Fidanlık yeri seçiminde önemli bir etken olan su kaynaklan ve fidanlıkların su ihtiyaçlarını saptama konularında daha önce verilen bilgiler dikkate alınarak fidanlığın su tesisatı yapılır. Ancak bir fidanlığın su ihtiyacı yani sulama müddetleri ve tekerrürleri yağış miktarına, havanın sıcaklık ve nisbi rutubetine, fidan türlerine, gelişme durumlarına ve yaşlarına göre değişir. Özellikle toprak fakirleştikçe su ihtiyacı da artacaktır. Zira fakir toprakta az miktarda olan besin maddeleri dolayısıyla toprak suyunun fazla sirkiiasyon yapmasıyla fıdanlann yeter ölçüde besin maddeleri almaları mümkün olur. Bu itibarla fidanların fazla transpirasyon yapması ve dolayısıyla yıkanma yapmayacak derecede sık sık sulanarak fazla su sarfetmesi gerekir. Bu nedenle su konusunda biraz toleranslı hareket etmekte fayda vardır. Bilhassa ekstrem kurak ilkbahar ve yazların zaman zaman yaşandığı memleketimizde su ihtiyacını saptamada toleranslı hareket etmek ve su gereksinimini ihtiyacın biraz üstünde tutmak daha ihtiyatlı olur.
Fidanlıklarda genelde dört tip sulama sözkonusudur.
1. Damla sulama yöntemi. (Toprak altından veya toprak yüzünden)
2. Salma sulama. (Toprak yüzünden sulama)
3. Karık Sulama.(Toprak üstünden sulama)
4. Yağmurlama. (Bitki üstü sulama yöntemi)
DAMLA SULAMA YÖNTEMİ- Toprak altına köklerin yayılış sahasına yerleştirilen delikli borularla yapılır Toprak altına yerleştirilen sistemde fazla suya ihtiyaç yoktur. Zira toprak yüzünden buharlaşma ile su kaybı çok azdır. Sistem toprak üstünde bir yer işgal etmediği için üretim sahasını daraltmamaktadır. Borulardaki delikler ayarlanarak toprak altından fidanlara istenildiği kadar su verilebilir. Özellikle çok kurak yörelerde fidanlıklar için düşünülebilir, ancak tesis gideri yüksektir. Sistemin bakım ve kontrolü zordur. Delikler arıza yapabilir bazı kısımlarda çok az ve bazı kısımlarda da ihtiyaçtan çok fazla su gelebilir. Genellikle memleketimizde sıcak-kurak yörelerimiz için önerilir. Ancak toprak yüzüne yerleştirilen sistemde her fidanın dibine bir emitatör (deliği ayarlanabilen meme) yerleştirilerek sistemden gelen suyla sulama yapılır. Bu sulama sistemi bilhassa suyun kıt olduğu yerlerde ve özellikle evaporasyonla su kaybının az olması nedeniyle kurak mıntıkalarda tesis edilecek fidanlıklar için önerilir.
SALMA SULAMA SİSTEMİ- Su açılan kanallarla arazi meyilinden faydalanılarak parsellere getirilir ve yan kanallarla parsellere verilir Sistem tava, taşırma ve sızdırma gibi tali yöntemlerden birine göre uygulanır. Tava veya alçak yastık sisteminde önce fidanlık parselleri tavalara ayrılır veya alçak yastıklar oluşturulur Ana su yolundan gelen su giriş yönünde önü kesilerek suyun tamamı veya bir kısmı tavaya verilir. îlk tavanın sulanması bitince bunun ağzı kapatılarak bu sefer su ikinci tavaya alınır. Böylece tavaların sulanması tamamlanır. Ancak alçak yastık veya tava usulü sulamada sahada eşit sulama mümkün olmaz. Su çukur kısımlara dolar, tümseklere gelmez, toprakta kaymaklanma ve çoraklaşma etkileri gözlenir. Sulama da bu yöntemle güç ve yavaş olur, fazla işçiyi gerektirir, dolayısıyla pahalıya malolur. Bilhassa ekim parsellerinde bu yöntem çok sakıncalıdır.
KARIK SULAMA - denir. Bu metodda su, belirli sıklıklarda fidanların kenarlannda açılan karıklardan, % 0.3-1 meyille yani 100 m'de 30-100 cm meyille akar. Bu yöntemde önce görülen diğer iki yönteme göre daha az su sarfiyatı olur. Ancak çok süzek topraklar suyu çabucak sızdırarak zayi ederler. Buna karşılık su, fidan sıraları arasındaki karıklar içinden aktığı için fidanlar için zararlı geniş bir kaymaklanma olmaz. Karık usulünde tek masura ve kilit masura gibi yöntemler yerine göre kullanılır. Karıklara su vermede sifon, kısa boru, tahta, yalak gibi vasıtalara başvurularak karık açma ve kapama işi süratlendirilebilir. Toprak ağırlaştıkça karıklar sıklaştırılır. Karıklar nemli bölgelerde 15-20 cm derinliğinde açılmalarına karşılık, kurak yörelerde daha derin (25-30 cm kadar) derinlikte açılır. Bu son durumda su toprağın alt tabakasının içine işleyerek üst tabaka kuru kalır ve toprak buharlaşması yoluyla su kaybı az olur. Toprağa yakın büyüyen fidanların alt yaprakları tava ve taşırma yöntemlerinde olduğu gibi ıslak ve çamurlu toprakla temas etmediği için, fidan kalitesi bozulmaz. Yöntem oldukça ucuz, kolay ve süratlidir. Bu çeşit sulama ekseri yapraklı tür fidanlarının özellikle Kavakların yetiştirilmesinde yaygındır. Ancak ekim yastıkları için önerilmez.Toprak üstünden sulama yöntemine gelince; sistemin çok kullanılan basit bir şekli küçük fidanlıklar için önerilebilir. Bu şekilde fidanlıkta su arklarının geçtiği müsait parsel kenarlannda toprağa yer yer bidonlar yerleştirilir ve su buralardan süzgeçli kovalarla veya bir boru şebekesinden alınarak "serpme sulama" yöntemiyle ekim yastıkları ve repikaj parselleri sulanabilir Yahutta yapılan bir ana boru şebekesine belirli aralıklarla yerleştirilen vanalardan hortumla su alınarak sulama yapılabilir. Bunlarla ekim parsellerini sularken hortum ağızlarına özel bir süzgeç katılması yerinde olur.
YAĞMURLAMA
Bu tarz sulama özellikle ekim yastıklarında ideal bir sulama sistemidir. Yağmurlama yöntemi genç ve sık repikaj yastıkları için de önerilebilirse de yaşlı fidan parsellerinde* yerini ekseriyetle karık veya hortumla sulamaya bırakır.
Yağmurlama sistemi basınçla dönen ve suyu püskürterek ince zerreler halinde serpen bir metoddur. Suyun az olması durumunda bu sistem az su sarfeden yöntemlerden biri olarak tercih edilir. Bu sistemde pahalı arazi tesfıye işlerine de lüzum yoktur, ufak tefek çukur ve tümsekler herhangi bir mahzur oluşturmaz. Az meyilli arazilerde de erozyona neden olmadan başarıyla uygulanabilir. Yağmurlama toprak yüzünde salma su gibi kaymaklanma yapmaz. Hafif ve ince zerreli bir yağmur gibi verilir. Böylece yeni çıkmış taze fidecikler için çok uygun ve nisbi rutubeti yüksek bir ortam yaratır. Toprağa, ihtiyaç oranında ve toprağın geçirgenliğine göre istenen miktarda su verilebilir. Böylece toprakta tuzlaşma tehlikesi doğmaz. Sistemle sahaya erimiş halde ilaç ve gübre istenen miktarda ve eşit bir şekilde kolaylıkla verilebilir. Sulamada işçilik masrafı azdır. Bu yüzden pahalı olan ilk tesis masrafları kısa zamanda amortize edilir. Toprak yüzeyinde eşit sulama sağlanır. Ancak hava sıcaklığı yüksek ve nisbi nemin düşük olduğu yerlerde, sistem buharlaşma ile fazla su kaybına yol açar. Böyle yerlerde geceleri sulama yapılarak bu kayıp azaltılabilir. Rüzgar da bu tip sulamaya olumsuz etki yapar. Bu sakınca da sulamayı rüzgarsız zamanda yaparak önlenebilir. Yağmurlamada diğer bir sakınca da kör yani sulanmayan kısımlar ile birkaç kere sulanan (dublukasyon yapan) kısımların bulunabilmesidir ( resim: 28 alt). Bu da iyi bir proje ve uygulama ile büyük ölçüde telafi edilebilir.
Böylece ilk tesis giderleri yüksek olmakla beraber, az işçiliği gerektiren ucuz ve hızlı bir metod olan yağmurlama sistemi gittikçe yaygınlaşmaktadır. Ancak çok türle ve değişik yaşlarda fidan üretimi yapan fidanlıklarda kullanımı oldukça sınırlanır veya fidanlığın ancak bir kısmında, özellikle sık sulamayı gerektiren ekim parsellerinden kullanılabilir.
Yeni sızdırma sulama yöntemleri üstü bol delikli plastik boruların toprak altına fidan köklerinin yayıldığı sahaya döşenerek içlerinden geçen suyu bu deliklerden sızdırma suretiyle toprağı rutubetlendirme şeklidir. Plastik borular üzerinde çok sayıda delik olduğu için damla sisteminde emitörlerde gözlenen tıkanma bu sistemde olmaz. Zaman zaman suya karıştırılan ve bitkiler için zararlı olmayan bir temizleyici eriğik suyla birlikte sevkedilerek mevcut delikler de kolaylıkla temizlenebilir. Pratik oluşu nedeniyle modern fidanlıklarda yaygın bir sistem olarak kullanılmaya başlanmıştır. Sistem toprak altında kaldığı için fidanlık çalışmalarında da bir engel yaratmaz.
Yağmurlama sisteminde genellikle ana borular sabit, tali borular portatif olursa yetiştirme işlerinde büyük kolaylık sağlar. Ancak su sisteme belli bir basınçla (genellikle 3-4 atmosfer) gelmelidir. Bunun için su ya devamlı bir motor pompla basılır veya 40-50 m yüksekliğinde bir havuzdan akıtılarak istenen basınç sağlanabilir.
Yağmurlama Sistemi üç şekilde uygulanabilir,
Birinci tipte borular eksenleri üzerinde dönerek üzerlerindeki memelerden suyu iki tarafa püskürtür.
Tabancalı sprinkler tipinde ise sprinkler adı verilen döner yağmurlama başlıkları kanalıyla su dairevi olarak 360° dönerek püskürtülür. Her bir tabanca 25-35 m yarı çapında bir daire sahasını sular
Üçüncü tipte ise tek istikamette su püskürtülmektedir. Bunda da bir kısmın sulanması bitince borular suyun düşüş mesafesine göre ikinci hatta nakledilmekte ve böylece yalnız bir sulama şebekesinin yeri değiştirilmek suretiyle sulama kolaylıkla ve süratle yapılabilmektedir. Her püskürtücünün normal olarak belirli basınçlara göre püskürtme mesafeleri önceden bilindiğinde su boruları üzerindeki püskürtücüler bu mesafelere göre gerektiği şekilde yerleştirilebilir.
Yağmurlama tesisatı için fidanlıkta önce bir ana şebeke (boru çapı genellikle 75-100 mm) ve buna bağlı olarak parsellere ulaşan tali şebeke (boru çapı 50 mm) yapılır. Ana ve tali şebeke gömme boru olarak kafi derinlikte toprak altına döşenir. Böylece borular donlara karşı da korunmuş olur. Hem de fidanlıkta yer kaplamaz ve makinelerin çalışmasını güçleştirmez. Ayrıca bu tali şebekeye portatif bir boru şebekesi eklenerek sulama şebekesi sahaya dağıtılabilir. Böylece yan portatif bir sistem oluşturulmuş olur. Veya bütün borular sabit olarak toprak altında yapılır ve tabancalar mevcut basınca göre sulama çaplan dikkate alınarak bir şebeke üzerine yerleştirilir. Ayrıca tamamen portatif sistemler de fidanlıkta lüzum görülen yerlere süratle kurularak çalıştırılabilir.
yağmurlama sulama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yağmurlama sulama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SU KAYNAKLARI
Su bütün canlılar için en önemli doğal kaynaklardan biridir.İnsan kullanımı, ekosistem kullanımı, ekonomik kalkınma, enerji üretimi, ulusal güvenlik gibi suyun gerekli olduğu birçok sektör vardır. Sürdürülebilir kalkınma için en önemli yaşamsal kaynaklardan biri sudur. 20. yüzyılda dünya nüfusu 19.yüzyıla oranla üç kat artmasına rağmen, su kaynaklarının kullanımının altı kat arttığı belirlenmiştir.
Su yenilenebilir bir kaynaktır, bu anlamda sürdürülebilir kullanımı mümkündür; Ancak günümüzde hızlı tüketim, kaynaklardan yararlananlara eşit fırsatlar ve yararlar sağlayacak şekilde sürdürülebilirlikten çok uzaktadır.
Türkiye dünyanın en hızlı nehirlerinden birkaçına sahip olsa da su rezervleri bakımında alt sıralarda yer almaktadır. Türkiye’de su kaynaklarının yönetimi uluslararası standartlarda iyi ve sürdürülebilir bir yönetim politikası benimsenmediği için geleceğe ilişkin tehditler ciddi boyutlara ulaşmıştır.
Genellikle, bir insanın biyolojik ihtiyaçlarını karşılaması ve yaşamını sürdürebilmesi için, günde en az 25 litre su tüketmesi gerektiği kabul edilir. Ancak, çağdaş bir insanın sağlıklı bir biçimde yaşaması için gereken içme, yemek pişirme, yıkanma, çamaşır gibi amaçlarla kullanılacak su dikkate alındığında, kişi başına günlük ortalama kentsel su tüketim standardı 150 litre olarak kabul edilmektedir. Dünya genelinde bölgelere göre kişi başına su tüketim miktarları sanayileşmiş ülkelerde 266 litre iken Afrika’da 67, Asya’da 143, Arap ülkelerinde 158, Latin Amerika’da 184 litredir. Türkiye'de ise kişi başına günlük su tüketimi ortalama 111 litredir.
Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için, kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8000- 10.000 m3 arasında olmalıdır. Kişi başına düşen yıllık 1430 m3’lük kullanılabilir su miktarıyla Türkiye, sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir.
Ülke- Kıta Ortalaması
Kişi Başına Düşen Kullanılabilir Su Miktarı (yıllık)
SURİYE
1.200 m3
LÜBNAN
1.300 m3
TÜRKİYE
1.430 m3
IRAK
2.020 m3
ASYA ORTALAMASI
3.000 m3
BATI AVRUPA ORT.
5.000 m3
AFRİKA ORT.
7.000 m3
GÜNEY AMERİKA ORT.
23.000m3
DÜNYA ORT.
7.600 m3
Tablo 1: Dünyada Kişi Başına Düşen Kullanılabilir Su Miktarları
DSİ Genel Müdürlüğü verileri, 2030 yılında su kaynaklarımızın %100 verimle kullanılacağını öngörür. 2030 yılında nüfusu 80 milyona ulaşacak olan Türkiye, kişi başına düşen 1100 m3 kullanılabilir su miktarıyla, su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelecektir. Bu veriler göz önüne alındığında, 2050 ya da 2100 yılında, Türkiye’nin çok ciddi bir su kriziyle mücadele etmesinin kaçınılmaz olduğu görülür. Bu tehlikeyi en aza indirmek için, su kaynaklarımız çok dikkatli yönetilmelidir.
Su yenilenebilir bir kaynaktır, bu anlamda sürdürülebilir kullanımı mümkündür; Ancak günümüzde hızlı tüketim, kaynaklardan yararlananlara eşit fırsatlar ve yararlar sağlayacak şekilde sürdürülebilirlikten çok uzaktadır.
