mesela “I–214”) suya doydukları zaman tepe yapraklarının kırmızı bir renk aldığı bilinmektedir. Pratikte bu özellikten faydalanılarak fidan tepelerinin bakır kırmızısı renginde görünüşü temin edecek ölçüde toprak rutubeti bulundurulmalıdır. Su ihtiyacı olduğu zaman fidanların yapraklarında solmalar, iç yapraklarda erken sararmalar görülür. Bu görünüşe sebebiyet vermeyecek derecede ve toprağı nemli bulunduracak miktarda sulama uygulanmalıdır.

Toprakta su miktarı eksik olursa, kavak fidanlarında kök sistemi gövde aleyhine fazla genişler, bu durumda kavak fidanının boy büyümesi azalır. Uzun süren bir kurak devreden sonra, fazla miktarda su verilirse, kavak fidanlarında yaprak dökümüne sebep olabilir. Bu sebeple, kavak fidanlarında dengeli sulama yapılması gerekir.
Fidanlıkta toprak yüzeyinin 10 cm. derinliğe kadar rutubetsiz hale gelmesi sulama ihtiyacını gösterir.

Tüplü Fidanlarda Sulama:
Tüpte yetiştirilen fidanın kök gelişmesini yeterince sağlayacak derecede toprak rutubetli bulundurulur. Fazla sulama, kök gelişmesine mani olduğu gibi gövdenin istenilenden daha fazla büyümesine yol açar ve kök/gövde oranının kök aleyhinde bozulmasına sebep olur. Fidanlar yağmurlama ile sulanır. Bilhassa tüplü fidanların ekim yoluyla yetiştirildiği parsellerde yağmurlama başlığı yerine takılacak mikro springler ile sulama yapmak daha uygundur.

DAMLA SULAMA SİSTEMİ

Damla sulama

Damla sulama yönteminde temel ilke, bitkide nem eksikliğinden kaynaklanan bir gerilim yaratmadan, her defasında az miktarda sulama suyunu sık aralıklarla yalnızca bitki köklerinin geliştiği ortama vermektir. Bu yöntemde bazen her gün, hatta günde birden fazla sulama yapılabilmektedir.
Damla sulama yönteminde arındırılmış su, basınçlı bir boru ağıyla bitki yakınına yerleştirilen damlatıcılara kadar iletilir ve damlatıcılardan düşük basınç altında toprak yüzeyine verilir. Su buradan infiltrasyonla toprak içerisine girer, yerçekimi ve kapillar kuvvetlerin etkisi ile bitki köklerinin geliştiği toprak hacmi ıslatır. Başka bir deyişle, bu yöntemde genellikle alanın tamamı ıslatılmaz. Bitki sırası boyunca ıslak bir şerit elde edilir ve bitki sıraları arasında ıslatılmayan kuru bir alan kalır.
damlama sistemi
Böylece, mevcut sulama suyundan en üst düzeyde yararlanılır. Damla sulama sistemi sabit sistem biçimindedir. Sistem unsurları, sulama mevsimi boyunca aynı konumda kalırlar. Ancak, sulama mevsimi sonunda bazı unsurlar araziden kaldırılır.

DAMLAMA SİSTEM UNSURLARI

Damla sulama sistemi sırasıyla pompa birimi, kontrol birimi, ana boru hattı, manifold boru hatları, lateral boru hatları ve damlatıcılardan oluşur.

Su kaynağı : Damla sulama yönteminde her türlü su kaynağından yararlanılabilir. Ancak suyun fazla miktarda kum, sediment ve yüzücü cisim içermemesi gerekir. Ayrıca, fazla miktarda kalsiyum ve magnezyum bileşikleri ile demir bileşikleri içeren sular da damla sulama yöntemi için uygun değildir.

Pompa Birimi :
Su kaynağının yeteri kadar yüksekte olmadığı koşullarda, gerekli işletme basıncı pompa birimi ile sağlanır. Su kaynağının tipine bağlı olarak santrifüj, derin kuyu yada dalgıç tipi pompalardan biri kullanılabilir. Pompanın elektrik motoru ile çalıştırılması tercih edilir.

Kontrol Birimi : Damla sulamada, suyun çok iyi süzüldükten sonra sisteme verilmesi gerekir. Aksi durumda damlatıcıların tıkanması sorunuyla karşılaşılır. Bu işlem kontrol biriminde yapılır. Kontrol biriminde ayrıca, sisteme verilecek sulama suyunun basınç ve miktarı denetlenir ve bitki besin maddeleri sulama suyuna karıştırılır. Kontrol birimi genellikle ana boru hattının başlangıcına kurulur.
Kontrol biriminde; hidrosiklon, kum-çakıl filtre tankı, gübre tankı, elek filtre, basınç regülatörü, su ölçüm araçları, manometreler ve vanalar bulunur. Hidrosiklon, suda bulunabilecek kum parçacıklarının sisteme girmeden önce tutulduğu araçtır. Su hidrosiklonun üst kısmından çepere doğru girer ve çeper boyunca aşağıya doğru iner. Daha sonra su ortadan yukarıya doğru yükselir ve kum parçacıkları ağır olduğundan tabanda kalır. Kumdan arınan su hidrosiklonun üzerinden sisteme verilir. Tabanda biriken kum belirli aralıklarla temizlenir. Kum-çakıl, filtre tankında, sulama suyunda bulunabilecek sediment ve yüzücü cisimler tutulur. Su tanka üstten girer, kum ve çakıl katmanlarından geçtikten sonra tankın altından çıkar. Bu arada sediment ve yüzücü cisimler genellikle üst kesimde tutulur. Tankın tabanında, etrafı elek filtre ile sarılmış delikli boru bulunur. Burada amaç, tanktan su ile birlikte kumun çıkışını engellemektir. Kum-çakıl, filtre tankında ayrıca suyun alttan girişini ve üstteki vanadan çıkışını sağlayan geri yıkama borusu bulunur. Bu boru aracılığıyla, zaman zaman tankın üst kesiminde biriken sediment ve yüzücü cisimler yıkanarak tank temizlenir. Damla sulama sistemlerinde bitki besin maddeleri sulama suyuna karıştırılarak uygulanır. Bu amaçla sıvı gübre kullanılır. Sulanacak alanın büyüklüğüne göre hesaplanan sıvı gübre miktarı, kontrol birimindeki gübre tankının içerisine konur. Gübre tankı ana boruya üzerinde vanalar bulunan hortumlarla iki noktadan bağlanır. Biri gübre tankına su girişi, diğeri ise su çıkışı içindir. Ana boru üzerine ayrıca, değinilen iki nokta arasında basınç farklılığı yaratmak amacıyla bir vana daha yerleştirilir. Gübre uygulanacağı zaman ana boru üzerindeki vana kısmen kapatılır, gübre tankı giriş ve çıkış vanaları açılır. Böylece, ana borudaki suyun bir kısmı gübre tankına girer, sıvı gübre ile karışır ve tekrar ana boruya döner.
Kontrol birimine, gübre tankından sonra elek filtre yerleştirilir. Filtre genellikle silindir biçimindedir. Tek yada iç içe geçmiş iki filtreden oluşabilir. Elek filtrelerin 80-200 mesh arasında olması önerilmektedir. Dış filtrenin elek numarası genellikle daha düşüktür. Elek filtre ile, kum-çakıl filtre tankında süzülemeyen sediment ve gübre tankından gelebilecek gübre parçacıkları tutulur. Her sulamadan sonra elek filtreler sökülür ve yıkanarak temizlenir. Elek filtreden sonra, suyun boru hattında sabit basınç altında verilmesini sağlamak için bir basınç regülatörleri yerleştirilir. Basınç regülatörleri bazen manifold boru hattı girişine de yerleştirilebilir. Kontrol biriminde ayrıca, kum-çakıl filtre tankının giriş ve çıkışı ile elek filtre girişindeki basıncın ölçülmesi gerekmektedir. Bu amaçla, üç yollu bir manometreden yararlanılır. Böylelikle, basınç farklılıklarından filtrelerin tıkanma derecesi saptanır ve gerekli zamanlarda filtreler temizlenir.

