1- Doymuş Akış:
Doymuş toprakta gözeneklerin tamamı olmasa bile büyük çoğunluğu su ile doludur. Bu durum taban suyu bölge sinde ve bazen ağır yağmurlardan ve sulamalardan sonra meydana gelebilir. Doymuş akışla da su yerçekiminin etkisiyle dikey olarak aşağıya veya eğiminin olduğu tarafa doğru olur ve tek yönlü bir akıştır. Bu hareket ancak tarla kapasitesine ulaşıncaya kadar devam eder. Tarla kapasitesinden sonra doymuş akış durur.
2- Doymamış Akış :
Toprak genellikle doymuş halde bulunmaz. Ama bu durumda da toprak içerisinde bulunan su da bir akış yani hareket söz konusudur. Toprak bitki su ilişkileri genellikle doymamış toprak şartlarında oluşmaktadır.
Biz bu ayrımı yaparken sanki bu akışların birbirinden bağımsızmış gibi bir durumun ortaya çıktığını farkediyoruz. Oysa toprakta suyun hareketi girifttir. Yani aynı anda hem doymuş akış hem de doymamış akış meydana gelebilir. Bir toprak katmanında dikey aşağıya doğru doymuş akış gerçekleşirken suya ihtiyaç olan yan bölgelerde veya komşu katmanlarda kapillar hareket neticesinde doymamış akışlar meydana gelebilir ki genellikle öyle olur. Bu anlamda toprak yüzeyinden itibaren suyun hareketini inceleyelim.
3- İnfiltrasyon :
Yağmur ve sulama sularının toprak yüzeyinden, toprak içine girişi infiltrasyon" , suyun toprak içinde aşağılara doğru hareketine "perkolasyon" olarak adlandırılır.
Toprak yüzeyinde bulunan suyun toprağa girişi ve profil boyunca aşağılara doğru hareketi iki kuvvetin etkisinde olmaktadır. Bu kuvvetler yer çekimi ve kapillar kuvvetlerdir. Suyun yüzeyden derinlere doğru hareketi sırasında büyük gözenekler yerçekiminin etkisiyle küçük gözenekler ise kapillarite yoluyla dolarlar. Toprakta suyun hareketli danelerin küçüklüğü oranında yavaşlar. Bu nedenle ince tekstürlü toprakların su tutma kapasiteleri çok yüksek olduğu halde iletim kapasiteleri oldukça düşüktür. Çok fazla killi topraklarda su hareketi pratik olarak yok kabul edilir. Bu gibi topraklarda granülasyon, organik madde ilavesi veya diğer yollarla sağlanmadıkça drenaj yavaş ve etkisiz olur. Kaba bünyeli toprakların ise gözeneklerinin geniş olmasından dolayı geçirgenlikleri yüksektir.
Bu arada kapillar hareketi görelim ve infiltrasyona devam edelim.
Çapları çok küçük olan borulara kapillar boru denir. Sıvıların borular içerisinde yükselmesi veya alçalması ve bulunduğu seviyede dengede tutulmasına kapillarite denir.
Kapillarite sıvıların yüzey gerilimi ile sıvı-katı ayrım düzeyinde ortaya çıkar. Temas açısında çekim kuvveti (adhezyon) ortaya çıkar ve bu kuvvet sıvı molekülleri arasındaki çekim kuvvetinden (kohezyon) daha fazla ise sıvı katı yüzey tarafından çekilir ve sıvı boruda yükselir.
peyzaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
peyzaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TOPRAK SUYUNUN HAREKETİ
0
yorum
Etiketler:
bahçe sulama,
otomatik sulama,
peyzaj,
polieliten boru,
sulama,
tarımda sulama,
tarla sulama,
yağmurlama sulama
BİTKİ SU İLİŞKİLERİ
Bitkilerin gereksinim duydukları suyu büyük oranda kökleri, kısmen ise toprak üstü organları aracılığıyla aldıklarına daha önce değinilmişti, Bitkiler tarafından suyun ve su ile birlikte besin maddelerinin alınmasında Diffüzyon, Osmoz ve Turgor gibi üç temel olay rol oynamaktadır.
Potansiyel yönden yüksek enerjili bir ortamdan, düşük enerjili ortama doğru olan geçişe Diffüzyon denir. Diffüzyon sırasında yüksek basınçtan, alçak basınca doğru madde parçacıklarının gelişi güzel hareketleri sonucu net bir geçiş meydana gelir. Buradan anlaşılacağı üzere, diffüzyonu oluşturan asal olay, madde parçacıklarının kinetik hareketleridir. Diffüzyonun artmasında sıcaklığın büyük roîü vardır. .Çünkü, ortamda sıcaklık artıkça moleküllerin kinetik enerjisi artmak*tadır. Akış hızına moleküllerin yoğunluğu ve ağırlığı da etkilidir. Bu bakımdan gaz ve sıvı maddelerde diffüzyon, moleküller arasındaki bağın zayıf olması nedeniyle daha kolaylıkla meydana gelir. Buna karşın kati maddelerde diffüzyon yok dene*cek kadar azdır.