Türkiye dünyanın en hızlı nehirlerinden birkaçına sahip olsa da su rezervleri bakımında alt sıralarda yer almaktadır. Türkiye’de su kaynaklarının yönetimi uluslararası standartlarda iyi ve sürdürülebilir bir yönetim politikası benimsenmediği için geleceğe ilişkin tehditler ciddi boyutlara ulaşmıştır.
Genellikle, bir insanın biyolojik ihtiyaçlarını karşılaması ve yaşamını sürdürebilmesi için, günde en az 25 litre su tüketmesi gerektiği kabul edilir. Ancak, çağdaş bir insanın sağlıklı bir biçimde yaşaması için gereken içme, yemek pişirme, yıkanma, çamaşır gibi amaçlarla kullanılacak su dikkate alındığında, kişi başına günlük ortalama kentsel su tüketim standardı 150 litre olarak kabul edilmektedir. Dünya genelinde bölgelere göre kişi başına su tüketim miktarları sanayileşmiş ülkelerde 266 litre iken Afrika’da 67, Asya’da 143, Arap ülkelerinde 158, Latin Amerika’da 184 litredir. Türkiye'de ise kişi başına günlük su tüketimi ortalama 111 litredir.
Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için, kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8000- 10.000 m3 arasında olmalıdır. Kişi başına düşen yıllık 1430 m3’lük kullanılabilir su miktarıyla Türkiye, sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir.
Ülke- Kıta Ortalaması
Kişi Başına Düşen Kullanılabilir Su Miktarı (yıllık)
SURİYE
1.200 m3
LÜBNAN
1.300 m3
TÜRKİYE
1.430 m3
IRAK
2.020 m3
ASYA ORTALAMASI
3.000 m3
BATI AVRUPA ORT.
5.000 m3
AFRİKA ORT.
7.000 m3
GÜNEY AMERİKA ORT.
23.000m3
DÜNYA ORT.
7.600 m3
Tablo 1: Dünyada Kişi Başına Düşen Kullanılabilir Su Miktarları
DSİ Genel Müdürlüğü verileri, 2030 yılında su kaynaklarımızın %100 verimle kullanılacağını öngörür. 2030 yılında nüfusu 80 milyona ulaşacak olan Türkiye, kişi başına düşen 1100 m3 kullanılabilir su miktarıyla, su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelecektir. Bu veriler göz önüne alındığında, 2050 ya da 2100 yılında, Türkiye’nin çok ciddi bir su kriziyle mücadele etmesinin kaçınılmaz olduğu görülür. Bu tehlikeyi en aza indirmek için, su kaynaklarımız çok dikkatli yönetilmelidir.
BİTKİLER İÇİN SUYUN ÖNEMİ
Sulamanın önemini daha iyi anlayabilmek için suyun bitki hayatındaki önemini bilmek gerekir.
Yeryüzünde susuz bir hayat düşünülemez. Bitki ağırlığının ortalama % 90’ını su oluşturmaktadır
Su bitkinin çimlenmesini, bitkilerin hücre, gövde, dal, yaprak gibi organlarının canlılığını sağlar. Bu canlılık ve bitkinin kendine özgü şeklini kazanması, aynı zamanda yapraklarıyla solunum yapabilmesi, suyun bitkinin damarlarında sağladığı iç basınç ile gerçekleşir.
Su bitkiye gerekli olan besin maddelerini eriterek, kökler tarafından emilmesini ve emilen besin maddelerinin bitki içerisinde taşınmasını da sağlar.
Besin maddeleri, bitkinin ihtiyacı olan organlarına veya bitkinin depo görevi yapan bölgelerine su ile taşınır.
Su, bitkiyi fazla sıcak ve soğuklardan korur. Don olduğu dönemlerde yapılan sulama da, donma sonucu dışarıya verilen enerji toprak yüzeyini bir miktar ısıtacağından don şiddeti azaltılmış olur. Sıcakta ise yaprak yüzeyinden buharlaşan su bitki bünyesindeki ısıyı dışarı vererek bitkinin serinlemesini sağlar.
Su, köke yön vererek (kökler daima suya yönelmektedir), köklerin derinliğine ve yanlara yayılmasına etki ederek, köklerin daha iyi gelişmesini sağlar.
Bitkiler topraktan aldıkları suyun çok az bir kısmını (% 02) fotosentez yapı malzemesi olarak kullanmakta geri kalanını terleme ile atmosfere vermektedir. Ancak bu lüzumsuz bir su tüketimi kabul edilmemelidir. Zira, gıda maddelerinin topraktan alınması, bu maddelerin kullanılacak yerlere taşınması, hücre faaliyetlerinin sürdürülebilmesi ve bitki organlarında iç tazyikin sağlanması için, bitki kökleriyle yaprakları arasında sürekli bir su akımına ihtiyaç vardır.
Bitki için suyun bu derecede önemli olması, sulamanın da önemini ortaya çıkarmaktadır. Sulama ürünü çeşitlendirerek halkın refah düzeyinin yükselmesine, sanayiye ham madde sağlanmasına, sanayiinin gelişmesine, ihracatın artmasına doğrudan doğruya etkili olduğu gibi, artan ürünün nakliyecileri, satışı satıcıları ve beslenmeye katkıları alıcıları dolaylı olarak etkilemektedir.
Yeryüzünde susuz bir hayat düşünülemez. Bitki ağırlığının ortalama % 90’ını su oluşturmaktadır
Su bitkinin çimlenmesini, bitkilerin hücre, gövde, dal, yaprak gibi organlarının canlılığını sağlar. Bu canlılık ve bitkinin kendine özgü şeklini kazanması, aynı zamanda yapraklarıyla solunum yapabilmesi, suyun bitkinin damarlarında sağladığı iç basınç ile gerçekleşir.
Su bitkiye gerekli olan besin maddelerini eriterek, kökler tarafından emilmesini ve emilen besin maddelerinin bitki içerisinde taşınmasını da sağlar.
Besin maddeleri, bitkinin ihtiyacı olan organlarına veya bitkinin depo görevi yapan bölgelerine su ile taşınır.
Su, bitkiyi fazla sıcak ve soğuklardan korur. Don olduğu dönemlerde yapılan sulama da, donma sonucu dışarıya verilen enerji toprak yüzeyini bir miktar ısıtacağından don şiddeti azaltılmış olur. Sıcakta ise yaprak yüzeyinden buharlaşan su bitki bünyesindeki ısıyı dışarı vererek bitkinin serinlemesini sağlar.
Su, köke yön vererek (kökler daima suya yönelmektedir), köklerin derinliğine ve yanlara yayılmasına etki ederek, köklerin daha iyi gelişmesini sağlar.
Bitkiler topraktan aldıkları suyun çok az bir kısmını (% 02) fotosentez yapı malzemesi olarak kullanmakta geri kalanını terleme ile atmosfere vermektedir. Ancak bu lüzumsuz bir su tüketimi kabul edilmemelidir. Zira, gıda maddelerinin topraktan alınması, bu maddelerin kullanılacak yerlere taşınması, hücre faaliyetlerinin sürdürülebilmesi ve bitki organlarında iç tazyikin sağlanması için, bitki kökleriyle yaprakları arasında sürekli bir su akımına ihtiyaç vardır.
Bitki için suyun bu derecede önemli olması, sulamanın da önemini ortaya çıkarmaktadır. Sulama ürünü çeşitlendirerek halkın refah düzeyinin yükselmesine, sanayiye ham madde sağlanmasına, sanayiinin gelişmesine, ihracatın artmasına doğrudan doğruya etkili olduğu gibi, artan ürünün nakliyecileri, satışı satıcıları ve beslenmeye katkıları alıcıları dolaylı olarak etkilemektedir.
OTOMATİK SULAMA SİSTEMİNİN ÖNEMİ
BAHÇENİZ İÇİN SUYUN ÖNEMİ
Bahçelerin sulanmasında sulama suyunun kalitesine ilişkin değerlerin (sertlik,kireç ve tuzluluk,PH) bilinmesi ve olumsuz özelliklerin iyileştirilmesi bitkilerin sağlıklı gelişimi açısından çok önemlidir.Bunun yanısıra bitki sulama teknikleri son yıllarda su ekonomisi ve bitki su ilişkisi açısından önem kazanmıştır.
Bahçelerin sulanmasında sulama suyunun kalitesine ilişkin değerlerin (sertlik,kireç ve tuzluluk,PH) bilinmesi ve olumsuz özelliklerin iyileştirilmesi bitkilerin sağlıklı gelişimi açısından çok önemlidir.Bunun yanısıra bitki sulama teknikleri son yıllarda su ekonomisi ve bitki su ilişkisi açısından önem kazanmıştır.
Günümüzde bilinen sulama teknikleri.
Salma sulama,karık sulama
Elle sulama,
Yağmurlama sulama,
Damlama sulama,
Terleme sulama.
Salma sulama ve elle sulama bilinen en basit sulama yöntemlerdir. İnsanlar bu işleri günlük yaşam saatlerinde yaptıklarından sulamanın zamanı ve miktarı kontrol edilemez. Sulama doğru zamanlarda ve miktarlarda yapılmaz ise bitki sağlığı ve gelişimi açısından çok büyük sakıncalar doğurur. Örneğin toprakta tuzlanma, yaprak yanıkları, mantar hastalıkları, renk farklılıkları, yosunlaşma, kök çürüklüğü gibi birçok sorun oluşturur. Gün içerisinde, yüksek ısılarda yapılan sulamalar, evopotransprasyon (total buharlaşma) ile büyük su kayıplarına yol açtığı gibi toprak kalitesini ve bitki beslenme dengesini bozar.
Yağmurlama, damlama, terleme sulama sistemleri kontrollü sulama teknikleridir. Yağmurlama sulama sistemleri; yerüstü sprinker sistemler, yeraltı rotor ve sprinker sistemler, sprey sulamaları olmak üzere üç farklı şekilde, otomatik ve manuel olarak tesis edilebilir.
Otomatik sistemlerde sulama zamanları, miktarları kontrol edilebilir..Böylece sulama sonucu doğabilecek birçok olumsuzluğun önüne geçilir. Örneğin, bitkilerin sudan en iyi faydalanabildiği zaman dilimi, sabaha karşı 04.00 -05.00 saatleri arasıdır.Fakat insanların bu saatlerde sulama işini yapmaları mümkün olmamaktadır. Otomatik olarak programlanan bir sistemde ise; insan faktörü devre dışı kalır. En uygun zaman diliminde sistem kendisi devreye girerek yeterli zaman ve miktarda sulama yapar.
Diğer bir sulama tekniği olan damlama ve toprak altı terleme sulama sistemleri de otomatik olarak işletilebilen sistemlerdir.
Damlama ve terleme sistemlerinde de su miktarı ve zaman kontrol edilebilir.Gerek su ekonomisi gerekse topraktan sulanması gereken bitkilerin sağlığı açısından çok önemli sulama teknikleridir. Dünyada hızla gelişen bir teknoloji olan otomatik sulama sistemleri sayesinde suyun ekonomik kullanılması, toprağın ve bitkilerin kalitesinin geliştirilmesi mümkün olmuştur.
Kaynak:peysaj center
TOPRAKTA SUYUN TUTULMASI NEDİR.
TOPRAK SUYU
Toprakta bulunan su, bitkilerin yetişmesi, toprak içindeki biyolojik faaliyetlerin devamı, çeşitli ayrışma ve özellikle iyon alışverişinin sağlanmas
Toprakta suyun tutulması Adhesion ve Kohezyon yoluyla olmaktadır. Adhesion katı toprak parçacık yüzeylerinin suyu çekme kuvvetidir. Su, toprak parçacıklarının iç ve dış yüzeylerinde bulunan elektriksel alandaki elektrostatik kuvvetlerle tutulmaktadır. Birkaç su molekülünden ibaret olan tabakalar, kuvvetli Adhesiv kuvvetler sayesinde toprak parçacıklarını kuvvetli olarak sarmaktadır. Bu suya adhesion suyu denilmektedir. Adhesion suyu çok küçük ölçüde hareket etmekte,bitkilere
Kohezyon olayı su moleküllerinin birbirini çekmesidir. Toprak dahilinde su moleküllerinin birbirini çekmesi ile tutulan suya kohezyon suyu denilmektedir. Kohezyon suyunda su molekülleri daha fazla hareket etmekte dolayısıyla da bu suyun yaklaşık 2/3’ ü
SULAMANIN ÖNEMİ NEDİR
Bitki yetiştiriliciğinde toprak bir ortam,su yardımcı bir unsur,bitki ise sonuçtur.Bir tohumun çimlenmesinde gerekli olan suyun olmasıdır.Tohum ne kadar kaliteli olursa olsun atıldığı yerde nem yoksa çimlenmesi ve büyümesi imkansızdır.Çimlenme sırasında tohumların bir çoğu çevrelerinde bulunan suyu absorbe ederek ağılıkların iki katına çıkarlar.Bu yüzden yeterli ve uygun sulama yapılamıyor ise,yazın sıcak aylarda tohum tarafından emilip çimlenme sağlanabilecektir.Fakat daha sonra yeterli suyu bulamıyacağından bitki kök gelişimini tamamlıyamayacak ve buna paralel olarak büyümesi gelişmeyeceğinden bitki ölecektir.
Suyun bitki hayatındaki yüklendiği fonksiyonları şu şekilde sıralıyabiliriz.
1-Su herşeyden önce bitki için başlı başına bir besin elementidir.Fotosentez olayı için bir ham maddedir ve katalizatör görevi yapar.
2-Bitki hücrelerinin ve dolayısıyla bitki dokularının turgor durumda bulunmaları bitkinin kendine has şeklini alması ve yapraklarındaki stomaların açılıp kapanmaları doğrudan doğruya bitkinin içerdiği suyla ilgilidir.
3-Emzimlerin aktivitesi,bitki hücre ve dokularındaki metabolizma olaylarının düzenli cereyan etmesi suyun varlığına bağlıdır.
4-Bitki besin elementlerinin bitki kökleri tarafından alınması için bu elementlerin suda erimiş halde bulunmaları gerekmektedir.Bu yüzden toprakta yeterli nemin bulunması bitkinin beslenmesi açısından önemlidir.
5-Su bitki içerisinde bir taşıyıcı olarak görev yapar.Topraktan alınan besin maddelerinin bitkinin depo bölgelerine taşımasında suya ihtiyaç vardır.
6-Bunların yanında su,bitki gövdesinin soguktan ve sıcaktan zarar görmesini engeller.
7-Bütün bu fonksiyonların sonucunda su,bitkinin vejetatif aksamlarının gelişmesine ve bitkinin ürün veriminin artmasına hizmet eder.
Sayılan bu fonksiyonların yerine getirilebilmesi için,bitkinin büyüme periyodu içerisinde toprakta her zaman yeterli miktarda suyun bulunması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.Yağışın yeterli olduğu bölgelerde toprakta bulunması istenen bu su doğal olarak yağışlarla karşılanabilir.Ancak;yeterli yağış almayan yarı kurak ve kurak bölgelerde bu suyun suni yollarla (sulama yoluyla)toprağa verilmesi gerekmektedir. Sulamayı gerekli kılan başlıca iki nedenler.
1-Yıllık yağış ortalamasının yetersiz olmasıdır.
2-Yıllık yağış ortalamasının düzensiz olmasıdır.Yıllık yağış ortalaması 375 mm'den az olan yerler kurak bölgelerdir.Buralarda sulama şarttır.375-750 mm arası yarı kurak (nemli)bölgelerdir.Bu bölgelerde çoğu zaman büyüme mevsiminde yağış olmadığı için sulama gerekir.750mm 'den fazla olan bölgelerde genel olarak sulamaya gerek yoktur.
Suyun bitki hayatındaki yüklendiği fonksiyonları şu şekilde sıralıyabiliriz.
1-Su herşeyden önce bitki için başlı başına bir besin elementidir.Fotosentez olayı için bir ham maddedir ve katalizatör görevi yapar.
2-Bitki hücrelerinin ve dolayısıyla bitki dokularının turgor durumda bulunmaları bitkinin kendine has şeklini alması ve yapraklarındaki stomaların açılıp kapanmaları doğrudan doğruya bitkinin içerdiği suyla ilgilidir.