Ana Boru Hattı : Suyu kaynaktan manifold boru hatlarına iletir. Genellikle gömülüdür ve sert PVC borulardan oluşturulur. Küçük sistemlerde ana boru hattı toprak yüzeyine döşenebilir. Bu koşullarda sert PE borular kullanılır.

Manifold Boru Hattı : Suyu ana boru hattından laterallere iletir. Laterallerin doğrudan ana boru hattına bağlanması durumunda, su girişini denetlemek için her lateralin başına bir vananın yerleştirilmesi zorunluluğu vardır. Bu ise hem sistem maliyetini çok önemli boyutlarda arttırır hem de sistemin işletilmesini güçleştirir. Bunun yerine, belirli sayıdaki lateral boru hattı manifold boru hattına bağlanır ve manifoldun ana boru hattıyla bağlantısı bir vana ile sağlanır. Manifold boru hattına bağlı laterallerin tümü bir işletme birimini oluşturur. Manifold başlangıcındaki vana açıldığında işletme birimindeki tüm laterallere aynı anda su verilmiş olur. Ana boru hatlarında olduğu gibi, manifold boru hatları da genellikle gömülüdür ve sert PVC borulardan oluşturulur. Küçük sistemlerde manifold boru hatları bazen toprak yüzeyine serilir ve bu durumda PE borular kullanılır. Manifold boru hatları, tesviye eğrilerine paralel (eğimsiz) yada bayır aşağı eğimde döşenmelidir. Bayır yukarı eğimde döşemekten kesinlikle kaçınılmalıdır. Bu hatlar, ana boru hattına dik olabileceği gibi paralel de olabilir.

Lateral Boru Hatları : Üzerine damlatıcıların yerleştirildiği borulardan oluşur. Toprak yüzeyine serilir ve bu amaçla yumuşak PE borular kullanılır. Genellikle her bitki sırasına bir lateral döşenir. Bazen, her bitki sırasına iki lateral ya da iki bitki sırasına bir lateral yerleştirilebilmektedir. Lateral boru hatları da, manifold boru hatlarında olduğu gibi, tesviye eğrilerine paralel (eğimsiz) ya da bayır aşağı eğimli döşenmelidir ve bayır yukarı döşemekten kaçınılmalıdır.

Damlatıcılar : Sistemin en önemli ve en dikkatle seçilmesi gereken elemanlarıdır. Lateral borulardaki basınçlı su damlatıcıya geçtikten sonra, damlatıcı içerisindeki akış yolu boyunca ilerlerken, suyun enerjisi sürtünme ile önemli ölçüde kırılır. Bunun sonucunda, su damlatıcıdan damlalar biçiminde çok küçük debi ile çıkar ve toprağa infiltre olur. Damlatıcılar genellikle lateral üzerine geçik (on-line) ve laterale boylamasına geçik (in-line) olmak üzere iki tipte yapılmaktadır. Lateral üzerine geçik damlatıcılarda, damlatıcı girişi lateral boyu içinde ve gövde borunun dışındadır. Bu tip damlatıcılar orifis girişli ve genellikle kısa akış yolludur. Suyun enerjisi, girişteki orifis ve akış yolu boyunca kırılır. Laterale boyuna geçik damlatıcılarda ya laterel boru damlatıcının iki ucuna bağlanmakta ya da damlatıcılar lateral boru içerisine sabit aralıklarla ve boylamasına yerleştirilmektedir. Akış yolu genellikle uzundur. Su lateral boru çeperinden damlatıcıya girmekte, uzun akış yolu boyunca enerjisi kırılmakta ve lateral boru dışından çıkmaktadır.

Basınçlı sulama yöntemleriyle (Yağmurlama, damla sulama, Bublers sulama) büyük oranda su tasarrufu sağlanır. Bu suyla da daha fazla alan sulanır. Buda daha fazla bireye hizmet götürülmesi yönüyle sosyal adaletin sağlanması, üretim artışı ve milli gelir artışı demektir.

SU KAYNAKLARI

Su bütün canlılar için en önemli doğal kaynaklardan biridir.İnsan kullanımı, ekosistem kullanımı, ekonomik kalkınma, enerji üretimi, ulusal güvenlik gibi suyun gerekli olduğu birçok sektör vardır. Sürdürülebilir kalkınma için en önemli yaşamsal kaynaklardan biri sudur. 20. yüzyılda dünya nüfusu 19.yüzyıla oranla üç kat artmasına rağmen, su kaynaklarının kullanımının altı kat arttığı belirlenmiştir.

Su yenilenebilir bir kaynaktır, bu anlamda sürdürülebilir kullanımı mümkündür; Ancak günümüzde hızlı tüketim, kaynaklardan yararlananlara eşit fırsatlar ve yararlar sağlayacak şekilde sürdürülebilirlikten çok uzaktadır.
Türkiye dünyanın en hızlı nehirlerinden birkaçına sahip olsa da su rezervleri bakımında alt sıralarda yer almaktadır. Türkiye’de su kaynaklarının yönetimi uluslararası standartlarda iyi ve sürdürülebilir bir yönetim politikası benimsenmediği için geleceğe ilişkin tehditler ciddi boyutlara ulaşmıştır.

Genellikle, bir insanın biyolojik ihtiyaçlarını karşılaması ve yaşamını sürdürebilmesi için, günde en az 25 litre su tüketmesi gerektiği kabul edilir. Ancak, çağdaş bir insanın sağlıklı bir biçimde yaşaması için gereken içme, yemek pişirme, yıkanma, çamaşır gibi amaçlarla kullanılacak su dikkate alındığında, kişi başına günlük ortalama kentsel su tüketim standardı 150 litre olarak kabul edilmektedir. Dünya genelinde bölgelere göre kişi başına su tüketim miktarları sanayileşmiş ülkelerde 266 litre iken Afrika’da 67, Asya’da 143, Arap ülkelerinde 158, Latin Amerika’da 184 litredir. Türkiye'de ise kişi başına günlük su tüketimi ortalama 111 litredir.

Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için, kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8000- 10.000 m3 arasında olmalıdır. Kişi başına düşen yıllık 1430 m3’lük kullanılabilir su miktarıyla Türkiye, sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir.

Ülke- Kıta Ortalaması
Kişi Başına Düşen Kullanılabilir Su Miktarı (yıllık)

SURİYE
1.200 m3

LÜBNAN
1.300 m3

TÜRKİYE
1.430 m3

IRAK
2.020 m3

ASYA ORTALAMASI
3.000 m3

BATI AVRUPA ORT.
5.000 m3

AFRİKA ORT.
7.000 m3

GÜNEY AMERİKA ORT.
23.000m3

DÜNYA ORT.
7.600 m3


Tablo 1: Dünyada Kişi Başına Düşen Kullanılabilir Su Miktarları

DSİ Genel Müdürlüğü verileri, 2030 yılında su kaynaklarımızın %100 verimle kullanılacağını öngörür. 2030 yılında nüfusu 80 milyona ulaşacak olan Türkiye, kişi başına düşen 1100 m3 kullanılabilir su miktarıyla, su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelecektir. Bu veriler göz önüne alındığında, 2050 ya da 2100 yılında, Türkiye’nin çok ciddi bir su kriziyle mücadele etmesinin kaçınılmaz olduğu görülür. Bu tehlikeyi en aza indirmek için, su kaynaklarımız çok dikkatli yönetilmelidir.


KONTROL CİHAZLARI VE SEÇİMİ




1 KONTROL CİHAZLARINA GENEL BAKIŞ
Sistemdeki otomatik vanaları (solenoid vanaları) kumanda eden sulama için özel tasarlanmış pilli yada kablolu kontrol cihazlardır.
  1. Toplam istasyon adedine uygun olarak seçilmelidir. Bazı kontrol cihazları istasyon çıkış güçleri itibariyle birden fazla vana çalıştırabilir, aynı anda çalışacak vanalar tek istasyona bağlanabilir. Bu özellik cihaz seçiminde dikkate alınmalıdır.
  2. Kontrol cihazları içeride yada dışarıda monte edilebilir,bu durumda bu konumlara uygun cihazlar seçilmelidir. Dışarıda kullanılacak cihazlar nem, yağmur vs karşı mutlak dış kabinli olmalıdır.
  3. Kontrol cihazı, projemizde yer alan bitki örtüsünün sulanması için gerekli donanıma sahip olmalı, program kabiliyeti uygulanacak sulama programları için yeterli olmalıdır.
  4. Projemizde elektrik durumuna uygun olarak, pilli yada şebeke elektriğinden güç alan kablolu cihazlar  kullanılabilir. Uygun olması halinde kablolu cihazlar daha konforlu oldukları için tercih edilmelidir.
  5. Kontrol cihazları elektrik besleme hattına yakın olmalıdır.
  6. Kontrol cihazlara erişim kolay olmalıdır.
  7. Islak hacimlerden uzak olmalıdır.
  8. Çok yağış alan ılıman iklime sahip bölgelerde kontrol cihazına yağmur sensörü takılmalıdır



2 KABLOLU VE PİLLİ SİSTEM  KARŞILAŞTIRMA
  1. KABLOLU SİSTEM  MERKEZİ KONTROL SİSTEMİDİR. SİSTEM TEK MERKEZDEN KONTOL EDİLİR.
    Pilli sistemde her vana kendi ayrı ayrı programlanır ve her program değişikliği vana yanına gidilerek ayrı ayrı programlanır .
  2. KABLOLU SİSTEMDE SULANACAK BÖLGEYE MÜDAHALE ETMEK TEK TUŞLA MÜMKÜNDÜR.
    Pilli sistemde ise, Müdahale edilecek bölgedeki tüm vanaları tek-tek dolaşmak gerekir.
  3. MERKEZİ KONTROL SİSTEMİNDE ÇALIŞMAYAN VANA ,ÇİHAZIN İKAZ SİSTEMİ SAYESİNDE HABERDAR OLUNUR.
    Pilli sistemde çalışmayan yada pili biten kontrol cihazını tespit etmek mümkün değildir.
  4. KABLOLU SİSTEME  BİR ADET YAĞMUR SENSÖRÜ BAĞLANIR.
    Pilli sistemde Yağmur sensörü kullanılamaz .Kullanılsa bile her vana merkezine ayrı ayrı sensör bağlamak gerekir bu da maliyeti gereksiz arttırır.
  5. MERKEZİ SİSTEM TEK ÜNİTEDEN OLUŞUR ARIZALANMASI HALİNDE MÜDEHALESİ KOLAY BAKIMI SON DERECE BASİTTİR.
    Pilli sistemde vana adedi kadar kontrol cihazı mevcuttur.Arıza olasılığı çok yüksek,işletme maliyeti çok fazla,arıza tespiti çok zordur. Tamamen su geçirmez dizayn olduğu için kontrol ünitesine müdahale mümkün değildir mutlaka yenisi ile değiştirmek gerekir,buda işletme maliyetini son derece arttırır.
  6. KABLOLU SİSTEM MERKEZİDİR VE MÜDAHALESİ KONTROL ÇİHAZI KİLİT ANAHTARI OLAN YETKİLİ KİŞİLERCE YAPILIR.
    Pilli sistem sahada dağınık olduğu için, cihaza herkes ulaşabilir  çalınma ve zarar görme riski yüksektir.
  7. KABLOLU SİSTEM DIŞ MEKAN VE YAĞMUR GEÇİRMEZDİR.
    Pilli sistem vana kutuları içerisinde, her ne kadar su geçirmez imal edilse de  yağışlı havalarda su içerisinde kalır gerek kablo bağlantıları gerekse  pil yatak ünitesi zamanla bu özelliğini yitirir ve cihaz arızalanır bu durumda yukarıda bahsedildiği gibi tamir şansı yoktur yenisi ile değiştirilir.
  8. KABLOLU SİSTEMDE MEVSİMSEL SULAMA SÜRESİ DEĞİŞİKLİĞİ TEK TUŞ HAREKETİ İLE DEĞİŞTİRİLİR.YANLIŞ PROGRAMLAM GİRİLSE BİLE ÇİHAZ  YA İKAZ EDER YADA PROGRAMI KENDİ DÜZELTİR.
    Pilli sistemde Mevsimsel sulama süre değişikliği tüm vanalar tek, tek dolaşılarak ve yeniden program yapılarak değiştirilebilir.Yapılacak programın doğru olması için ayrı bir yazılıma ihtiyaç vardır yanlış programlama sistemin çalışma basıncını ve debisini etkiler buda sulama sisteminin  performansında düşüklüklere sebep olur.