3-Emzimlerin aktivitesi,bitki hücre ve dokularındaki metabolizma olaylarının düzenli cereyan etmesi suyun varlığına bağlıdır.
4-Bitki besin elementlerinin bitki kökleri tarafından alınması için bu elementlerin suda erimiş halde bulunmaları gerekmektedir.Bu yüzden toprakta yeterli nemin bulunması bitkinin beslenmesi açısından önemlidir.
5-Su bitki içerisinde bir taşıyıcı olarak görev yapar.Topraktan alınan besin maddelerinin bitkinin depo bölgelerine taşımasında suya ihtiyaç vardır.
6-Bunların yanında su,bitki gövdesinin soguktan ve sıcaktan zarar görmesini engeller.
7-Bütün bu fonksiyonların sonucunda su,bitkinin vejetatif aksamlarının gelişmesine ve bitkinin ürün veriminin artmasına hizmet eder.
Sayılan bu fonksiyonların yerine getirilebilmesi için,bitkinin büyüme periyodu içerisinde toprakta her zaman yeterli miktarda suyun bulunması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.Yağışın yeterli olduğu bölgelerde toprakta bulunması istenen bu su doğal olarak yağışlarla karşılanabilir.Ancak;yeterli yağış almayan yarı kurak ve kurak bölgelerde bu suyun suni yollarla (sulama yoluyla)toprağa verilmesi gerekmektedir. Sulamayı gerekli kılan başlıca iki nedenler.
1-Yıllık yağış ortalamasının yetersiz olmasıdır.
2-Yıllık yağış ortalamasının düzensiz olmasıdır.Yıllık yağış ortalaması 375 mm'den az olan yerler kurak bölgelerdir.Buralarda sulama şarttır.375-750 mm arası yarı kurak (nemli)bölgelerdir.Bu bölgelerde çoğu zaman büyüme mevsiminde yağış olmadığı için sulama gerekir.750mm 'den fazla olan bölgelerde genel olarak sulamaya gerek yoktur.
BİTKİ,SU,TOPRAK MÜNASEBETLERİ NEDİR
BİTKİ, SU, TOPRAK MÜNASEBETLERİ
Büyüyen bir bitkinin ihtiyaçları ışık, sıcaklık, su, oksijen, karbondioksit, mineral besinler ve mekanik destektir. Bunlardan ışık ve karbondioksit ve kısmında destek hariç diğerleri toprak tarafından temin edilir.
Bitkilerin besinlerinin temininde iki kuvvet rol oynar:
1- Osmatik Kuvvet,
2- Emme Kuvveti.
Mineral besinlerin absorbe edilişi karışık bir olaydır. Bitki içerisindeki suyun yoğunluğunun toprak eriyiğinden fazla olması halinde osmoz olay sayesinde kök hücreleri zarlarından az yoğun toprak suyu içerisindeki mineral eriyikleri bitki hücresine geçer.
Bu hareket için lüzumlu enerji ise bitki kök hücrelerindeki organik maddelerin toprak boşluğundaki 02 ile yakılması sayesinde elde edilir.
Toprak Su Münasebetleri :
Sulanan alanlarda özel bir öneme sahip olan toprak su ilişkileri, bitkilere yarayışlı, suyun toprakta tutulmasını ve suyun toprak içerisinde çeşitli akım veya hareketlerini kapsar. Ayrıca, toprak suyunun buharlaşması sonucu toprakta ortaya çıkan tuzluluk ve alkalilik durumları da toprak-su münasebetlerinin önemini ortaya koyar. Toprak ve su arasındaki ilişkiler bazı fiziksel özelliklerine bağlı olarak karşılıklı etkileşimlerinin bir sonucudur. Bu bakımdan bazı özelliklerin bilinmesinde fayda vardır.
Büyüyen bir bitkinin ihtiyaçları ışık, sıcaklık, su, oksijen, karbondioksit, mineral besinler ve mekanik destektir. Bunlardan ışık ve karbondioksit ve kısmında destek hariç diğerleri toprak tarafından temin edilir.
Bitkilerin besinlerinin temininde iki kuvvet rol oynar:
1- Osmatik Kuvvet,
2- Emme Kuvveti.
Mineral besinlerin absorbe edilişi karışık bir olaydır. Bitki içerisindeki suyun yoğunluğunun toprak eriyiğinden fazla olması halinde osmoz olay sayesinde kök hücreleri zarlarından az yoğun toprak suyu içerisindeki mineral eriyikleri bitki hücresine geçer.
Bu hareket için lüzumlu enerji ise bitki kök hücrelerindeki organik maddelerin toprak boşluğundaki 02 ile yakılması sayesinde elde edilir.
Toprak Su Münasebetleri :
Sulanan alanlarda özel bir öneme sahip olan toprak su ilişkileri, bitkilere yarayışlı, suyun toprakta tutulmasını ve suyun toprak içerisinde çeşitli akım veya hareketlerini kapsar. Ayrıca, toprak suyunun buharlaşması sonucu toprakta ortaya çıkan tuzluluk ve alkalilik durumları da toprak-su münasebetlerinin önemini ortaya koyar. Toprak ve su arasındaki ilişkiler bazı fiziksel özelliklerine bağlı olarak karşılıklı etkileşimlerinin bir sonucudur. Bu bakımdan bazı özelliklerin bilinmesinde fayda vardır.
SULAMA SİSTEMİNDE OTOMASYON
![]() |
| Kontrol ünitesi ve Yağmur sensörü |
Sulama sisteminin Yağmurlu günlerde çalışmasına gerek yoktur. Böyle durumlarda sulama sisteminin kapatılması genellikle unutulur veya kullanıcı evde olmadığından sulama sistemi gereksiz yere çalıştığından tasarruf sağlanamaz.Sulama sistemlerinde fazla su giderinin önüne geçmenin bir yolu sulama sisteminizde yağmur sensörü kullanmaktır. Bu sensör sayesinde yağmurun belli bir yağış oranına ulaşması durumunda sulama programını devre dışı bırakarak sulama sisteminizin boş yere çalışmasını önleyerek maddi kazanç sağlar.
Otomatik bahçe sulama sistemlerinin çim ve bitkiler için en büyük avantajı, suyun toprağa günün en serin zamanında, olması gerektiği gibi ne fazla ne de eksik homojen bir şekilde verilebilmesidir. Bunu da ancak otomasyonla sağlanabilir.
SULAMA TEKNİKERİ ,MESLEĞİ VE ÖZELLİKLERİ
Sulama Teknikeri Mesleği ve Özellikleri
Kamuya ve özel sektöre ait kuruluşların yeşil alan düzenlemelerine, fidanlık ve seralara otomatik sulama projeleri yapan ve uygulayan kişidir.
GÖREVLER
- Sulanacak alanın sulama projesini ve keşfini hazırlar,
- Sulama projesine uygun malzemeleri belirler,
- Projeye uygun malzemenin satın alınmasını sağlar,
- Sulama projesine uygun malzemeleri sulama alanına uygular ve deneme çalışması yapar,
- Uygulanan projede meydana gelen arıza ve sorunları gidermeye çalışır,
- Uygulanan projenin sonuçlarını izler.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Kağıt, kalem, cetvel, gönye, pergel, şablon, rapido, çini mürekkebi gibi ölçüm ve çizim aletleri,
- Çizim masası ve çeşitli büro malzemeleri,
- Bilgisayarlar ve hesap makineleri,
- Sulama ekipmanları, PVC ve PE borular, sulama başlıkları,
- Çeşitli sulama projeleri ve sulama alanındaki uygulamalarla ilgili çeşitli doküman ve kitaplar.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Sulama Teknikeri olmak isteyenlerin;
- Fen ve matematik derslerine ilgili,
- Sayısal düşünme gücü olan,
- Bir işi planlayıp yürütebilme yeteneğine sahip,
- Bedence sağlam ve dayanıklı,
- Başkaları ile iyi iletişim kurabilen,
- Dikkatli,sabırlı,açık hava koşullarında ve inşaat ortamında çalışmayı kabullenmiş
kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
- Çalışma ortamı açık hava olan Sulama Teknikeri, gün ışığına bağlı olarak şantiye koşullarında çalışır. Çalışma ortamı çamurlu, toz ve topraklıdır. Çalışma sırasında amirlerle, işçilerle, tesisat ve elektrik ustalarıyla ve doğrudan müşterilerle ilişkide bulunur.
- İşyerinin yapısına göre, cumartesi, pazar günleri de çalışılabileceği gibi, gece vardiyaları ve fazla mesai yapma zorunlulukları da mevcuttur.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Sulama Teknikerleri; Belediyelerde, Orman ve Tarım Bakanlığına bağlı fidanlıklarda, sportif ve turistik tesislerde, sulama işi yapan firmalarda ve kendi kuracakları işyerlerinde çalışabilirler.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Bu mesleğin eğitimi İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi, Ormancılık Meslek Yüksekokulu Sulama Teknolojisi bölümünde verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Meslek liselerinin altyapı, altyapı (inşaat), inşaat, üstyapı, üstyapı (inşaat), yapı, yapı (kagir-ahşap), yapı ressamlığı, yapıcılık, çay teknolojisi, süs bitkileri, tarım, ziraat, Genel Ziraat, Makine(Tarım Meslek Lisesi), Makine- Tarım Teknolojisi, Peyzaj,Tarım Teknolojisi bölümlerinden mezun olanlar “Sulama Teknolojisi” ön lisans programına sınavsız geçiş için başvurabilirler. Gereken koşullara sahip oldukları takdirde yerleştirilebilirler.
Meslek liselerinin sınavsız geçiş için belirlenen bölümleri dışındaki bölümlerinden ya da liselerden mezun olanlar/olacaklar ise sınavsız yerleştirme sonunda kontenjan kalırsa ek yerleştirme ile açık olan programlara isteklerine ve ÖSS’nda yeterli Sayısal (SAY-1) puanı almaları koşuluyla yerleştirilebilirler.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Eğitimin süresi 2 yıldır.
- Programda okutulan belli başlı dersler şunlardır; Temel matematik, teknik çizim, toprak bilgisi, elektrik bilgisi, hidrolik bilgisi, bitki koruma, su koruma, bitki materyali, sulamaya giriş, sulama sistemi tasarımı, sulama uygulama tekniği, keşif ve ihale esasları, drenaj ve arazi ıslahı, şantiye tekniği.
- Eğitimin ilk yılında daha çok teorik dersler bulunmakta, ikinci yılda ise daha çok uygulamaya dönük ders ve proje çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca her yılın sonunda her biri 30 iş günü olmak üzere iki adet mecburi staj bulunmaktadır.
MESLEKTE İLERLEME
“Sulama Teknolojisi” ön lisans programını başarı ile tamamlayanlar, ÖSYM tarafından yapılan Dikey Geçiş sınavında başarılı oldukları taktirde, bölümleri ile ilgili Tarım Teknolojisi lisans programına dikey geçiş yapabilirler.
İşyerlerinde kısım şefi olabilirler.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
Öğrencilerin belirli dönemlerde işletmelerde staj yapma zorunluluğu vardır. Bu staj döneminde işletmelerce uygun görülmesi halinde bir ödenek alabilmektedirler. Haftanın 3 veya 4 gününe ders programı sıkıştırılarak kalan 3 veya 4 günde ücretli çalışma imkanları bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli kurum ve kuruluşlarca sağlanan kredi ve burslardan yararlanma olanağı vardır.
Sulama Teknikerleri işe ilk başladıklarında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmaları halinde, işçi ya da memur kadrolarına göre devlet tarafından belirlenen ücreti alırlar. Özel sektörde çalışanlar ise asgari ücret ile asgari ücretin 3 katı arasında değişen oranlarda ücret alabilmektedirler. Ücretler ve sendikal haklar, uzmanlığa, iş becerisine ve çalışılan kurumun yapısına bağlı olarak zaman içinde artabilmektedir.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Ormancılık Meslek Yüksekokulu,
- Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi,
- Bünyesinde meslek danışma merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl ve Şube Müdürlükleri.
Kamuya ve özel sektöre ait kuruluşların yeşil alan düzenlemelerine, fidanlık ve seralara otomatik sulama projeleri yapan ve uygulayan kişidir.
GÖREVLER
- Sulanacak alanın sulama projesini ve keşfini hazırlar,
- Sulama projesine uygun malzemeleri belirler,
- Projeye uygun malzemenin satın alınmasını sağlar,
- Sulama projesine uygun malzemeleri sulama alanına uygular ve deneme çalışması yapar,
- Uygulanan projede meydana gelen arıza ve sorunları gidermeye çalışır,
- Uygulanan projenin sonuçlarını izler.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Kağıt, kalem, cetvel, gönye, pergel, şablon, rapido, çini mürekkebi gibi ölçüm ve çizim aletleri,
- Çizim masası ve çeşitli büro malzemeleri,
- Bilgisayarlar ve hesap makineleri,
- Sulama ekipmanları, PVC ve PE borular, sulama başlıkları,
- Çeşitli sulama projeleri ve sulama alanındaki uygulamalarla ilgili çeşitli doküman ve kitaplar.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Sulama Teknikeri olmak isteyenlerin;
- Fen ve matematik derslerine ilgili,
- Sayısal düşünme gücü olan,
- Bir işi planlayıp yürütebilme yeteneğine sahip,
- Bedence sağlam ve dayanıklı,
- Başkaları ile iyi iletişim kurabilen,
- Dikkatli,sabırlı,açık hava koşullarında ve inşaat ortamında çalışmayı kabullenmiş
kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
- Çalışma ortamı açık hava olan Sulama Teknikeri, gün ışığına bağlı olarak şantiye koşullarında çalışır. Çalışma ortamı çamurlu, toz ve topraklıdır. Çalışma sırasında amirlerle, işçilerle, tesisat ve elektrik ustalarıyla ve doğrudan müşterilerle ilişkide bulunur.
- İşyerinin yapısına göre, cumartesi, pazar günleri de çalışılabileceği gibi, gece vardiyaları ve fazla mesai yapma zorunlulukları da mevcuttur.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Sulama Teknikerleri; Belediyelerde, Orman ve Tarım Bakanlığına bağlı fidanlıklarda, sportif ve turistik tesislerde, sulama işi yapan firmalarda ve kendi kuracakları işyerlerinde çalışabilirler.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Bu mesleğin eğitimi İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi, Ormancılık Meslek Yüksekokulu Sulama Teknolojisi bölümünde verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Meslek liselerinin altyapı, altyapı (inşaat), inşaat, üstyapı, üstyapı (inşaat), yapı, yapı (kagir-ahşap), yapı ressamlığı, yapıcılık, çay teknolojisi, süs bitkileri, tarım, ziraat, Genel Ziraat, Makine(Tarım Meslek Lisesi), Makine- Tarım Teknolojisi, Peyzaj,Tarım Teknolojisi bölümlerinden mezun olanlar “Sulama Teknolojisi” ön lisans programına sınavsız geçiş için başvurabilirler. Gereken koşullara sahip oldukları takdirde yerleştirilebilirler.
Meslek liselerinin sınavsız geçiş için belirlenen bölümleri dışındaki bölümlerinden ya da liselerden mezun olanlar/olacaklar ise sınavsız yerleştirme sonunda kontenjan kalırsa ek yerleştirme ile açık olan programlara isteklerine ve ÖSS’nda yeterli Sayısal (SAY-1) puanı almaları koşuluyla yerleştirilebilirler.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Eğitimin süresi 2 yıldır.
- Programda okutulan belli başlı dersler şunlardır; Temel matematik, teknik çizim, toprak bilgisi, elektrik bilgisi, hidrolik bilgisi, bitki koruma, su koruma, bitki materyali, sulamaya giriş, sulama sistemi tasarımı, sulama uygulama tekniği, keşif ve ihale esasları, drenaj ve arazi ıslahı, şantiye tekniği.
- Eğitimin ilk yılında daha çok teorik dersler bulunmakta, ikinci yılda ise daha çok uygulamaya dönük ders ve proje çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca her yılın sonunda her biri 30 iş günü olmak üzere iki adet mecburi staj bulunmaktadır.