3.OTOMASYON

Kontrol cihazını mümkün olduğunca bütün solenoid vanaları görebilecek uygun bir konuma yerleştirdik. Kontrol cihazı olarak 4 istasyonlu kablolu dış ünite zaman role cihazı seçildi.
Solenoid vanaları mevcut sulama kabloları düşünülerek dörderli iki guruba ayırdık.
5 x0,8 mm özel toprak altı sulama kablosu ile kontrol cihazına bağlantıyı yaptık.5 Damarlı  kablolardan birini 4 vananın ortak ucu olarak, geride kalan 4 damarı her vananın sinyal ucu olarak tek tek DBY su geçirmez kablo klemensleri kullanarak kontrol cihazına bağlantısını yaptık Kablolar ana boru yanına aynı kanal içine döşendi.

BİTKİLER İÇİN SUYUN ÖNEMİ

Sulamanın önemini daha iyi anlayabilmek için suyun bitki hayatındaki önemini bilmek gerekir.

Yeryüzünde susuz bir hayat düşünülemez. Bitki ağırlığının ortalama % 90’ını su oluşturmaktadır
Su bitkinin çimlenmesini, bitkilerin hücre, gövde, dal, yaprak gibi organlarının canlılığını sağlar. Bu canlılık ve bitkinin kendine özgü şeklini kazanması, aynı zamanda yapraklarıyla solunum yapabilmesi, suyun bitkinin damarlarında sağladığı iç basınç ile gerçekleşir.

Su bitkiye gerekli olan besin maddelerini eriterek, kökler tarafından emilmesini ve emilen besin maddelerinin bitki içerisinde taşınmasını da sağlar.

Besin maddeleri, bitkinin ihtiyacı olan organlarına veya bitkinin depo görevi yapan bölgelerine su ile taşınır.

Su, bitkiyi fazla sıcak ve soğuklardan korur. Don olduğu dönemlerde yapılan sulama da, donma sonucu dışarıya verilen enerji toprak yüzeyini bir miktar ısıtacağından don şiddeti azaltılmış olur. Sıcakta ise yaprak yüzeyinden buharlaşan su bitki bünyesindeki ısıyı dışarı vererek bitkinin serinlemesini sağlar.

Su, köke yön vererek (kökler daima suya yönelmektedir), köklerin derinliğine ve yanlara yayılmasına etki ederek, köklerin daha iyi gelişmesini sağlar.

Bitkiler topraktan aldıkları suyun çok az bir kısmını (% 02) fotosentez yapı malzemesi olarak kullanmakta geri kalanını terleme ile atmosfere vermektedir. Ancak bu lüzumsuz bir su tüketimi kabul edilmemelidir. Zira, gıda maddelerinin topraktan alınması, bu maddelerin kullanılacak yerlere taşınması, hücre faaliyetlerinin sürdürülebilmesi ve bitki organlarında iç tazyikin sağlanması için, bitki kökleriyle yaprakları arasında sürekli bir su akımına ihtiyaç vardır.

Bitki için suyun bu derecede önemli olması, sulamanın da önemini ortaya çıkarmaktadır. Sulama ürünü çeşitlendirerek halkın refah düzeyinin yükselmesine, sanayiye ham madde sağlanmasına, sanayiinin gelişmesine, ihracatın artmasına doğrudan doğruya etkili olduğu gibi, artan ürünün nakliyecileri, satışı satıcıları ve beslenmeye katkıları alıcıları dolaylı olarak etkilemektedir.

OTOMATİK SULAMA SİSTEMİ DENİNCE...


Sahip olduğunuz bahçenizin sulama işinin zaman, iş gücü ve ekonomik açıdan azalması sizler için büyük kolaylık sağlayacaktır. Otomatik sulama sistemleri pratik olması açısından iş gücü ve zamanı azaltır. Üstelik son dönemlerde büyük su kıtlıklarının yaşandığı ülkemizde su kaynaklarını en tasarruflu biçimde kullanmanızı sağlar.
Su insanlar için ne kadar önemliyse bitkiler için de bir o kadar önemlidir. Unutmayalım ki su canlıların yaşamında en fazla gereksinim duyduğu likit maddedir. İnsanlar su tüketiminde nasıl düzenli ve ihtiyaca yönelik uygulamada bulunuyorsa bu işlem bitkiler içinde aynıdır. Bitkiye yetersiz su verdiğinizde bitki susuz kalacağından kurur. Eğer gerektiğinden fazla su verirseniz de bitki kökü çürüyerek zarar görür ve sonucunda bitki yine ölür. Bu nedenlerle bitki sulamada en uygun miktarda ve belli zaman aralıklarında sulama yapmak otomatik sulama sistemleri ile mümkün olacaktır.
Günümüzde kentleşmenin yoğun olduğu ülkemizde otomatik sulama sistemlerinin de önemi bir hayli artmıştır. Bahçenizde çimlerin homojen olarak sulanması, çimlerinizin sağlıklı şekilde durmasına büyük katkı sağlayacaktır. Homojen olarak sulama işlemini manuel şekilde göz kararı sizin yapmanız çok zor hatta imkansız bir işlemdir. Bu bağlamda otomatik sulama sistemine ihtiyaç duyarsınız.
Ülkemizde daha çok salma sulama yöntemi yaygındır. Fakat bu yöntemde su büyük oranda israf olmakta ve fazla su toprağın verimini de azaltmaktadır. Bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak için otomatik sulama sistemleri geliştirilmiştir. Otomatik sulama sistemlerini kullanan çiftçiler hem zamandan, hem iş gücünden, hem su kaynağından tasarruf etmiş; ve topraklarını en verimli şekilde işlemenin tadını çıkartmışlardır.
Firmamız otomatik sulama sistemlerinde siz müşterilerimize dünyadaki sulama sistemleri standartlarına uygun bir hizmet vermektedir. Tarımsal ve eviniz bahçesinde daha verimli ve pratik bir sulama imkanı için otomatik sulama sistemlerini deneyin diyoruz. 

OTOMATİK SULAMA SİSTEMİNİN ÖNEMİ

BAHÇENİZ İÇİN SUYUN ÖNEMİ

Bahçelerin sulanmasında sulama suyunun kalitesine ilişkin değerlerin (sertlik,kireç ve tuzluluk,PH) bilinmesi  ve olumsuz özelliklerin iyileştirilmesi bitkilerin sağlıklı gelişimi açısından çok önemlidir.Bunun yanısıra bitki sulama teknikleri son yıllarda su ekonomisi ve bitki su ilişkisi açısından önem kazanmıştır.
 
Günümüzde bilinen sulama teknikleri.
Salma sulama,karık sulama
Elle sulama, 
Yağmurlama sulama, 
Damlama sulama, 
Terleme sulama.
 
             Salma sulama ve elle sulama bilinen en basit sulama yöntemlerdir. İnsanlar bu işleri günlük yaşam saatlerinde yaptıklarından sulamanın zamanı ve miktarı kontrol edilemez. Sulama doğru zamanlarda ve miktarlarda yapılmaz ise bitki sağlığı ve gelişimi açısından çok büyük sakıncalar doğurur. Örneğin toprakta tuzlanma, yaprak yanıkları, mantar hastalıkları, renk farklılıkları, yosunlaşma, kök çürüklüğü gibi birçok sorun oluşturur. Gün içerisinde, yüksek ısılarda yapılan sulamalar, evopotransprasyon (total buharlaşma) ile büyük su kayıplarına yol açtığı gibi toprak kalitesini ve bitki beslenme dengesini bozar.
             Yağmurlama, damlama, terleme sulama sistemleri kontrollü sulama teknikleridir. Yağmurlama sulama sistemleri; yerüstü  sprinker sistemler, yeraltı rotor ve sprinker sistemler, sprey sulamaları olmak üzere üç farklı şekilde, otomatik ve manuel olarak tesis edilebilir. 
              Otomatik sistemlerde sulama zamanları, miktarları kontrol edilebilir..Böylece  sulama sonucu doğabilecek birçok olumsuzluğun önüne geçilir. Örneğin, bitkilerin sudan en iyi faydalanabildiği zaman dilimi, sabaha karşı 04.00 -05.00 saatleri arasıdır.Fakat  insanların bu saatlerde sulama işini yapmaları  mümkün olmamaktadır. Otomatik olarak programlanan bir sistemde ise; insan faktörü devre dışı kalır. En uygun zaman diliminde sistem kendisi devreye girerek yeterli zaman ve miktarda sulama yapar. 
              Diğer bir sulama tekniği olan damlama ve toprak altı terleme sulama sistemleri de otomatik olarak işletilebilen sistemlerdir.
Damlama ve terleme sistemlerinde de su miktarı ve zaman kontrol edilebilir.Gerek su ekonomisi gerekse topraktan sulanması gereken bitkilerin sağlığı açısından çok önemli  sulama teknikleridir. Dünyada hızla gelişen bir teknoloji olan otomatik sulama sistemleri sayesinde suyun ekonomik kullanılması, toprağın ve bitkilerin kalitesinin geliştirilmesi mümkün olmuştur. 




Kaynak:peysaj center

SULAMA SÜRESİ ve ANA HAT BORU ÇAPI HESABI



BİTKİNİN SU İHTİYACI  ve  P.E.T. TABLOSU

Bitkinin su ihtiyacını belirleyen en temel etken yerel iklimdir. Bitkinin su ihtiyacı, topraktan ve toprak yüzeyinden buharlaşarak (evaporasyon) kaybedilen suyu ve bitki tarafından terleme (transpirasyon) yoluyla gerçekte kullanılan suyun toplamını içerir. Bu kombinasyona EVAPOTRANSPİRASYON ya da kısaca E.T. denir. Belirli bir iklimde bitkiler için gerekli maksimum su miktarını ise P.E.T şeklinde ifade ederiz. Hava ne kadar sıcaksa, oluşacak su kaybının o kadar fazla olacağını düşünebiliriz.
Diğer bir önemli faktör de havadaki su buharı oranıdır. “Bitkiye ne kadar su  verilmeli?” ve “Sistem ne sıklıkla  ve ne kadar süreyle çalıştırılmalı?”  sorularının yanıtlanabilmesi için sulanacak alanın hangi iklim şartlarına sahip olduğunu bilmemiz şarttır. Pratik olarak dünya iklimleri basit sınıflara ayrılarak aşağıdaki tablo oluşturulmuştur.
Not : Peyzaj alanlarda en yoğun bitki çimdir ve bütün hesaplar çim bitkisi üzerine kuruludur.Aşağıdaki bütün tablo ve hesapların çim bitkisi için geçerlidir

P.E.T. Tablosu
İklim mm/Güm
Soğuk Nemli 2.54 – 3.81
Soğuk Kuru 3.81 – 5.08
Ilık Nemli 3.81 – 5.08
Ilık Kuru 5.08 – 6.35
Sıcak Nemli 5.08 – 7.62
Sıcak Kuru 7.62 – 11.43

Bitkinin su ihtiyacını ve hangi sıklıkla ne zaman sulanacağını belirleyen sadece iklim değil başka faktörler de vardır. Rüzgar, toprak tipi ve su tutma oranı bunlardan bir kısmıdır.