MESLEKTE İLERLEME
“Sulama Teknolojisi” ön lisans programını başarı ile tamamlayanlar, ÖSYM tarafından yapılan Dikey Geçiş sınavında başarılı oldukları taktirde, bölümleri ile ilgili Tarım Teknolojisi lisans programına dikey geçiş yapabilirler.
İşyerlerinde kısım şefi olabilirler.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
Öğrencilerin belirli dönemlerde işletmelerde staj yapma zorunluluğu vardır. Bu staj döneminde işletmelerce uygun görülmesi halinde bir ödenek alabilmektedirler. Haftanın 3 veya 4 gününe ders programı sıkıştırılarak kalan 3 veya 4 günde ücretli çalışma imkanları bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli kurum ve kuruluşlarca sağlanan kredi ve burslardan yararlanma olanağı vardır.
Sulama Teknikerleri işe ilk başladıklarında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmaları halinde, işçi ya da memur kadrolarına göre devlet tarafından belirlenen ücreti alırlar. Özel sektörde çalışanlar ise asgari ücret ile asgari ücretin 3 katı arasında değişen oranlarda ücret alabilmektedirler. Ücretler ve sendikal haklar, uzmanlığa, iş becerisine ve çalışılan kurumun yapısına bağlı olarak zaman içinde artabilmektedir.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Ormancılık Meslek Yüksekokulu,
- Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi,
- Bünyesinde meslek danışma merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl ve Şube Müdürlükleri.
TARIMDA SUYUN ÖNEMİ
![]() |
| Damlama Sulama |
Ülkemizde toplam sulanabilir 8.7 milyon hektar arazinin 4,7 milyon hektarı sulanabilmektedir. Türkiyede halihazırda sulanan alanın yaklaşık %94'ünde açık kanal sistemleri, %6 lık kısmında ise basınçlı sulama sistemleri bulunmaktadır. sulama metodu olarak %92 oranında salma sulama,%8 oranında yağmurlama, %1 oranındada damla sulama yöntemi kullanılmaktadır.
Tarımsal sulamalarda su,torağa değişik yöntem ve sistemlerle verilebilir.Günümüzde daha az sulama suyu, az işçilik,derenaj ve tuzluluk sorunu yaratmayacak,verim ve kaliteyi artıracak sulama sistemlerinin kullanımının önemi her geçen gün artmaktadır.
Son yıllarda dünyada,özellikle plastik ve makine endüstrisinde ki gelişmeler ile su ve enerjiden daha fazla tasarruf yapılmıştır.Böylece daha ekonomik ve daha etkin yeni sulama teknolojileri geliştirilmiştir.
TOPRAK NEM SABİTLERİ NEDİR
Toprakta bulunan su miktarları toprağın içindeki tutulma durumlarına, tutulma miktarlarına ve toprak içindeki hareketlerine göre değerlendirilmiş ve buna toprak nem sabitleri denilmiştir. Toprak nem sabitleri olarak adlandırılan bu nem düzeyler şunlardır:
1- Saturasyon (Doyma noktası),
2- Tarla Kapasitesi,
3- Devamlı Solma Noktası,
4- Higroskopik su.
1- Saturasyon Noktası : Bir toprağın gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu anda toprakta bulunun
nem yüzdesidir. Doygunluk halinde toprak suyu sıfır tansiyondadır. Yani suyun toprak yüzeyine bağlanma
enerjisi sıfırdır. Toprağın tam doygun hale getirilmesi çok güçtür. Çünkü toprakta herzaman bir miktar
hapsedilmiş hava kalmaktadır.
2- Tarla Kapasitesi : Toprağın yerçekimi kuvvetine karşı bünyesinde tutabildiği maksimum suya tarla
kapasitesi denir. Bir başka anlatımla yağış veya sulamadan sonra sızan suyun tamamen çekilip, aşağıya doğru
su hareketinin pratik olarak durduğu anda toprakta tutulan nem yüzdesidir. Tarla kapasitesi toprak suyunun
bitkiye yarayışlılığının üst sınırını teşkil eder. Tarla kapasitesinde sular büyük boşluklarda değil kapillar boşluklar
dediğimiz küçük boşluklarda tutulur. Daha teknik bir tabirle serbest drenaj koşullarında kapillar ve yer çekimi
kuvvetleri arasında bitki kök bölgesinde tutulan sudur.
3- Devamlı Solma Noktası : bitkilerin topraktan su almalarında iki kuvvet karşı karşıyadır. Bunlardan
birincisi toprağın suyu çekme kuvveti, ikincisi bitki köklerinin emme veya ozmatik kuvvetidir. Eğer toprağın suyu
çekme kuvveti bitki köklerini emme kuvvetinden fazla olursa toprakta su bulunsa bile bitkiler bu sudan
yararlanamayarak solmaya başlar. Solmanın meydana geldiği anda sulama yapılırsa bitkiler solmadan
kurtulabilir. Ancak, sulama yapılmaz ise solma daha da ilerler. Bu durumda sulama yapılsa bile bitkiler eski
hallerine dönemezler. İşte bu devamlı solmanın görüldüğü anda toprakta tutulan nem miktarı o toprak için solma
noktasını ifade eder. Toprakların özelliklerine göre devamlı solma noktaları bazı tarla yöntemleri kullanılarak tayin
edildiği gibi labaratuvar şartlarında da tespit edilebilir.
4- Higroskopik Su : higroskopik su, genel olarak kuru bir toprağın nispi nemi % 98 olan havadan absorbe
ettiği nem miktarı olarak tanımlanır. Higroskopik su esas olarak toprak danelerinin yüzeylerinde ince bir tabaka
şeklinde tutulan suyu ifade eder. Bitki yetiştiriciliği açısından bir önemi yoktur.
Toprak Suyunun Bitkiye Yarayışlılık Bakımından Sınıflandırılması :
Bitkiler toprakta bulunan her çeşit sudan yararlanamazlar. Bu açıdan incelendiğinde üç tip toprak suyu tefrik edilebilir.
1- Yarayişsiz su,
2- Yarayışlı su,
3- Fazla su.
Şekilde de görülüceği üzere solma noktasının altındaki su yarayışsız su olmaktadır. Bu suyu higroskopik su ve kapillar suyun daha kuvvetli tutulan kısmı oluşturur.
Devamlı solma noktası ile tarla kapasitesi arasındaki su yarayışlı su olmaktadır. Bitkiler bu sudan yararlanmaktadır. Bitkiler tarla kapasitesinin üzerindeki sudan da yararlanabilirler ancak, bu fazla su drenaj şartlarında süratle derinlere sızarak uzaklaşmaktadır. Bir toprağın yarayışlı su miktarı o toprağın yarayışlı nem kapasitesi olarak adlandırılır. Toprak suyunun bu tipleri toprak çeşidine bağlı olarak değişiklik gösterir.
1- Saturasyon (Doyma noktası),
2- Tarla Kapasitesi,
3- Devamlı Solma Noktası,
4- Higroskopik su.
1- Saturasyon Noktası : Bir toprağın gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu anda toprakta bulunun
nem yüzdesidir. Doygunluk halinde toprak suyu sıfır tansiyondadır. Yani suyun toprak yüzeyine bağlanma
enerjisi sıfırdır. Toprağın tam doygun hale getirilmesi çok güçtür. Çünkü toprakta herzaman bir miktar
hapsedilmiş hava kalmaktadır.
2- Tarla Kapasitesi : Toprağın yerçekimi kuvvetine karşı bünyesinde tutabildiği maksimum suya tarla
kapasitesi denir. Bir başka anlatımla yağış veya sulamadan sonra sızan suyun tamamen çekilip, aşağıya doğru
su hareketinin pratik olarak durduğu anda toprakta tutulan nem yüzdesidir. Tarla kapasitesi toprak suyunun
bitkiye yarayışlılığının üst sınırını teşkil eder. Tarla kapasitesinde sular büyük boşluklarda değil kapillar boşluklar
dediğimiz küçük boşluklarda tutulur. Daha teknik bir tabirle serbest drenaj koşullarında kapillar ve yer çekimi
kuvvetleri arasında bitki kök bölgesinde tutulan sudur.
3- Devamlı Solma Noktası : bitkilerin topraktan su almalarında iki kuvvet karşı karşıyadır. Bunlardan
birincisi toprağın suyu çekme kuvveti, ikincisi bitki köklerinin emme veya ozmatik kuvvetidir. Eğer toprağın suyu
çekme kuvveti bitki köklerini emme kuvvetinden fazla olursa toprakta su bulunsa bile bitkiler bu sudan
yararlanamayarak solmaya başlar. Solmanın meydana geldiği anda sulama yapılırsa bitkiler solmadan
kurtulabilir. Ancak, sulama yapılmaz ise solma daha da ilerler. Bu durumda sulama yapılsa bile bitkiler eski
hallerine dönemezler. İşte bu devamlı solmanın görüldüğü anda toprakta tutulan nem miktarı o toprak için solma
noktasını ifade eder. Toprakların özelliklerine göre devamlı solma noktaları bazı tarla yöntemleri kullanılarak tayin
edildiği gibi labaratuvar şartlarında da tespit edilebilir.
4- Higroskopik Su : higroskopik su, genel olarak kuru bir toprağın nispi nemi % 98 olan havadan absorbe
ettiği nem miktarı olarak tanımlanır. Higroskopik su esas olarak toprak danelerinin yüzeylerinde ince bir tabaka
şeklinde tutulan suyu ifade eder. Bitki yetiştiriciliği açısından bir önemi yoktur.
Toprak Suyunun Bitkiye Yarayışlılık Bakımından Sınıflandırılması :
Bitkiler toprakta bulunan her çeşit sudan yararlanamazlar. Bu açıdan incelendiğinde üç tip toprak suyu tefrik edilebilir.
1- Yarayişsiz su,
2- Yarayışlı su,
3- Fazla su.
Şekilde de görülüceği üzere solma noktasının altındaki su yarayışsız su olmaktadır. Bu suyu higroskopik su ve kapillar suyun daha kuvvetli tutulan kısmı oluşturur.
Devamlı solma noktası ile tarla kapasitesi arasındaki su yarayışlı su olmaktadır. Bitkiler bu sudan yararlanmaktadır. Bitkiler tarla kapasitesinin üzerindeki sudan da yararlanabilirler ancak, bu fazla su drenaj şartlarında süratle derinlere sızarak uzaklaşmaktadır. Bir toprağın yarayışlı su miktarı o toprağın yarayışlı nem kapasitesi olarak adlandırılır. Toprak suyunun bu tipleri toprak çeşidine bağlı olarak değişiklik gösterir.
TOPRAK SUYUNUN HAREKETİ
0
yorum
Etiketler:
bahçe sulama,
otomatik sulama,
peyzaj,
polieliten boru,
sulama,
tarımda sulama,
tarla sulama,
yağmurlama sulama
1- Doymuş Akış:
Doymuş toprakta gözeneklerin tamamı olmasa bile büyük çoğunluğu su ile doludur. Bu durum taban suyu bölge sinde ve bazen ağır yağmurlardan ve sulamalardan sonra meydana gelebilir. Doymuş akışla da su yerçekiminin etkisiyle dikey olarak aşağıya veya eğiminin olduğu tarafa doğru olur ve tek yönlü bir akıştır. Bu hareket ancak tarla kapasitesine ulaşıncaya kadar devam eder. Tarla kapasitesinden sonra doymuş akış durur.
2- Doymamış Akış :
Toprak genellikle doymuş halde bulunmaz. Ama bu durumda da toprak içerisinde bulunan su da bir akış yani hareket söz konusudur. Toprak bitki su ilişkileri genellikle doymamış toprak şartlarında oluşmaktadır.
Biz bu ayrımı yaparken sanki bu akışların birbirinden bağımsızmış gibi bir durumun ortaya çıktığını farkediyoruz. Oysa toprakta suyun hareketi girifttir. Yani aynı anda hem doymuş akış hem de doymamış akış meydana gelebilir. Bir toprak katmanında dikey aşağıya doğru doymuş akış gerçekleşirken suya ihtiyaç olan yan bölgelerde veya komşu katmanlarda kapillar hareket neticesinde doymamış akışlar meydana gelebilir ki genellikle öyle olur. Bu anlamda toprak yüzeyinden itibaren suyun hareketini inceleyelim.
3- İnfiltrasyon :
Yağmur ve sulama sularının toprak yüzeyinden, toprak içine girişi infiltrasyon" , suyun toprak içinde aşağılara doğru hareketine "perkolasyon" olarak adlandırılır.
Toprak yüzeyinde bulunan suyun toprağa girişi ve profil boyunca aşağılara doğru hareketi iki kuvvetin etkisinde olmaktadır. Bu kuvvetler yer çekimi ve kapillar kuvvetlerdir. Suyun yüzeyden derinlere doğru hareketi sırasında büyük gözenekler yerçekiminin etkisiyle küçük gözenekler ise kapillarite yoluyla dolarlar. Toprakta suyun hareketli danelerin küçüklüğü oranında yavaşlar. Bu nedenle ince tekstürlü toprakların su tutma kapasiteleri çok yüksek olduğu halde iletim kapasiteleri oldukça düşüktür. Çok fazla killi topraklarda su hareketi pratik olarak yok kabul edilir. Bu gibi topraklarda granülasyon, organik madde ilavesi veya diğer yollarla sağlanmadıkça drenaj yavaş ve etkisiz olur. Kaba bünyeli toprakların ise gözeneklerinin geniş olmasından dolayı geçirgenlikleri yüksektir.
Bu arada kapillar hareketi görelim ve infiltrasyona devam edelim.
Çapları çok küçük olan borulara kapillar boru denir. Sıvıların borular içerisinde yükselmesi veya alçalması ve bulunduğu seviyede dengede tutulmasına kapillarite denir.
Kapillarite sıvıların yüzey gerilimi ile sıvı-katı ayrım düzeyinde ortaya çıkar. Temas açısında çekim kuvveti (adhezyon) ortaya çıkar ve bu kuvvet sıvı molekülleri arasındaki çekim kuvvetinden (kohezyon) daha fazla ise sıvı katı yüzey tarafından çekilir ve sıvı boruda yükselir.
Doymuş toprakta gözeneklerin tamamı olmasa bile büyük çoğunluğu su ile doludur. Bu durum taban suyu bölge sinde ve bazen ağır yağmurlardan ve sulamalardan sonra meydana gelebilir. Doymuş akışla da su yerçekiminin etkisiyle dikey olarak aşağıya veya eğiminin olduğu tarafa doğru olur ve tek yönlü bir akıştır. Bu hareket ancak tarla kapasitesine ulaşıncaya kadar devam eder. Tarla kapasitesinden sonra doymuş akış durur.
2- Doymamış Akış :
Toprak genellikle doymuş halde bulunmaz. Ama bu durumda da toprak içerisinde bulunan su da bir akış yani hareket söz konusudur. Toprak bitki su ilişkileri genellikle doymamış toprak şartlarında oluşmaktadır.
Biz bu ayrımı yaparken sanki bu akışların birbirinden bağımsızmış gibi bir durumun ortaya çıktığını farkediyoruz. Oysa toprakta suyun hareketi girifttir. Yani aynı anda hem doymuş akış hem de doymamış akış meydana gelebilir. Bir toprak katmanında dikey aşağıya doğru doymuş akış gerçekleşirken suya ihtiyaç olan yan bölgelerde veya komşu katmanlarda kapillar hareket neticesinde doymamış akışlar meydana gelebilir ki genellikle öyle olur. Bu anlamda toprak yüzeyinden itibaren suyun hareketini inceleyelim.
3- İnfiltrasyon :
Yağmur ve sulama sularının toprak yüzeyinden, toprak içine girişi infiltrasyon" , suyun toprak içinde aşağılara doğru hareketine "perkolasyon" olarak adlandırılır.