HAT ÇALIŞMA SÜRESİ HESABI
Yöntem, sahanın haftalık su ihtiyacını karşılamak üzere her hattın günlük çalışma süresini dakika cinsinden belirlemektir.Eğer sulama yapmak için kısıtlı bir zaman varsa, kullanılan sprink tipleri, hatların oluşturulması ve aynı anda çalışan istasyon sayısı son derece kritik etkenlerdir.
Formül şöyledir:
To = I x 60 / PR x DA
.
To = Hattın günlük çalışma süresi, dakika olarak
I  = Sistemin haftalık su ihtiyacı, en kötü şartlarda, milimetre olarak
     (P.E.T. TABLOSUNDAN)
PR = Sprink yağmurlama hızı (mm/h)
DA = Sulama yapılacak gün sayısı, bir hafta içerisinde
60 = Saat/dakika çeviri faktörü
ÖNEMLİ NOT : Sulama süresini kısaltmak yada uzatmak sprinkleri değiştirerek dolayısıyla debi ve buna bağlı olarak siprink yağmurlama hızını değiştirmekle mümkündür. Ancak bir projeci debiyi ve dolayısıyla siprink yağmurlama hızını arttırmadan önce toprağın su alma hızının bu miktar için yeterli düzeyde olup olmadığını kontrol etmelidir.
SİSTEMİN GÜNLÜK SULAMA SÜRESİ HESABI
Sprey, rotor ve mikro sprinklerin yağmurlama hızları farklı olduğundan vana sulama süreleri de farklıdır. Dolayısı ile her cins vana sulama süreleri ayrı ayrı hesaplanır ve toplanır. Damlama hatları uzun süreli çalışacağından ayrı hesaplanır ve yağmurlama süresine eklenir.
Sistemin günlük     Toplam (S x h1) + Toplam(R x h2) + Toplam (Z x h3)
çalışma süresi  = ------------------------------------------------------ + D
hesabı                      Eş zamanlı çalışacak vana adedi
.
S  = sprey hat vanası
h1 = sprey hat çalışma süresi
R  = 3/4" Rotor hat vanası
h2 = 3/4" Rotor hat çalışma süresi
Z  = 1" Rotor vanası
h3 = 1" Rotor hat çalışma süresi
D  = Damlama vana süresi

ANA HAT BORU ÇAPI HESAPLANMASI

1- SİSTEM ŞEBEKEDEN BESLENİYOR İSE
Sistemde belediye su şebeke hattı sulama suyu olarak kullanılacaksa ana hat borusu mevcut şebeke boru çapı ile aynı, veya aynı anda çalışacak vanaların toplam debisini kaldıracak, şebeke hattından daha küçük çapta olabilir.
2- SİSTEMDE DEPO VE DEPOYA BAĞLI POMPA / HİDROFOR KULLANILIYOR İSE
  1. Yukarıda anlatılan hat çalışma süreleri toplanarak, projenin toplam sulama süresi tespit edilir. Sürenin operasyonel olarak mümkün olup olmadığı kontrol edilir. Bulunan süre operasyonel olarak gerçekleşemeyecek uzunlukta ve su kaynağı yeterli ise, aynı anda birden fazla alan (İSTASYON) birlikte sulanmalıdır.Bu halde ana hat debisi aynı anda çalışan vana debisi toplamı kadardır.
  2. Sistem debisi bir yada daha fazla vanayı kaldıracak büyüklükte değil, ama debisi daha yüksek, dolayısı ile yağmurlama hızı daha yüksek sprinklerin kullanımına olanak veriyorsa, sprink değişimi düşünülebilir.Bu değişim, toprak geçirgenliğinin de müsaade etmesi durumunda, sistem sulama süresini kısaltacağından önemlidir.
  3. Debisi tespit edilen ana hat ,malzeme cinsi ve istenilen basınç aralığındaki üretici boru kayıp cetvelinden V=1,5-2 m/sn su huzmesi hız aralığında boru çapına ulaşılır.
  4. Projenin uygun olması halinde debi değerini ikiye bölerek ana hattı küçültüp ring, yada ana hatta ortadan giriş yaparak, ana boru çapını düşürebilir,sistemi basınç olarak dengeleyebiliriz. Bu durumda boru çapı küçüldüğünden ana hat fiyatını da ucuzlatmış oluruz
  5. Burada önemle dikkat edilmesi gereken husus, ring yada ortadan ikiye bölünmüş ana hatlarda sistem debisinin ana hattı ikiye ayıran noktaya kadar değişmediği ve sistem debisini karşılayacak çapta olduğudur.

SULAMA SÜRESİ VE ANA HAT OLUŞTURMA ve ÇAP HESABI

1-BİR HATTIN SULAMA SÜRESİ HESABI
I x 60         6mm/h x 7gün   x 60
To = ----------- =  ------------------------- = 7,34 dak ~ 8 dak
       PR x DA          49 mm /h  x 7 gün
2-TOPLAM PROJENİN SULAMA SÜRESİ HESABI :
Projedeki Vana Sayısı
T.Sulama Süresi =   -----------------------------------  x  Hat Sulama Süresi
                       Eş Zamanlı Çalışan Vana Sayısı
6
T.SULAMA SÜRESİ = ------- x 8 = 48 dakika
                     1
Not : 2 adet damlama hattı operasyonel sürenin dışında tutulmuştur.
Bu değer operasyonel süre için normaldir.

3-ANA HAT ÇAP HESABI

1- Eş zamanlı çalışacak vana sayısı tespiti:
Sulama süresi operasyon için normal olduğundan aynı anda 1 vana çalışabilir (süre uzun olsaydı aynı anda 2 veya daha fazla vanayı birlikte çalıştırıp süreyi kısaltacaktık)
2- Ana hat debisi :
Ana hat debisi projemizde kullanılan en büyük vananın debisine eşit yada büyük olabilir.
Projede en büyük vana debisi 6.BÖLGE deki vana idi, debisini = 9,13 m3/h olarak bulmuştuk.
Ana hat debisi = En büyük vana debisi =9,13 = 10.m3/h olarak seçildi
3- Ana hat çapı :
Hat debisi 10 m3/h = 10x 1000/3600 =2,77 lt/sn
Boru kayıp cetvelinden (tablo 12 ), ve hız V=1,23 m/sn de Ana hat Boru Çapı = 63 mm olarak bulunur.
Ana Hat Borulama
Ana Hat


DAMLAMA HATLARI
Projemizde çalı ve çiçekli bitkiler gurupları damlama ile sulanması planlanmıştı.
  1. Bitki projesi üzerinde çalı ve çiçekli bitkilerin su ihtiyacı ve dikim aralıkları göz önüne alınarak üretici katalogundan damlama borusu seçelim.Projemiz için 16 mm çaplı 20 cm damlatıcı aralığı olan ve 2 lt/h debili içten emitörlü damlama borusunu uygun olacaktır.
  2. Her damlama borusu kümesinin küme debisini aşağıdaki formüle göre hesaplayalım .
Küme debisi  =  Boru Boyu (mt) / Damlatıcı Aralığı (mt) x Damlatıcı Debisi (m3/h)
Şimdi ,kümeleri gruplandırarak bölgeler oluşturalım,ve bölge debilerini hesaplayalım
1. BÖLGE 440 mt
2. BÖLGE 380 mt ölçüldü.
Aslında projemizde çalı ve mevsimlik gurupları iki ayrı gurup olarak değerlendirmek ve ayrı ayrı sulamak en doğru seçenek olmasına karşın, kullanılan bitkilerin su ihtiyaçları birbirine yakın olması sebebiyle bölgelere ayırma , konum itibariyle yapılmıştır.
1.BÖLGE DEBİSİ = 440 mt  / 0,20 mt x 2 lt/h = 4400 lt/h=4,4 m3/h
2.BÖLGE DEBİSİ = 380 mt x 0,20 mt x 2 lt/h = 3800 lt/h=3,8 m3/h
Debisi belirlenen hattın boru çapı boru kayıp cetvelinden  daha önce öğrendiğimiz gibi hesaplanır.
Q= 4,4 m3/h =1,22 lt/sn boru çapı 32 bulunur.
Q= 3,8m3/h  =1,05 lt/sn boru çapı 32 bulunur
Debiye göre vana çapı 1″ olarak bulunur, ve proje üzerine işlenir.
Sulama Bölgeleri 
Sulama Bölgeleri




Kaynak:SNM LTD ŞTİ

OTOMATİK SULAMA ÖNEMİ

Belediye park bahçe sulaması
Bitkisel peyzaj alan sahipleri hayallerindeki bahçe peyzajına ulaşama maktan şikayetcidirler. peyzaj uygulaması yapılan bahçenin birinci senesinde herşey çok güzel bir görünüme sahiptir,ilerki yıllarda zamanla çimlerin renk değiştirerek seyrekleşmesi, bitkilerin cılızlaşması ve bazı bitkilerin kuruması gibi sorunlar oluşur ve bu sorunların hedefi maalesef bahçeyi yapan peyzaj mimarı olur,Genellikle kusurlu ve eksik, kötü tasarlanmış otomatik veya manuel sulama sistemi çıkar.
İyi planlanmış ve uygulamasıda iyi bir şekilde yapılan otomatik sulama sistemi ile bahçeler uzun yıllar ilk yılki canlılığını koruyarak kullanıcısını memnun etmekte olup işi üstlenen yapan bir firma için ise gurur vericidir.
Kötü tasarlanmış bir sulama sistemi olan peyzajlar zamanla deforme olmakta ve o güne kadar bahçe için yapılan, harcamalar ise boşa gitmektedir.
Bu durum gösteriyorki işi üstlenecek firmanın branşında profesyonel olup garantili bir uygulama sonucunda müşterisinin memnuniyetini kazanması aslında her iki tarafında memnun kalmasıdır.

ROTOR ÖZELLİKLERİ NELERDİR

K-Rain SuperPro ile 8 Üstün Özellik Bir Arada!

K-Rain SuperPro Rotorlar, Açı Hafızası & Su Kesme Özelliği

Rotorlar'da üstten ayarlama, tornavida ile açı ayarı gibi bir çok özelliğin mucidi olan K-RAIN geliştirdiği bu ürünle otomatik sulama sektöründe bir devrim yarattı . SUPERPRO sekiz özelliği bir arada kullanıcılara sunuyor . Geniş çim alanların otomatik sulanması için geliştirilen SuperPro özellikle belediye refüj ve park bahçe  sulamalarında yetkililere rahat bir soluk aldıracak niteliklere sahiptir.
SuperPro
K-Rain SuperPro
İŞTE K-RAIN SUPERPRO’ NUN RAKİPSİZ ÖZELLİKLERİ:
1 – ÇEVİRME İLE KIRILMAYAN BAŞLIK
Özellikle meraklı insanlarımız için geliştirilen bu özellik sayesinde, rotor kafası, rotor çalışırken dahi sağa veya sola sorunsuzca döndürülebilir ve bu hareket rotorda herhangi bir arızaya sebep olmaz.
2 – AÇI HAFIZASI
Meraklı insanlar için ikinci önlem! Rotor kafası dışarıdan bir etki ile döndürülse bile açı ayarı asla bozulmaz. Rotorunuz daha önceden ayarlanan açısına daima geri döner.
Su Kesme Özelliği
Su Kesme Özelliği ile sprink' i kolayca kapatabilirsiniz
3 – SU KESME ÖZELLİĞİ
Özel patentli su kesme özelliği ile SuperPro’ yu istediğiniz anda kolayca kapatabilirsiniz. Bu özellik sayesinde özellikle tamirat sırasında diğer sprinkler çalışırken seçtiğiniz bölümü çalıştırmayabilir , açı ayarlarını ve nozul değiştirmeleri ıslanmadan yapabilirsiniz
4 – PATENTLİ AÇI AYAR MEKANİZMASI
SuperPro açı ayar mekanizması ile sadece düz uçlu bir tornavida ile açıyı üstten görerek ayarlayabilirsiniz. Bu özellik montaj elemanına büyük rahatlık sağlayacak, tekrar tekrar ayar yapmayı önleyerek montaj süresini azaltacaktır.
5 – GERİ DÖNÜŞSÜZ TAM TUR ÖZELLİĞİ
Aynı rotoru açı ayarlı yada geri dönüşsüz tam tur ayarlamak mümkündür. Bu özellik sayesinde hem arkada sulanmayan hiçbir bölge kalmaz hem de ayrıca tam tur rotor stoklamak durumunda kalmazsınız.