Toprak yüzeyinde bulunan suyun toprağa girişi ve profil boyunca aşağılara doğru hareketi iki kuvvetin etkisinde olmaktadır. Bu kuvvetler yer çekimi ve kapillar kuvvetlerdir. Suyun yüzeyden derinlere doğru hareketi sırasında büyük gözenekler yerçekiminin etkisiyle küçük gözenekler ise kapillarite yoluyla dolarlar. Toprakta suyun hareketli danelerin küçüklüğü oranında yavaşlar. Bu nedenle ince tekstürlü toprakların su tutma kapasiteleri çok yüksek olduğu halde iletim kapasiteleri oldukça düşüktür. Çok fazla killi topraklarda su hareketi pratik olarak yok kabul edilir. Bu gibi topraklarda granülasyon, organik madde ilavesi veya diğer yollarla sağlanmadıkça drenaj yavaş ve etkisiz olur. Kaba bünyeli toprakların ise gözeneklerinin geniş olmasından dolayı geçirgenlikleri yüksektir.
Bu arada kapillar hareketi görelim ve infiltrasyona devam edelim.
Çapları çok küçük olan borulara kapillar boru denir. Sıvıların borular içerisinde yükselmesi veya alçalması ve bulunduğu seviyede dengede tutulmasına kapillarite denir.
Kapillarite sıvıların yüzey gerilimi ile sıvı-katı ayrım düzeyinde ortaya çıkar. Temas açısında çekim kuvveti (adhezyon) ortaya çıkar ve bu kuvvet sıvı molekülleri arasındaki çekim kuvvetinden (kohezyon) daha fazla ise sıvı katı yüzey tarafından çekilir ve sıvı boruda yükselir.
TOPRAK ,BİTKİ, SU İLİŞKİLERİ
Bitkiler topraktan yeteri kadar su alamadıklarında, toprak üstü aksamında yeni gelişmeleri durdurmakta ve gövdede su ile karbonhidratların kullanılmalarını en az düzeye indirerek kökün gelişmesine yardımcı olmaktadırlar.
Toprakta su belirli bir düzeyin altına düştüğünde ise bitki faaliyetleri tamamen durmaktadır. Bunun yanında, iyi bir kök gelişimi için toprakta yeterli düzeyde havanın da bulunması gerekmektedir. Toprakta suyun fazla olduğu koşullarda, toprak zerreleri arasındaki boşluklar su ile dolduğundan hava miktarı azalmaktadır. Bu nedenle, bitki kök bölgesindeki su ve hava miktarının en iyi bitki gelişimini sağlayacak biçimde dengelenmesi, istenen düzeyde ürün elde edilmesi açısından oldukça önemlidir. Dolayısıyla, bitkisel üretimin arttırılması, toprak, bitki ve su arasındaki ilişkilerin bilinmesine bağlıdır.
SULAMA YÖNÜNDEN ÖNEMLİ BAZI TOPRAK ÖZELLİKLERİ
Toprak fazları: Toprak, arz kabuğunun fiziksel, kimyasal ve biyolojik parçalanmasından oluşan, geçirgen bir ortamdır. Katı (toprak taneleri) , sıvı (su) ve gaz (hava) fazlarından oluşmaktadır. Bu fazlar gösterilmiştir. Su ve hava, toprak taneleri arasındaki boşluklarda bulunmaktadır. Toprağın katı fazı ile boşluk hacmi arasındaki oran, toprak özelliklerine göre değişmektedir.
Toprak bünyesi: Toprağı oluşturan tanelerin büyüklük dağılımına toprak bünyesi denir. Toprak taneleri büyüklüğü, 0.00001 mm den başlayarak 2 mm ye kadar değişmektedir. Büyüklüğü 2 mm yi aşan tanelere çakıl adı verilir ve bunlar toprak tanesi olarak sınıflandırılmazlar. Büyüklüğü 0.002 mm den az toprak tanelerine kil, 0.002-0.05 mm arasındakilere şilt (mil) ve 0.05-2 mm arasındakilere ise kum adı verilmektedir.
Yapılan analizler sonucunda, toprak örneğindeki kum, şilt ve kil miktarları, toprak ağırlığının yüzdesi cinsinden ifade edilmekte ve bünye üçgeninde değerlendirilerek toprak bünye sınıfı belirlenmektedir. Toprağın katı fazını oluşturan kum, şilt ve kilin % değerlerine bağlı olarak 12 toprak bünye sınıfı vardır. Kumlu topraklara hafif (kaba) bünyeli, killi topraklara ağır (ince) bünyeli ve siltli topraklara ise orta bünyeli toprak adı verilmektedir.
Hafif bünyeli toprakların hava ve su geçirgenlikleri yüksektir. Bu topraklar bitki köklerinin yayılması için uygun bir ortam oluştururlar. Ağır bünyeli toprakların hava ve su geçirgenlikleri oldukça düşüktür ve bu tip topraklarda bitki köklerinin yayılması oldukça güçtür. Organik madde miktarı, verimlilik potansiyeli ve su tutma kapasitesi değerleri, ağır bünyeli topraklarda yüksek, hafif bünyeli topraklarda ise düşüktür. Ayrıca, toprak işleme ağır bünyeli topraklarda güç, hafif bünyeli topraklarda daha kolaydır. Orta bünyeli topraklarda değinilen özellikler, ağır ve hafif bünyeli topraklardaki özellikler arasında kalmaktadır.
Toprak yapısı: Toprak tanelerinin dizilişi ve gruplar halinde kümeleşme biçimine toprak yapısı denilmektedir. Bunun yanında, doğal toprak kümelerine ped adı verilmektedir. Eğer toprak taneleri tümüyle ayrı ise (ped yoksa), taneli yada teksel yapı, eğer kümeleşme söz konusu ise (ped varsa), agregat şeklindeki (levhalı, prizma benzeri, blok benzeri, granüle, furda) yapı adını almaktadır. Agregat şeklindeki yapı özellikle ağır bünyeli topraklarda su ve hava geçirgenliğini arttırdığından istenen bir özelliktir.
SULAMA SUYU UYGULANACAK TOPRAK DERİNLİĞİ
Sulama uygulamalarında, sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak etkili bitki kök derinliği yada etkili toprak derinliği dikkate alınmaktadır. Etkili bitki kök derinliği, bitkilerin normal gelişmeleri için gerekli olan suyun % 80 inin alındığı kök derinliği biçiminde tanımlanmaktadır. Etkili toprak derinliği ise, geçirimsiz tabaka yada taban suyuna kadar olan toprak derinliğidir. Sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak genellikle etkili bitki kök derinliği alınmaktadır. Bunun yanında, taban suyu yada geçirimsiz tabakanın yakında olduğu yüzlek topraklarda etkili toprak derinliği, bitkinin normal gelişmesinde sağlayacağı etkili kök derinliğinden daha az olabilir. Bu koşulda, sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak etkili toprak derinliği dikkate alınmaktadır.
Genel olarak, derin topraklarda yetiştirilen bitkiler ihtiyaç duydukları suyun önemli bir bölümünü kök bölgesinin üst kısımlarından alırlar. Bu nedenle, sulama uygulamalarında, tüm kök bölgesi yerine etkili kök derinliğindeki toprağın ıslatılması yeterli olmaktadır.
Bitki kök derinliği en yüksek değerine genellikle olgunlaşma döneminde ulaşmaktadır. Gelişmenin ilk dönemlerinde kök derinliğine bağlı olarak ıslatılacak toprak derinliği de azdır. Ancak, sulama sistemlerinde kapasite hesapları, en çok sulama suyuna ihtiyaç duyulan periyot için yapıldığından, hesaplarda olgunlaşma dönemindeki etkili bitki kök derinliği göz önüne alınmaktadır. Bazı kültür bitkileri için sulama uygulamalarında dikkate alınabilecek etkili kök derinliği değerleri Çizelge 3.1 de verilmiştir.
Çizelge 3.1 Bazı Bahçe Bitkilerinin Olgunlaşma Dönemine ilişkin Etkili Kök Derinlikleri
SULAMA. YÖNÜNDEN ÖNEMLİ TOPRAK NEM SABİTELERİ
Sulama uygulamalarında, toprakta belirli tansiyonlarda tutulan nem miktarlarının bilinmesi gerekmektedir. Başvuru niteliğindeki bu toprak nemi miktarlarına, toprak nemi sabiteleri adı verilmektedir. Sulama yönünden önemli toprak nemi sabiteleri; doyma noktası, tarla kapasitesi, solma noktası ve fırın kurudur.
Doyma noktası: Teorik olarak, toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu koşulda toprakta bulunan nem miktarına doyma noktası denir. Doyma noktasında toprak rutubet gerilimi O atm dir. Ancak, sulama uygulamalarında gözeneklerdeki havanın tamamen dışarı çıkması söz konusu değildir ve ender durumlarda gözenek hacminin % 85 - 90 ı su ile doldurulabilmektedir.
Şekil 3.5 Toprak nemi sabiteleri
Tarla kapasitesi: Serbest drenaj koşullarında, toprak tanelerinin yerçekimine karşı tuttuğu nem miktarına tarla kapasitesi denilmektedir. Tarla kapasitesi; toprağın bünyesine, yapısına, toprak tanelerinin şekline ve gözeneklerin durumuna göre j önemli düzeyde farklılık göstermektedir. Ağır bünyeli topraklarda! yüksek, hafif bünyeli topraklarda ise düşük değerlerdedir. Tarla] kapasitesinde toprak rutubet tansiyonu 1/10 -2/3 atm arasında değişmektedir. Bu değer, hafif bünyeli topraklarda 1/10, ağır l bünyeli topraklarda 2/3 atm e yakındır. Uygulamada, tarla kapasitesindeki toprak rutubet tansiyonunun ortalama 1/3 atmosfer] olduğu yaklaşımı yapılmaktadır. Başka bir deyişle tarla kapasitesi, toprak rutubet tansiyonu 1/3 atm olduğunda toprakta tutulan nem] miktarı biçiminde de tanımlanmaktadır.
Solma noktası: Bitkilerin kökleri aracılığıyla topraktan] su alamadıkları ve solmaya başladıkları, toprağa su verilse bile eski durumuna dönemedikleri koşulda toprakta bulunan nem miktarına solma noktası denilmektedir. Solma noktası ağır bünyeli topraklarda yüksek, hafif bünyeli topraklarda düşük değerlerdedir. Solma noktasındaki toprak rutubet tansiyonu 7-40 atm arasında değişebilmektedir. Bu değer, hafif bünyeli topraklarda 7 atm, ağır bünyeli topraklarda 40 atm kadar olabilmektedir. Pratik amaçlarla, solma noktasındaki nemin toprak taneleri tarafından 15 atm de tutulduğu yaklaşımı yapılmaktadır. Gerçekte, solma noktasında toprak rutubet tansiyonunun 10 yada 20 atm alınmasının p"k fazla önemi yoktur. Çünkü, Şekil 2.4 ten de izleneceği gibi toprak rutubet tansiyonunun yüksek olduğu koşullarda toprak nemi önemli
derecede değişmemektedir. Bu nedenle solma noktası, toprak taneleri tarafından 15 atm de tutulan nem miktarı biçiminde de tanımlanmaktadır.
Fırın kuru: Toprak örneğinin fırında 105 °C ta kurutulduktan sonra toprakta bulununan nem miktarına fırın kuru denilmektedir. Fırın kurudaki toprak rutubet tansiyonu 10 000 atm civarındadır. Sulama açısından fırın kurudaki nem miktarı ihmal edilebilir düzeydedir ve fırın kurudaki toprak ağırlığı, toprak tanelerinin ağırlığı olarak alınmaktadır.
TOPRAĞIN KULLANILABÎLİR SU TUTMA KAPASİTESİ
Serbest drenaj koşullarında, tarla kapasitesinin üzerindeki nem yerçekiminin etkisi ile kök bölgesinin altına sızmakta ve bitkiler bu nemden yararlanamamaktadır. Bitkiler, solma noktasının altındaki nemi de teorik olarak kökleri aracılığıyla alamamaktadır. Bu nedenle uygulamada, bitkilerin ancak tarla kapasitesi ile solma noktası arasındaki nemden yararlandığı yaklaşımı yapılmaktadır. Solma noktasının üzerinde tarla kapasitesine kadar her düzeydeki nem miktarı ile solma noktası farkına kullanılabilir su, tarla kapasitesi ile solma noktası farkına ise kullanılabilir su tutma kapasitesi adı verilmektedir.
TOPRAK ÖRNEKLERİNİN ALINMASI
Sulama yapılan tarımsal işletmelerde, tarla parsellerinden bozulmuş ve bozulmamış toprak örnekleri alınarak laboratuarda toprak bünyesi, toprak tuzluluğu, tarla kapasitesi, solma noktası ve toprağın hacim ağırlığı değerleri saptanmaktadır. Bu amaçla, her 20 da alan için bir adet olmak üzere, tarla parselini temsil edebilecek yerde tarla bitkileri ve sebzeler için 120 cm ye, meyve bahçeleri için 150 cm ye kadar toprak profili açılır. Profil her 30 cm de basamak biçimindedir . Her 30 cm lik katmanın ortasına en az 3 adet iç hacmi 100 cm olan özel çakma silindirleri çakılarak bozulmamış toprak örnekleri ve yine her katmandan bir kürekle 1.5 - 2 kg kadar bozulmuş toprak örnekleri alınır. Laboratuara getirilen bozulmamış toprak örneklerinden tarla kapasitesi ve hacim ağırlığı, bozulmuş toprak örneklerinden ise toprak bünyesi, toprak tuzluluğu ve solma noktası saptanır.
Ayrıca, açılan profillerden toprak derinliğinin bir geçirimsiz tabaka (bariyer) yada taban suyu tarafından sınırlanıp sınırlanmadığı kontrol edilir.
TOPRAK NEMÎNÎN ÖLÇÜLMESİ
Sulama uygulamalarında, bitki kök bölgesindeki nemin doğru, bir şekilde ölçülmesi ve topraktaki nem değişiminin değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Toprak neminin ölçülmesinde değişik yöntemler kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları aşağıda açıklanmıştır.
G0ravimetrik yöntem: Bir toprak burgusu ile istenen toprak derinliğine kadar her 30 cm lik katmanın yaklaşık ortasından 100 - 150 g civarında bozulmuş toprak örnekleri alınır. Bu toprak örnekleri, nemin buharlaşması engellenecek biçimde, daha önce darası alınmış kaplara konur ve en kısa zamanda laboratuara getirilir. Toprak örneklerinin yaş ağırlıkları elde edildikten sonra kurutma fırınında 105 °C ta 24 saat bekletilir ve tekrar tartılarak kuru ağırlıkları saptanır.
Toprak neminin tansiyometrelerle ölçülmesi:
Tansiyometreler içi arı su dolu gövde, seramik uç ve vakum göstergesinden oluşan ve toprak rutubet gerilimini ölçen araçlardır . Bir tansiyometrenin araziye yerleştirilmesi için toprak neminin ölçüleceği derinliğe kadar çukur açılır. Seramik uç bu derinlikte olacak biçimde gövde çukura konur. Seramik uçla toprak arasında iyi bir temasın sağlanması için gövde etrafı toprakla doldurulur ve sıkıştırılır. Toprakta bulunan nem miktarına göre, seramik uçtan toprağa doğru yada topraktan seramik uç aracılığıyla tansiyometre gövdesine doğru su akışı olur ve bir hidrolik denge kurulur. Bu koşulda göstergeden bir değer okunur. Okunan bu değer daha önce hazırlanmış kalibrasyon eğrisinde işaretlenerek topraktaki nem miktarı kuru ağırlık yüzdesi cinsinden elde edilir.
Kalibrasyon eğrisini oluşturmak için, arazide tansiyometrenin yerleştirildiği derinliğin daha fazlası ıslatılacak biçimde toprağa su verilir ve l - 2 gün beklenir. Bundan sonra seramik uca yakın noktalardan (yatay doğrultuda en çok 100 cm etrafından) toprak burgusu ile toprak örnekleri alınır. Bu sırada gösterge değeri okunarak kaydedilir. Toprak örneklerindeki nem miktarı gravimetrik yöntemle saptanır. Bu işleme periyodik olarak, tansiyometre göstergesinde 8 - 10 kadar gittikçe artan farklı değerler okununcaya kadar devam edilir. Tansiyometre okumalarına karşılık, gelen nem miktarları bir dik koordinat sisteminde işaretlenerek kalibrasyon eğrisi elde edilir. Örnek olmak üzere bir tansiyometre kalibrasyon eğrisi Şekil 3.8 de verilmiştir.
Tansiyometreler ancak, toprak rutubet geri]iminin 0.85 atm değerine kadar sağlıklı sonuç vermektedir. Bundan daha düşük toprak nemi düzeylerinde, genellikle seramik uçtan tansiyometre gövdesine hava girmekte ve dolayısıyla sağlıklı ölçme yapılamamaktadır. Bu nedenle, tansiyometreler daha çok toprak neminin devamlı olarak tarla kapasitesi civarında tutulduğu damla
sulama yöntemi gibi sulama yöntemlerinin uygulandığı tarla parsellerinde, sulama zamanlarının saptanması amacıyla kullanılmaktadır.
Nötron yöntemi: Yöntemin esası, hızlı nötron saçan bir kaynaktan (nötron probe) çıkan nötronların, toprak suyu tarafından yavaşlatılması ve yavaşlatılmış nötron sayısının özel sayaçlarla ölçülmesidir. Bu amaçla, toprak nemi ölçülecek yerlere altı açık ve içi boş metal borular yerleştirilir. Genellikle amerikyum -berilyum karışımı olan radyoaktif madde nemin ölçüleceği derinliğe kadar sarkıtılır. Yavaşlayan nötron sayısı özel sayaçla ölçülür. Tansiyometrelerde açıklandığı gibi, daha önceden hazırlanmış kalibrasyon eğrisinde yavaşlatılmış nötron sayısına karşılık gelen toprak nemi miktarı doğrudan elde edilir (Şekil 3.9). Nötron yöntemi ile oldukça sağlıklı toprak nemi ölçmeleri yapılabilmektedir. Ancak, araç pahalıdır ve kullanılması uzmanlık istemektedir. Bu nedenle, genellikle sulama araştırmalarında kullanılmaktadır.
Elle kontrol yoluyla tahmin; Toprak burgusu ile nemin ölçüleceği derinlikten alınan toprak örnekleri, avuç içinde sıkılarak avuçta bıraktığı ıslaklık ve top oluşturma durumuna, parmaklar arasında yuvarlatılarak şerit oluşturma durumuna ve ayrıca toprak örneğinin rengine bakılarak toprak nemi tahmin edilmeye çalışılır. Oldukça kaba sonuç veren ve tecrübeyi gerektiren bir yöntemdir. Toprak neminin elle kontrol yoluyla tahmininde Çizelge 3.2 den bir fikir elde edinilebilir. Çizelge, farklı toprak bünyelerinde mevcut nemi tarla kapasitesine getirmek için gerekli su miktarının tahmin edilmesi amacıyla hazırlanmıştır.
TOPRAKTA SUYUN HAREKETİ
Doymuş ve doymamış toprak koşullarında suyun hareketi:
Toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu doymuş toprak koşullarında suyun hareketi, yerçekiminin etkisi ile, basıncın yüksek olduğu noktadan basıncın düşük olduğu noktaya doğrudur. Bu hareket biçimi, basınçlı borulardaki suyun hareketi gibidir. Sulama açısından, arazi koşullarında toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolması pek mümkün değildir. Çünkü, gözeneklerde bir miktar hava sıkışmaktadır. Ancak, sulama sırasında toprağın üst katmanındaki su hareketinin doymuş koşullarda oluştuğu yaklaşımı yapılabilmektedir.
Gözenekleri bütünüyle su ile dolu olmayan doymamış toprak koşullarında ise suyun hareketi yerçekimi ve kapillar kuvvetlerin etkisi altındadır. Su, toprak rutubet gerilimi düşük olan noktadan, toprak rutubet gerilimi yüksek olan noktaya doğru hareket eder. Başka bir deyişle suyun hareketi, toprak neminin yüksek olduğu noktadan düşük olduğu noktaya doğrudur. Sulama sırasında, sulamadan sonra ve suyun bitkiler tarafından alınması
sırasındaki suyun topraktaki hareketi, doymamış koşullarda harekete birer örnektir.
Sulama sırasında suyun toprakta hareketi: Sulama sırasında su infiltrasyonla düşey doğrultuda toprağa girer ve yerçekimi ile kapillar kuvvetlerin etkisi altında aşağıya doğru hareket eder. Toprak profilinde, yüzeyden başlayarak sırasıyla çok ıslak, ıslak ve tarla kapasitesi civarında olmak üzere üç zon oluşur (Şekil 3.10). Bu zonlarin kalınlığı, sulama süresi arttıkça artar. Daha altta ise toprak, sulama öncesindeki nem koşullarını yansıtır. Sulama tamamlandıktan sonra, çok ıslak ve ıslak zonlarda tarla kapasitesinin üzerindeki nem miktarı, yerçekiminin etkisi ile tarla kapasitesinden düşük zona kadar aşağı doğru hareket eder ve bu zondaki toprak taneleri tarafından nem tarla kapasitesine gelinceye kadar tutulur. Böylelikle, istenen toprak derinliği kısa sürede tarla kapasitesine gelir. Bu süre, hafif bünyeli topraklarda birkaç saat, ağır bünyeli topraklarda ise bir - iki gün kadardır.
Sulamadan sonra suyun toprakta hareketi: Sulamadan sonra suyun toprakta hareket biçimleri Şekil 3.11 de verilmiştir. Şekilden izleneceği gibi, ilk 10 - 15 cm lik toprak katmanına buharlaşma bölgesi adı verilmektedir. Genellikle bitki köklerinin bulunmadığı bu bölgede sulamadan sonra tutulan nem, buharlaşma yoluyla kısa sürede atmosfere karışır. Dolayısıyla su hareketi yukarıya doğrudur.
Bitkilerin asıl kök bölgesi, genellikle 15 - 45 cm arasındaki toprak katmanıdır. Bu toprak katmanında suyun önemli bir bölümü bitki kökleri aracılığıyla alınır ve yapraklardan olan terleme yoluyla atmosfere verilir. Suyun belirli bir kısmı ise kapillarite ile üst katmana yükselir ve buharlaşma ile atmosfere karışır. Dolayısı ile asıl kök bölgesinde tutulan suyun hareketi köklere ve yukarıya doğrudur. Asıl kök bölgesinden üst toprak katmanına su hareketi genellikle azdır ve üst katmandan olan buharlaşma miktarına bağlıdır. Buna ise üst katmanda toprak yapısının bozulması, yarıkların oluşması ve sulama sonrasında toprağın işlenmesi gibi faktörler etkili olmaktadır.
Asıl kök bölgesinin altında, genellikle 45 - 90 cm derinliğindeki toprak katmanında ikinci derecedeki kök bölgesi yer alır. Bu toprak katmanında da suyun önemli bir bölümü kökler j aracılığıyla alınır ve terleme yoluyla atmosfere verilir. Suyun çok az bir bölümü ise yerçekimi ve kapillaritenin etkisi ile alt katmana sızabilir. Özetle, bu katmandaki su hareketi köklere ve aşağıya doğrudur.
ikinci derecedeki kök bölgesinin altındaki küçük j köklerin bulunduğu toprak katmanında su hareketi köklere doğrudur ve bu katmandaki kullanılabilir suyun tamamı kökler aracılığıyla alınır. Suyun bitki köklerine doğru hareketi: Uygun bir kök gelişme ortamında hergûn çok sayıda kılcal kök oluşmaktadır. Kılcal kökler suyla temas kurarak uçlarıyla suyu emerler. Suyun emilmesini, kök hücreleri arasındaki yüksek ozmotik basınç oBağlamaktadır. Bu basınç toprak rutubet geriliminden yüksek olduğu koşulda bitki kökleri aracılığıyla suyu alabilmektedir.
Tarla kapasitesi ile solma noktası arasında, kapillarite ile emici köklere doğru bir miktar su hareketi olmasına karşın, "genellikle kılcal köklerin su olan kesime doğru büyümelerini : sürdürerek suya ulaştıkları kabul edilmektedir.
TOPRAĞIN SU ALMA HIZI
Suyun yüzeyden toprak içerisine düşey doğrultuda .girmesine toprağın su alması (infiltrasyon), birim zamanda toprağa giren su miktarına ise su alma hızı (infiltrasyon hızı) adı verilmektedir. Diğer bir tanımla su alma hızı, birim zamanda birim alandan toprak içerisine giren suyun hacmidir ve hız boyutuna sahiptir. Genellikle cm/h yada mm/h cinsinden ifade edilmektedir.
Toprağın su alma hızına birçok faktör etkili olmaktadır. Bunların en önemlileri toprak bünyesi, toprağın yapısı, toprakta mevcut nem miktarı, toprağın işlenme ve sıkışma durumu, toprak yüzeyindeki su yüksekliği ve topraktaki tuzların cinsi ve miktarıdır. Örneğin su alma hızı, hafif bünyeli topraklarda yüksek ağır bünyeli topraklarda düşük, agregat şeklindeki yapıya sahip topraklarda yüksek taneli yapıya sahip topraklarda düşük, kuru topraklarda yüksek nemli topraklarda düşük, işlenmiş topraklarda yüksek işlenmemiş ve sıkışmış topraklarda düşük, toprak yüzeyindeki su yüksekliği fazla olduğunda yüksek az olduğunda düşük ve kireçli topraklarda yüksek, sodyumlu topraklarda düşüktür.
Toprağın su alma hızı, sulama yöntemlerinin seçimi yanında, yüzey sulama yöntemlerinde akış uzunlukları ve debiye, yağmurlama sulama yönteminde başlık debisi ve tertip aralıklarına, damla sulama yönteminde damlatıcı debisi ve yerleşim aralıklarına, ayrıca tüm sulama yöntemlerinde sulama süresine etkili olan önemli bir parametredir.
Toprak bünyesine göre değişen su alma hızı değerleri toprak bünyelerinde önemli düzeyde farklılıklar gösterebilmektedir. Su alma hızına etkili olan diğer faktörler de dikkate alınırsa,
Çizelge 3.3 Toprak Bünyesine göre Bazı Su Alma Hızı Değerleri
sulama uygulamalarında toprağın su alma hızının mutlaka ölçülmesi gerekmektedir.
Toprağın su alma hızının ölçülmesinde ve su alma özelliklerinin belirlenmesinde birçok yöntem kullanılmaktadır. Burada, karık sulama yöntemi dışında tüm sulama yöntemleri için geçerli olan çift silindir infiltrometre ölçmeleri ve karık sulama yöntemi için geçerli olan karıklara giren - çıkan suyun ölçülmesi üzerinde durulacaktır.
Çift Silindir înfiltrometre Ölçmeleri
Çift silindir infiltrometre iç içe geçmiş iki metal silindirden oluşmaktadır. Silindirler genellikle 2 mm kalınlığında sacdan yapılırlar. Şekil 3.12 den izleneceği gibi, dış silindirin çapı 40 cm, iç silindirin çapı 20 - 25 cm ve her iki silindirin yüksekliği 40 cm dir. Toprağa kolayca girebilmeleri için silindirlerin alt uçları keskinleştirilir.
Infiltrasyon ölçmelerinin birbirine yakın olacak ve en çok 2 da alan içerisinde kalacak biçimde 3-5 yerde yapılması ve elde edilen değerlerin ortalamalarının kullanılması gerekmektedir. Bunun yanında ölçme işlemlerinin mutlaka işlenmemiş arazide ve sulama başlangıcı için öngörülen toprak nemi koşullarında yapılması çok önemlidir. Aksi durumda elde edilen değerler yanıltıcı olur.
Ölçme işleminden önce, araziyi temsil eden, karınca ve köstebek yuvaları ile bitki köklerinin oluşturabileceği kanalcıkların, silindire zarar verebilecek çakıl ve kayaların bulunmadığı düz bir yer seçilir. Silindirler yatay olacak biçimde seçilen yere konur ve üzerine çakma plakası yerleştirilir. Çakma plakası, üzerinde çakma sırasında kaymayı engelleyecek biçimde silindir çaplarına uygun tamponlar bulunan ve genellikle 3 mm sacdan yapılan düz bir plakadır. Çakma plakasının üzerinden, geniş tabanlı çelik bloktan oluşan yaklaşık 15 kg ağırlığındaki bir çakma ağırlığı ile yavaş yavaş vurularak ve yataylık sürekli denetlenerek silindirler 15 - 20 cm kadar çakılır.
Her iki silindire, iç ve dış silindirdeki su seviyeleri eşit olacak biçimde, bir sulamada uygulanacak su derinliği kadar (10 - 15 cm) su doldurulur. Suyun doldurulması sırasında erozyonu önlemek için iç silindirin tabanına bir çuval parçasının serilmesi ve su-doldurulduktan sonra kaldırılmasında yarar vardır.
Su düzeyi ölçmeleri iç silindirden, bir ölçme aracından yararlanarak yapılır. Ölçme aracı, mm değerine kadar bölümlendirilmiş bir cetvel üzerinde bulunan ucu sivri, çengelli ve ölçü göstergeli metal çubuktan ibarettir. Dış silindire doldurulan suyun işlevi, iç silindirdeki suyun yanlara doğru hareketini önlemek ve ıslatma alanını genişletmektir.
îç silindire su doldurulduğu an ölçme aracı ile ilk su düzeyi okuması yapılır. Bundan sonra, 10 dakika ara ile üç, 15 ve 30 dakika ara ile ikişer, 60 dakika ara ile bir ve 120 dakika ara ile yeteri kadar su düzeyi ölçmeleri yapılır ve ölçme zamanları ile su düzeyi değerleri bir çizelgeye kaydedilir. Ölçmelere, birim zamanda toprak içerisine giren su miktarı yaklaşık eşit oluncaya kadar devam edilir. Ölçmeler sırasında, toprak yüzeyindeki su yüksekliği 5 cm civarına düştüğünde silindirlere tekrar su ilave edilir.
Elde edilen ölçme sonuçlarından yararlanarak eklemeli zaman, su alma hızı, ortalama su alma hızı ve eklemeli su alma değerleri hesaplanır. Eklemeli zaman değerlerine karşılık gelen su alma hızı, ortalama su alma hızı ve eklemeli su alma değerleri bir militnetrik kağıda işaretlenirse eğri biçiminde ilişkiler elde edilir.
Toprakta su belirli bir düzeyin altına düştüğünde ise bitki faaliyetleri tamamen durmaktadır. Bunun yanında, iyi bir kök gelişimi için toprakta yeterli düzeyde havanın da bulunması gerekmektedir. Toprakta suyun fazla olduğu koşullarda, toprak zerreleri arasındaki boşluklar su ile dolduğundan hava miktarı azalmaktadır. Bu nedenle, bitki kök bölgesindeki su ve hava miktarının en iyi bitki gelişimini sağlayacak biçimde dengelenmesi, istenen düzeyde ürün elde edilmesi açısından oldukça önemlidir. Dolayısıyla, bitkisel üretimin arttırılması, toprak, bitki ve su arasındaki ilişkilerin bilinmesine bağlıdır.
SULAMA YÖNÜNDEN ÖNEMLİ BAZI TOPRAK ÖZELLİKLERİ
Toprak fazları: Toprak, arz kabuğunun fiziksel, kimyasal ve biyolojik parçalanmasından oluşan, geçirgen bir ortamdır. Katı (toprak taneleri) , sıvı (su) ve gaz (hava) fazlarından oluşmaktadır. Bu fazlar gösterilmiştir. Su ve hava, toprak taneleri arasındaki boşluklarda bulunmaktadır. Toprağın katı fazı ile boşluk hacmi arasındaki oran, toprak özelliklerine göre değişmektedir.
Toprak bünyesi: Toprağı oluşturan tanelerin büyüklük dağılımına toprak bünyesi denir. Toprak taneleri büyüklüğü, 0.00001 mm den başlayarak 2 mm ye kadar değişmektedir. Büyüklüğü 2 mm yi aşan tanelere çakıl adı verilir ve bunlar toprak tanesi olarak sınıflandırılmazlar. Büyüklüğü 0.002 mm den az toprak tanelerine kil, 0.002-0.05 mm arasındakilere şilt (mil) ve 0.05-2 mm arasındakilere ise kum adı verilmektedir.