K-Rain SuperPro
Elle Çevrilebilen riser sayesinde sol durma noktasını kolayca ayarlayabilme
6 – SOL DURMA NOKTASI AYARI
Hareketli yükselen bölüm, özel mekanizması sayesinde elle döndürülebilir. Bu özellik rotora eşsiz kolay ayarlama özelliği katar
7 – ÇEKVALF
Her kutu içinde standart 5 adet çekvalf bulunur. Bu sayede eğimli alanlardaki sızıntıları kolayca önleyebilirsiniz.
8 – 12,7 CM POP-UP YÜKSEKLİĞİ
Rakip ürünlere göre daha fazla yükselen riser özellikle belediyelerde kesimi gecikmiş çimlerde görülen nozuldan çıkan su huzmesinin uzayan çime çarparak düzensiz sulama problemini ortadan kaldırır
Bütün bu özellikler 60’dan fazla rotor patentine sahip K-Rain’in yeni SuperPro ile liderliğini pekiştiriyor.

TOPRAKTA SUYUN TUTULMASI NEDİR.


TOPRAK SUYU
Toprakta bulunan su, bitkilerin yetişmesi, toprak içindeki biyolojik faaliyetlerin devamı, çeşitli ayrışma ve özellikle iyon alışverişinin sağlanması bakımından son derece önemlidir.
Toprakta suyun tutulması Adhesion ve Kohezyon yoluyla olmaktadır. Adhesion katı toprak parçacık yüzeylerinin suyu çekme kuvvetidir. Su, toprak parçacıklarının iç ve dış yüzeylerinde bulunan elektriksel alandaki elektrostatik kuvvetlerle tutulmaktadır. Birkaç su molekülünden ibaret olan tabakalar, kuvvetli Adhesiv kuvvetler sayesinde toprak parçacıklarını kuvvetli olarak sarmaktadır. Bu suya adhesion suyu denilmektedir. Adhesion suyu çok küçük ölçüde hareket etmekte,bitkilere faydalı olamamaktadır.
Kohezyon olayı su moleküllerinin birbirini çekmesidir. Toprak dahilinde su moleküllerinin birbirini çekmesi ile tutulan suya kohezyon suyu denilmektedir. Kohezyon suyunda su molekülleri daha fazla hareket etmekte dolayısıyla da bu suyun yaklaşık 2/3’ ü bitkiler tarafından kullanılır.

SULAMANIN ÖNEMİ NEDİR

        Bitki yetiştiriliciğinde toprak bir ortam,su yardımcı bir unsur,bitki ise sonuçtur.Bir tohumun çimlenmesinde gerekli olan suyun olmasıdır.Tohum ne kadar kaliteli olursa olsun atıldığı yerde nem yoksa çimlenmesi ve büyümesi imkansızdır.Çimlenme sırasında tohumların bir çoğu çevrelerinde bulunan suyu absorbe ederek ağılıkların iki katına çıkarlar.Bu yüzden yeterli ve uygun sulama yapılamıyor ise,yazın sıcak aylarda tohum tarafından emilip çimlenme sağlanabilecektir.Fakat daha sonra yeterli suyu bulamıyacağından bitki kök gelişimini tamamlıyamayacak ve buna paralel olarak büyümesi gelişmeyeceğinden bitki ölecektir.
       Suyun bitki hayatındaki yüklendiği fonksiyonları şu şekilde sıralıyabiliriz.   
1-Su herşeyden önce bitki için başlı başına bir besin elementidir.Fotosentez olayı için bir ham maddedir ve katalizatör görevi yapar.
2-Bitki hücrelerinin ve dolayısıyla bitki dokularının turgor durumda bulunmaları bitkinin kendine has şeklini alması ve yapraklarındaki stomaların açılıp kapanmaları doğrudan doğruya  bitkinin içerdiği suyla ilgilidir.
3-Emzimlerin aktivitesi,bitki hücre ve dokularındaki metabolizma olaylarının düzenli cereyan etmesi suyun varlığına bağlıdır.
4-Bitki besin elementlerinin bitki kökleri tarafından alınması için bu elementlerin suda erimiş halde bulunmaları gerekmektedir.Bu yüzden toprakta yeterli nemin bulunması bitkinin beslenmesi açısından önemlidir.
5-Su bitki içerisinde bir taşıyıcı olarak görev yapar.Topraktan alınan besin maddelerinin bitkinin depo bölgelerine taşımasında suya ihtiyaç vardır.
6-Bunların yanında su,bitki gövdesinin soguktan ve sıcaktan zarar görmesini engeller.
7-Bütün bu fonksiyonların sonucunda su,bitkinin vejetatif aksamlarının gelişmesine ve bitkinin ürün veriminin artmasına hizmet eder.
       Sayılan bu fonksiyonların yerine getirilebilmesi için,bitkinin büyüme periyodu içerisinde toprakta her zaman yeterli miktarda suyun bulunması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.Yağışın yeterli olduğu bölgelerde toprakta bulunması istenen bu su doğal olarak yağışlarla karşılanabilir.Ancak;yeterli yağış almayan  yarı kurak ve kurak bölgelerde bu suyun suni yollarla (sulama yoluyla)toprağa verilmesi gerekmektedir.             Sulamayı gerekli kılan başlıca iki nedenler.

1-Yıllık yağış ortalamasının yetersiz olmasıdır.
2-Yıllık yağış ortalamasının düzensiz olmasıdır.Yıllık yağış ortalaması 375 mm'den az olan yerler kurak bölgelerdir.Buralarda sulama şarttır.375-750 mm arası yarı kurak (nemli)bölgelerdir.Bu bölgelerde çoğu zaman büyüme mevsiminde yağış olmadığı için sulama gerekir.750mm 'den fazla olan bölgelerde genel olarak sulamaya gerek yoktur.
 

Copyright 2008 All Rights Reserved | SULAMA SİSTEMLERİ BİLGİ PORTALI - Otomatik Sulama Sistemleri ,Peyzaj Sulama sistemi

herşey google><sulama + sulama sistemleri + otomatik sulama sistemleri + damlama sulama sistemleri + yağmurlama sulama sistemi + manuel sulama + rain bird+sapanca