Yapılan analizler sonucunda, toprak örneğindeki kum, şilt ve kil miktarları, toprak ağırlığının yüzdesi cinsinden ifade edilmekte ve bünye üçgeninde değerlendirilerek toprak bünye sınıfı belirlenmektedir. Toprağın katı fazını oluşturan kum, şilt ve kilin % değerlerine bağlı olarak 12 toprak bünye sınıfı vardır. Kumlu topraklara hafif (kaba) bünyeli, killi topraklara ağır (ince) bünyeli ve siltli topraklara ise orta bünyeli toprak adı verilmektedir.
Hafif bünyeli toprakların hava ve su geçirgenlikleri yüksektir. Bu topraklar bitki köklerinin yayılması için uygun bir ortam oluştururlar. Ağır bünyeli toprakların hava ve su geçirgenlikleri oldukça düşüktür ve bu tip topraklarda bitki köklerinin yayılması oldukça güçtür. Organik madde miktarı, verimlilik potansiyeli ve su tutma kapasitesi değerleri, ağır bünyeli topraklarda yüksek, hafif bünyeli topraklarda ise düşüktür. Ayrıca, toprak işleme ağır bünyeli topraklarda güç, hafif bünyeli topraklarda daha kolaydır. Orta bünyeli topraklarda değinilen özellikler, ağır ve hafif bünyeli topraklardaki özellikler arasında kalmaktadır.
Toprak yapısı: Toprak tanelerinin dizilişi ve gruplar halinde kümeleşme biçimine toprak yapısı denilmektedir. Bunun yanında, doğal toprak kümelerine ped adı verilmektedir. Eğer toprak taneleri tümüyle ayrı ise (ped yoksa), taneli yada teksel yapı, eğer kümeleşme söz konusu ise (ped varsa), agregat şeklindeki (levhalı, prizma benzeri, blok benzeri, granüle, furda) yapı adını almaktadır. Agregat şeklindeki yapı özellikle ağır bünyeli topraklarda su ve hava geçirgenliğini arttırdığından istenen bir özelliktir.
SULAMA SUYU UYGULANACAK TOPRAK DERİNLİĞİ
Sulama uygulamalarında, sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak etkili bitki kök derinliği yada etkili toprak derinliği dikkate alınmaktadır. Etkili bitki kök derinliği, bitkilerin normal gelişmeleri için gerekli olan suyun % 80 inin alındığı kök derinliği biçiminde tanımlanmaktadır. Etkili toprak derinliği ise, geçirimsiz tabaka yada taban suyuna kadar olan toprak derinliğidir. Sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak genellikle etkili bitki kök derinliği alınmaktadır. Bunun yanında, taban suyu yada geçirimsiz tabakanın yakında olduğu yüzlek topraklarda etkili toprak derinliği, bitkinin normal gelişmesinde sağlayacağı etkili kök derinliğinden daha az olabilir. Bu koşulda, sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak etkili toprak derinliği dikkate alınmaktadır.
Genel olarak, derin topraklarda yetiştirilen bitkiler ihtiyaç duydukları suyun önemli bir bölümünü kök bölgesinin üst kısımlarından alırlar. Bu nedenle, sulama uygulamalarında, tüm kök bölgesi yerine etkili kök derinliğindeki toprağın ıslatılması yeterli olmaktadır.
Bitki kök derinliği en yüksek değerine genellikle olgunlaşma döneminde ulaşmaktadır. Gelişmenin ilk dönemlerinde kök derinliğine bağlı olarak ıslatılacak toprak derinliği de azdır. Ancak, sulama sistemlerinde kapasite hesapları, en çok sulama suyuna ihtiyaç duyulan periyot için yapıldığından, hesaplarda olgunlaşma dönemindeki etkili bitki kök derinliği göz önüne alınmaktadır. Bazı kültür bitkileri için sulama uygulamalarında dikkate alınabilecek etkili kök derinliği değerleri Çizelge 3.1 de verilmiştir.
Çizelge 3.1 Bazı Bahçe Bitkilerinin Olgunlaşma Dönemine ilişkin Etkili Kök Derinlikleri
| Bitki cinsi | Etkili kök derinliği (cm) | Bitki cinsi | Etkili kök derinliği (cm) |
| Aspir | 90 | Keten | 90 |
| Ayçiçeği' " | 90 | Lahana | 45 |
| Bağ | 120 | Marul | 45 |
| Bezelye | 90 | Meyve ağaçları | 120 |
| Biber | 60 | Mısır | 90 |
| Çayır | 90 | Muz | 60 |
| Çilek | 60 | Pamuk | 90 |
| Domates | 90 | Patates | 60 |
| Enginar | 90 | Patlıcan | 60 |
| Fasulye | 60 | Soğan (taze) | 45 |
| Havuç | 60 | Sorgum | 90 |
| Hıyar | 60 | Soya | 90 |
| Hububat | 90 | Şeker pancarı | 90 |
| Ispanak | 60 | Turunçgiller | 120 |
| Kabak | 60 | Tütün | 90 |
| Karpuz | 90 | Yer fıstığı | 60 |
| Kavun | 90 | Yonca | 90 |
SULAMA. YÖNÜNDEN ÖNEMLİ TOPRAK NEM SABİTELERİ
Sulama uygulamalarında, toprakta belirli tansiyonlarda tutulan nem miktarlarının bilinmesi gerekmektedir. Başvuru niteliğindeki bu toprak nemi miktarlarına, toprak nemi sabiteleri adı verilmektedir. Sulama yönünden önemli toprak nemi sabiteleri; doyma noktası, tarla kapasitesi, solma noktası ve fırın kurudur.
Doyma noktası: Teorik olarak, toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu koşulda toprakta bulunan nem miktarına doyma noktası denir. Doyma noktasında toprak rutubet gerilimi O atm dir. Ancak, sulama uygulamalarında gözeneklerdeki havanın tamamen dışarı çıkması söz konusu değildir ve ender durumlarda gözenek hacminin % 85 - 90 ı su ile doldurulabilmektedir.
Şekil 3.5 Toprak nemi sabiteleri
Tarla kapasitesi: Serbest drenaj koşullarında, toprak tanelerinin yerçekimine karşı tuttuğu nem miktarına tarla kapasitesi denilmektedir. Tarla kapasitesi; toprağın bünyesine, yapısına, toprak tanelerinin şekline ve gözeneklerin durumuna göre j önemli düzeyde farklılık göstermektedir. Ağır bünyeli topraklarda! yüksek, hafif bünyeli topraklarda ise düşük değerlerdedir. Tarla] kapasitesinde toprak rutubet tansiyonu 1/10 -2/3 atm arasında değişmektedir. Bu değer, hafif bünyeli topraklarda 1/10, ağır l bünyeli topraklarda 2/3 atm e yakındır. Uygulamada, tarla kapasitesindeki toprak rutubet tansiyonunun ortalama 1/3 atmosfer] olduğu yaklaşımı yapılmaktadır. Başka bir deyişle tarla kapasitesi, toprak rutubet tansiyonu 1/3 atm olduğunda toprakta tutulan nem] miktarı biçiminde de tanımlanmaktadır.
Solma noktası: Bitkilerin kökleri aracılığıyla topraktan] su alamadıkları ve solmaya başladıkları, toprağa su verilse bile eski durumuna dönemedikleri koşulda toprakta bulunan nem miktarına solma noktası denilmektedir. Solma noktası ağır bünyeli topraklarda yüksek, hafif bünyeli topraklarda düşük değerlerdedir. Solma noktasındaki toprak rutubet tansiyonu 7-40 atm arasında değişebilmektedir. Bu değer, hafif bünyeli topraklarda 7 atm, ağır bünyeli topraklarda 40 atm kadar olabilmektedir. Pratik amaçlarla, solma noktasındaki nemin toprak taneleri tarafından 15 atm de tutulduğu yaklaşımı yapılmaktadır. Gerçekte, solma noktasında toprak rutubet tansiyonunun 10 yada 20 atm alınmasının p"k fazla önemi yoktur. Çünkü, Şekil 2.4 ten de izleneceği gibi toprak rutubet tansiyonunun yüksek olduğu koşullarda toprak nemi önemli
derecede değişmemektedir. Bu nedenle solma noktası, toprak taneleri tarafından 15 atm de tutulan nem miktarı biçiminde de tanımlanmaktadır.
Fırın kuru: Toprak örneğinin fırında 105 °C ta kurutulduktan sonra toprakta bulununan nem miktarına fırın kuru denilmektedir. Fırın kurudaki toprak rutubet tansiyonu 10 000 atm civarındadır. Sulama açısından fırın kurudaki nem miktarı ihmal edilebilir düzeydedir ve fırın kurudaki toprak ağırlığı, toprak tanelerinin ağırlığı olarak alınmaktadır.
TOPRAĞIN KULLANILABÎLİR SU TUTMA KAPASİTESİ
Serbest drenaj koşullarında, tarla kapasitesinin üzerindeki nem yerçekiminin etkisi ile kök bölgesinin altına sızmakta ve bitkiler bu nemden yararlanamamaktadır. Bitkiler, solma noktasının altındaki nemi de teorik olarak kökleri aracılığıyla alamamaktadır. Bu nedenle uygulamada, bitkilerin ancak tarla kapasitesi ile solma noktası arasındaki nemden yararlandığı yaklaşımı yapılmaktadır. Solma noktasının üzerinde tarla kapasitesine kadar her düzeydeki nem miktarı ile solma noktası farkına kullanılabilir su, tarla kapasitesi ile solma noktası farkına ise kullanılabilir su tutma kapasitesi adı verilmektedir.
TOPRAK ÖRNEKLERİNİN ALINMASI
Sulama yapılan tarımsal işletmelerde, tarla parsellerinden bozulmuş ve bozulmamış toprak örnekleri alınarak laboratuarda toprak bünyesi, toprak tuzluluğu, tarla kapasitesi, solma noktası ve toprağın hacim ağırlığı değerleri saptanmaktadır. Bu amaçla, her 20 da alan için bir adet olmak üzere, tarla parselini temsil edebilecek yerde tarla bitkileri ve sebzeler için 120 cm ye, meyve bahçeleri için 150 cm ye kadar toprak profili açılır. Profil her 30 cm de basamak biçimindedir . Her 30 cm lik katmanın ortasına en az 3 adet iç hacmi 100 cm olan özel çakma silindirleri çakılarak bozulmamış toprak örnekleri ve yine her katmandan bir kürekle 1.5 - 2 kg kadar bozulmuş toprak örnekleri alınır. Laboratuara getirilen bozulmamış toprak örneklerinden tarla kapasitesi ve hacim ağırlığı, bozulmuş toprak örneklerinden ise toprak bünyesi, toprak tuzluluğu ve solma noktası saptanır.
Ayrıca, açılan profillerden toprak derinliğinin bir geçirimsiz tabaka (bariyer) yada taban suyu tarafından sınırlanıp sınırlanmadığı kontrol edilir.
TOPRAK NEMÎNÎN ÖLÇÜLMESİ
Sulama uygulamalarında, bitki kök bölgesindeki nemin doğru, bir şekilde ölçülmesi ve topraktaki nem değişiminin değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Toprak neminin ölçülmesinde değişik yöntemler kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları aşağıda açıklanmıştır.
G0ravimetrik yöntem: Bir toprak burgusu ile istenen toprak derinliğine kadar her 30 cm lik katmanın yaklaşık ortasından 100 - 150 g civarında bozulmuş toprak örnekleri alınır. Bu toprak örnekleri, nemin buharlaşması engellenecek biçimde, daha önce darası alınmış kaplara konur ve en kısa zamanda laboratuara getirilir. Toprak örneklerinin yaş ağırlıkları elde edildikten sonra kurutma fırınında 105 °C ta 24 saat bekletilir ve tekrar tartılarak kuru ağırlıkları saptanır.
Toprak neminin tansiyometrelerle ölçülmesi:
Tansiyometreler içi arı su dolu gövde, seramik uç ve vakum göstergesinden oluşan ve toprak rutubet gerilimini ölçen araçlardır . Bir tansiyometrenin araziye yerleştirilmesi için toprak neminin ölçüleceği derinliğe kadar çukur açılır. Seramik uç bu derinlikte olacak biçimde gövde çukura konur. Seramik uçla toprak arasında iyi bir temasın sağlanması için gövde etrafı toprakla doldurulur ve sıkıştırılır. Toprakta bulunan nem miktarına göre, seramik uçtan toprağa doğru yada topraktan seramik uç aracılığıyla tansiyometre gövdesine doğru su akışı olur ve bir hidrolik denge kurulur. Bu koşulda göstergeden bir değer okunur. Okunan bu değer daha önce hazırlanmış kalibrasyon eğrisinde işaretlenerek topraktaki nem miktarı kuru ağırlık yüzdesi cinsinden elde edilir.
Kalibrasyon eğrisini oluşturmak için, arazide tansiyometrenin yerleştirildiği derinliğin daha fazlası ıslatılacak biçimde toprağa su verilir ve l - 2 gün beklenir. Bundan sonra seramik uca yakın noktalardan (yatay doğrultuda en çok 100 cm etrafından) toprak burgusu ile toprak örnekleri alınır. Bu sırada gösterge değeri okunarak kaydedilir. Toprak örneklerindeki nem miktarı gravimetrik yöntemle saptanır. Bu işleme periyodik olarak, tansiyometre göstergesinde 8 - 10 kadar gittikçe artan farklı değerler okununcaya kadar devam edilir. Tansiyometre okumalarına karşılık, gelen nem miktarları bir dik koordinat sisteminde işaretlenerek kalibrasyon eğrisi elde edilir. Örnek olmak üzere bir tansiyometre kalibrasyon eğrisi Şekil 3.8 de verilmiştir.
Tansiyometreler ancak, toprak rutubet geri]iminin 0.85 atm değerine kadar sağlıklı sonuç vermektedir. Bundan daha düşük toprak nemi düzeylerinde, genellikle seramik uçtan tansiyometre gövdesine hava girmekte ve dolayısıyla sağlıklı ölçme yapılamamaktadır. Bu nedenle, tansiyometreler daha çok toprak neminin devamlı olarak tarla kapasitesi civarında tutulduğu damla
sulama yöntemi gibi sulama yöntemlerinin uygulandığı tarla parsellerinde, sulama zamanlarının saptanması amacıyla kullanılmaktadır.
Nötron yöntemi: Yöntemin esası, hızlı nötron saçan bir kaynaktan (nötron probe) çıkan nötronların, toprak suyu tarafından yavaşlatılması ve yavaşlatılmış nötron sayısının özel sayaçlarla ölçülmesidir. Bu amaçla, toprak nemi ölçülecek yerlere altı açık ve içi boş metal borular yerleştirilir. Genellikle amerikyum -berilyum karışımı olan radyoaktif madde nemin ölçüleceği derinliğe kadar sarkıtılır. Yavaşlayan nötron sayısı özel sayaçla ölçülür. Tansiyometrelerde açıklandığı gibi, daha önceden hazırlanmış kalibrasyon eğrisinde yavaşlatılmış nötron sayısına karşılık gelen toprak nemi miktarı doğrudan elde edilir (Şekil 3.9). Nötron yöntemi ile oldukça sağlıklı toprak nemi ölçmeleri yapılabilmektedir. Ancak, araç pahalıdır ve kullanılması uzmanlık istemektedir. Bu nedenle, genellikle sulama araştırmalarında kullanılmaktadır.
Elle kontrol yoluyla tahmin; Toprak burgusu ile nemin ölçüleceği derinlikten alınan toprak örnekleri, avuç içinde sıkılarak avuçta bıraktığı ıslaklık ve top oluşturma durumuna, parmaklar arasında yuvarlatılarak şerit oluşturma durumuna ve ayrıca toprak örneğinin rengine bakılarak toprak nemi tahmin edilmeye çalışılır. Oldukça kaba sonuç veren ve tecrübeyi gerektiren bir yöntemdir. Toprak neminin elle kontrol yoluyla tahmininde Çizelge 3.2 den bir fikir elde edinilebilir. Çizelge, farklı toprak bünyelerinde mevcut nemi tarla kapasitesine getirmek için gerekli su miktarının tahmin edilmesi amacıyla hazırlanmıştır.
TOPRAKTA SUYUN HAREKETİ
Doymuş ve doymamış toprak koşullarında suyun hareketi:
Toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu doymuş toprak koşullarında suyun hareketi, yerçekiminin etkisi ile, basıncın yüksek olduğu noktadan basıncın düşük olduğu noktaya doğrudur. Bu hareket biçimi, basınçlı borulardaki suyun hareketi gibidir. Sulama açısından, arazi koşullarında toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolması pek mümkün değildir. Çünkü, gözeneklerde bir miktar hava sıkışmaktadır. Ancak, sulama sırasında toprağın üst katmanındaki su hareketinin doymuş koşullarda oluştuğu yaklaşımı yapılabilmektedir.
Gözenekleri bütünüyle su ile dolu olmayan doymamış toprak koşullarında ise suyun hareketi yerçekimi ve kapillar kuvvetlerin etkisi altındadır. Su, toprak rutubet gerilimi düşük olan noktadan, toprak rutubet gerilimi yüksek olan noktaya doğru hareket eder. Başka bir deyişle suyun hareketi, toprak neminin yüksek olduğu noktadan düşük olduğu noktaya doğrudur. Sulama sırasında, sulamadan sonra ve suyun bitkiler tarafından alınması
sırasındaki suyun topraktaki hareketi, doymamış koşullarda harekete birer örnektir.
Sulama sırasında suyun toprakta hareketi: Sulama sırasında su infiltrasyonla düşey doğrultuda toprağa girer ve yerçekimi ile kapillar kuvvetlerin etkisi altında aşağıya doğru hareket eder. Toprak profilinde, yüzeyden başlayarak sırasıyla çok ıslak, ıslak ve tarla kapasitesi civarında olmak üzere üç zon oluşur (Şekil 3.10). Bu zonlarin kalınlığı, sulama süresi arttıkça artar. Daha altta ise toprak, sulama öncesindeki nem koşullarını yansıtır. Sulama tamamlandıktan sonra, çok ıslak ve ıslak zonlarda tarla kapasitesinin üzerindeki nem miktarı, yerçekiminin etkisi ile tarla kapasitesinden düşük zona kadar aşağı doğru hareket eder ve bu zondaki toprak taneleri tarafından nem tarla kapasitesine gelinceye kadar tutulur. Böylelikle, istenen toprak derinliği kısa sürede tarla kapasitesine gelir. Bu süre, hafif bünyeli topraklarda birkaç saat, ağır bünyeli topraklarda ise bir - iki gün kadardır.
Sulamadan sonra suyun toprakta hareketi: Sulamadan sonra suyun toprakta hareket biçimleri Şekil 3.11 de verilmiştir. Şekilden izleneceği gibi, ilk 10 - 15 cm lik toprak katmanına buharlaşma bölgesi adı verilmektedir. Genellikle bitki köklerinin bulunmadığı bu bölgede sulamadan sonra tutulan nem, buharlaşma yoluyla kısa sürede atmosfere karışır. Dolayısıyla su hareketi yukarıya doğrudur.
Bitkilerin asıl kök bölgesi, genellikle 15 - 45 cm arasındaki toprak katmanıdır. Bu toprak katmanında suyun önemli bir bölümü bitki kökleri aracılığıyla alınır ve yapraklardan olan terleme yoluyla atmosfere verilir. Suyun belirli bir kısmı ise kapillarite ile üst katmana yükselir ve buharlaşma ile atmosfere karışır. Dolayısı ile asıl kök bölgesinde tutulan suyun hareketi köklere ve yukarıya doğrudur. Asıl kök bölgesinden üst toprak katmanına su hareketi genellikle azdır ve üst katmandan olan buharlaşma miktarına bağlıdır. Buna ise üst katmanda toprak yapısının bozulması, yarıkların oluşması ve sulama sonrasında toprağın işlenmesi gibi faktörler etkili olmaktadır.
Asıl kök bölgesinin altında, genellikle 45 - 90 cm derinliğindeki toprak katmanında ikinci derecedeki kök bölgesi yer alır. Bu toprak katmanında da suyun önemli bir bölümü kökler j aracılığıyla alınır ve terleme yoluyla atmosfere verilir. Suyun çok az bir bölümü ise yerçekimi ve kapillaritenin etkisi ile alt katmana sızabilir. Özetle, bu katmandaki su hareketi köklere ve aşağıya doğrudur.
ikinci derecedeki kök bölgesinin altındaki küçük j köklerin bulunduğu toprak katmanında su hareketi köklere doğrudur ve bu katmandaki kullanılabilir suyun tamamı kökler aracılığıyla alınır. Suyun bitki köklerine doğru hareketi: Uygun bir kök gelişme ortamında hergûn çok sayıda kılcal kök oluşmaktadır. Kılcal kökler suyla temas kurarak uçlarıyla suyu emerler. Suyun emilmesini, kök hücreleri arasındaki yüksek ozmotik basınç oBağlamaktadır. Bu basınç toprak rutubet geriliminden yüksek olduğu koşulda bitki kökleri aracılığıyla suyu alabilmektedir.
Tarla kapasitesi ile solma noktası arasında, kapillarite ile emici köklere doğru bir miktar su hareketi olmasına karşın, "genellikle kılcal köklerin su olan kesime doğru büyümelerini : sürdürerek suya ulaştıkları kabul edilmektedir.
TOPRAĞIN SU ALMA HIZI
Suyun yüzeyden toprak içerisine düşey doğrultuda .girmesine toprağın su alması (infiltrasyon), birim zamanda toprağa giren su miktarına ise su alma hızı (infiltrasyon hızı) adı verilmektedir. Diğer bir tanımla su alma hızı, birim zamanda birim alandan toprak içerisine giren suyun hacmidir ve hız boyutuna sahiptir. Genellikle cm/h yada mm/h cinsinden ifade edilmektedir.
Toprağın su alma hızına birçok faktör etkili olmaktadır. Bunların en önemlileri toprak bünyesi, toprağın yapısı, toprakta mevcut nem miktarı, toprağın işlenme ve sıkışma durumu, toprak yüzeyindeki su yüksekliği ve topraktaki tuzların cinsi ve miktarıdır. Örneğin su alma hızı, hafif bünyeli topraklarda yüksek ağır bünyeli topraklarda düşük, agregat şeklindeki yapıya sahip topraklarda yüksek taneli yapıya sahip topraklarda düşük, kuru topraklarda yüksek nemli topraklarda düşük, işlenmiş topraklarda yüksek işlenmemiş ve sıkışmış topraklarda düşük, toprak yüzeyindeki su yüksekliği fazla olduğunda yüksek az olduğunda düşük ve kireçli topraklarda yüksek, sodyumlu topraklarda düşüktür.
Toprağın su alma hızı, sulama yöntemlerinin seçimi yanında, yüzey sulama yöntemlerinde akış uzunlukları ve debiye, yağmurlama sulama yönteminde başlık debisi ve tertip aralıklarına, damla sulama yönteminde damlatıcı debisi ve yerleşim aralıklarına, ayrıca tüm sulama yöntemlerinde sulama süresine etkili olan önemli bir parametredir.
Toprak bünyesine göre değişen su alma hızı değerleri toprak bünyelerinde önemli düzeyde farklılıklar gösterebilmektedir. Su alma hızına etkili olan diğer faktörler de dikkate alınırsa,
Çizelge 3.3 Toprak Bünyesine göre Bazı Su Alma Hızı Değerleri
| Toprak bünyesi |
| Su alma |
| hızı, ram/h |
| Kumlu |
| 25.0 |
| - 250.0 |
| Kumlu-tinli |
| 13.0 |
| - 76.0 |
| Tini ı |
| 8.0 |
| - 20.0 |
| Killi-Cinli |
| 2.5 |
| - 15.0 |
| Siltli-killi |
| 0.3 |
| 5.0 |
| Killi |
| 0.1 |
| 1.0 |
Toprağın su alma hızının ölçülmesinde ve su alma özelliklerinin belirlenmesinde birçok yöntem kullanılmaktadır. Burada, karık sulama yöntemi dışında tüm sulama yöntemleri için geçerli olan çift silindir infiltrometre ölçmeleri ve karık sulama yöntemi için geçerli olan karıklara giren - çıkan suyun ölçülmesi üzerinde durulacaktır.
Çift Silindir înfiltrometre Ölçmeleri
Çift silindir infiltrometre iç içe geçmiş iki metal silindirden oluşmaktadır. Silindirler genellikle 2 mm kalınlığında sacdan yapılırlar. Şekil 3.12 den izleneceği gibi, dış silindirin çapı 40 cm, iç silindirin çapı 20 - 25 cm ve her iki silindirin yüksekliği 40 cm dir. Toprağa kolayca girebilmeleri için silindirlerin alt uçları keskinleştirilir.
Infiltrasyon ölçmelerinin birbirine yakın olacak ve en çok 2 da alan içerisinde kalacak biçimde 3-5 yerde yapılması ve elde edilen değerlerin ortalamalarının kullanılması gerekmektedir. Bunun yanında ölçme işlemlerinin mutlaka işlenmemiş arazide ve sulama başlangıcı için öngörülen toprak nemi koşullarında yapılması çok önemlidir. Aksi durumda elde edilen değerler yanıltıcı olur.
Ölçme işleminden önce, araziyi temsil eden, karınca ve köstebek yuvaları ile bitki köklerinin oluşturabileceği kanalcıkların, silindire zarar verebilecek çakıl ve kayaların bulunmadığı düz bir yer seçilir. Silindirler yatay olacak biçimde seçilen yere konur ve üzerine çakma plakası yerleştirilir. Çakma plakası, üzerinde çakma sırasında kaymayı engelleyecek biçimde silindir çaplarına uygun tamponlar bulunan ve genellikle 3 mm sacdan yapılan düz bir plakadır. Çakma plakasının üzerinden, geniş tabanlı çelik bloktan oluşan yaklaşık 15 kg ağırlığındaki bir çakma ağırlığı ile yavaş yavaş vurularak ve yataylık sürekli denetlenerek silindirler 15 - 20 cm kadar çakılır.
Her iki silindire, iç ve dış silindirdeki su seviyeleri eşit olacak biçimde, bir sulamada uygulanacak su derinliği kadar (10 - 15 cm) su doldurulur. Suyun doldurulması sırasında erozyonu önlemek için iç silindirin tabanına bir çuval parçasının serilmesi ve su-doldurulduktan sonra kaldırılmasında yarar vardır.
Su düzeyi ölçmeleri iç silindirden, bir ölçme aracından yararlanarak yapılır. Ölçme aracı, mm değerine kadar bölümlendirilmiş bir cetvel üzerinde bulunan ucu sivri, çengelli ve ölçü göstergeli metal çubuktan ibarettir. Dış silindire doldurulan suyun işlevi, iç silindirdeki suyun yanlara doğru hareketini önlemek ve ıslatma alanını genişletmektir.
îç silindire su doldurulduğu an ölçme aracı ile ilk su düzeyi okuması yapılır. Bundan sonra, 10 dakika ara ile üç, 15 ve 30 dakika ara ile ikişer, 60 dakika ara ile bir ve 120 dakika ara ile yeteri kadar su düzeyi ölçmeleri yapılır ve ölçme zamanları ile su düzeyi değerleri bir çizelgeye kaydedilir. Ölçmelere, birim zamanda toprak içerisine giren su miktarı yaklaşık eşit oluncaya kadar devam edilir. Ölçmeler sırasında, toprak yüzeyindeki su yüksekliği 5 cm civarına düştüğünde silindirlere tekrar su ilave edilir.
Elde edilen ölçme sonuçlarından yararlanarak eklemeli zaman, su alma hızı, ortalama su alma hızı ve eklemeli su alma değerleri hesaplanır. Eklemeli zaman değerlerine karşılık gelen su alma hızı, ortalama su alma hızı ve eklemeli su alma değerleri bir militnetrik kağıda işaretlenirse eğri biçiminde ilişkiler elde edilir.
DAMLA SULAMA SİSTEMİ NEDİR
![]() |
| DAMLAMA SİSTEMİ |
Damla Sulama Nedir ?
Sulama suyunun, filtre edilerek süzüldükten sonra, eriyebilir gübre ile veya gübresiz olarak toprak yüzeyine veya içine damlalar halinde verilmesine damla sulama denir. Suyun damlalar halinde verilebilmesi için şüphesiz ki basıncının düşük olması gerekir.
Bilindiği gibi tarımsal üretimi artırıcı en önemli girdi sulamadır. Ancak çeşitli sulama yöntemlerinin uygulanması belli şartlara bağlıdır. Geleneksel yüzey sulama yöntemleri ancak tesviye edilmiş arazilerde uygulanabilir. Ayrıca suyun bol ve kalite olarak, sulamaya elverişli olması gerekmektedir.
Suyu kıt ve tuzlu olan bölgeler sulama yapmayacak mı? Bu bölgelerin iklimi ve arazisi ekonomik değeri yüksek bitkilerin yetiştirilmesine elverişli ise suyun sorunlu olması ebetteki engel değildir. Ekonomik değeri yüksek bitki, yüksek gelir sağlayacaktır. Bunu elde edebilmek için suyun sorunlarını ortadan kaldıran yeni bir sulama yöntemi geliştirilmiştir. Dünyada ve ülkemizde giderek yaygınlaşan bu yeni yöntemin adı damla Sulamadır. Damla Sulama pahalı bir yöntemdir. Ancak az iş gücü gerektirdiği ve otomatik sulama yapmaya imkan verdiği için özellikle ilk yatırım masraflarının fazla olduğu seralarda ve ekonomik değeri yüksek olan bitkilerin yetiştirilmesinde uygulanmaktadır.
Sulama

Sulama : Bitkinin ihtiyaç duyduğu ve yağışlarla karşılanamayan suyun toprakta bitkinin kök bölgesine gereken yer ve zamanda verilmesidir. Sulamada esas ilke tarla başına kadar getirilmiş suyun, en az kayıpla bütün tarlaya üniform bir şekilde yayılmasıdır.Sulama konusunda pek çok sistem vardır. Tabi bunlardan birinin yada birkaçının seçilmesi birçok faktöre bağlıdır. Örnek olarak tarlanın tesviyesinin düzgün olup olmaması, yetiştirilen mahsulün cinsi, toprağın ve toprak altının kimyasal ve fiziksel özellikleri, sulama suyunun miktarı ve kalitesi, çiftçi alışkanlıkları, bazı sulama yöntemlerinin ek yatırımı gerektirmesi nedeniyle oradaki çiftçilerin ekonomik durumu , bölgenin rüzgar -sıcaklık-oransal nem-don-yağış gibi egemen iklim şartları sulama sistemlerini etkiler. Örneğin tesviyeli arazilerde bütün sulama sistemleri uygulanabildiği halde tesviyesiz arazilerde yağmurlama sulama, hakim rüzgarı şiddetli bir bölgede yağmurlama sulama sistemi yerine ya damla sulama yada karık sulama daha uygun bir sulama sistemi olarak günümüzde karşımıza çıkmaktadır..
YAĞMURLAMA SİSTEM UNSURLARI

YAĞMURLAMA SULAMA YÖNTEMİ
Yüzeyi düzgün olmayan, eğimi fazla, infiltrasyon (su alma) hızı yüksek arazilerde yüzey sulama yöntemlerinin uygulanması randıman sağlamamaktadır.Yine su alma hızı yüksek olan topraklarda, akış uzunluğunu azalması nedeniyle yüzey sulama ekonomik olmamaktadır. Bu gibi topraklarda ideal sulama yağmurlama şeklinde sulamadır.
Bunun gibi bazı durumlarda göz önünde bulundurularak ve sağladığı bir çok avantajlardan dolayı yağmurlama sulama yöntemi özellikle gelişmiş ülkelerde geniş uygulama alanı bulmuştur.
Bu “Yağmurlama sulama yöntemi”nin özelliklerini, uygulama şekillerini ve önemini sizlere elimizden geldiğince anlatmaya çalışalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