Diffüzyon basıncı, iki ortam arasındaki basınç farkıdır. Gazların diffüzyon basıncı yüksek olduğundan, genellikle hava basıncını ölçmeye yarayan baromet-relerdeki çalışma ilkeleri dikkate alınarak, hareket edilir ve diffüzyon ölçüm alet*leri yapılır. İçi cıva dolu bir kılcal boru, açık ucu ava dolu bir kaba batmlsa, boru*daki cıva ancak belli bîr düzeye kadar düşer, borudaki civanın tamamı boşalmaz. Borudaki civanın tamamen boşalmamasina, dış hava ağırlığının, kaptaki cıva yüzeyine yaptığı basınç etkilidir. Deniz seviyesinde cam borudaki civanın yüksek*liği 760 rnm'dir. Bu 1 atmosfer olarak ifade edilir ve bu birim diffüzyon basıncı*nın ölçülmesinde de kullanılır.
Enerji ilişkileri yönünden diffüzyon, sistemin her yanında bağımsız enerji dengesi kuruluncaya kadar, yüksek bağımsız enerjiye sahip noktalardan, düşük bağımsız enerjiye sahip noktalara geçerek olur. Bu durumun, bitki yaşamı
bakımından önemi büyüktür. Çünkü bitki çevresinde bulunan suyun ve suda eri*miş durumda bulunan besin maddelerinin bitki tarafından alınması, hücreden hücreye geçmesi, çoğu kez yukarıdaki kurallara bağlı olarak dîffüzyon yoluyla gerçekleşir. Su ve besin maddeleri (anyon veya katyon olarak) daha çok toprak altı organı olan kökler ve kısmen de olsa toprak üstü organları aracılığıyla alınır. Atmosferdeki su buharı, karbondioksit ve oksijenin bitki tarafından alınması ve verilmesinde, yapraklardaki gözenekler, topraktaki su ve içinde çözünmüş bulunan tuzların alınmasında ise kılcal kökler, dîffüzyon yoluyla bu olayı gerçekleştirir.
Potansiyel yönden yüksek enerjili bir ortamdan, düşük enerjili ortama doğru olan geçişe Diffüzyon denir. Diffüzyon sırasında yüksek basınçtan, alçak basınca doğru madde parçacıklarının gelişi güzel hareketleri sonucu net bir geçiş meydana gelir. Buradan anlaşılacağı üzere, diffüzyonu oluşturan asal olay, madde parçacıklarının kinetik hareketleridir. Diffüzyonun artmasında sıcaklığın büyük roîü vardır. .Çünkü, ortamda sıcaklık artıkça moleküllerin kinetik enerjisi artmak*tadır. Akış hızına moleküllerin yoğunluğu ve ağırlığı da etkilidir. Bu bakımdan gaz ve sıvı maddelerde diffüzyon, moleküller arasındaki bağın zayıf olması nedeniyle daha kolaylıkla meydana gelir. Buna karşın kati maddelerde diffüzyon yok dene*cek kadar azdır.
Diffüzyon basıncı, iki ortam arasındaki basınç farkıdır. Gazların diffüzyon basıncı yüksek olduğundan, genellikle hava basıncını ölçmeye yarayan baromet-relerdeki çalışma ilkeleri dikkate alınarak, hareket edilir ve diffüzyon ölçüm alet*leri yapılır. İçi cıva dolu bir kılcal boru, açık ucu ava dolu bir kaba batmlsa, boru*daki cıva ancak belli bîr düzeye kadar düşer, borudaki civanın tamamı boşalmaz. Borudaki civanın tamamen boşalmamasina, dış hava ağırlığının, kaptaki cıva yüzeyine yaptığı basınç etkilidir. Deniz seviyesinde cam borudaki civanın yüksek*liği 760 rnm'dir. Bu 1 atmosfer olarak ifade edilir ve bu birim diffüzyon basıncı*nın ölçülmesinde de kullanılır.
Enerji ilişkileri yönünden diffüzyon, sistemin her yanında bağımsız enerji dengesi kuruluncaya kadar, yüksek bağımsız enerjiye sahip noktalardan, düşük bağımsız enerjiye sahip noktalara geçerek olur. Bu durumun, bitki yaşamı
bakımından önemi büyüktür. Çünkü bitki çevresinde bulunan suyun ve suda eri*miş durumda bulunan besin maddelerinin bitki tarafından alınması, hücreden hücreye geçmesi, çoğu kez yukarıdaki kurallara bağlı olarak dîffüzyon yoluyla gerçekleşir. Su ve besin maddeleri (anyon veya katyon olarak) daha çok toprak altı organı olan kökler ve kısmen de olsa toprak üstü organları aracılığıyla alınır. Atmosferdeki su buharı, karbondioksit ve oksijenin bitki tarafından alınması ve verilmesinde, yapraklardaki gözenekler, topraktaki su ve içinde çözünmüş bulunan tuzların alınmasında ise kılcal kökler, dîffüzyon yoluyla bu olayı gerçekleştirir.
TOPRAK BİTKİ SU İLİŞKİSİ (DRENAJ)
Tarimsal üretimin artan nüfusun gereksinimlerini karsilayacak düzeyde arttirilmasi, tarim teknolojisinin gelistirilmesi ve yayginlastirilmasi önlemlerini gerektirmektedir.
Tarim arazilerinde birim alanda elde edilen üretimin düsüklügünde; ilkel teknoloji ve yetersiz girdi kullanimiyla birlikte yanlis toprak kullanimi sonucu ortaya çikan erozyon ile drenaj yetersizligi nedeniyle olusan çoraklasmada etkili olmaktadir.
Kisa bir tanim yapacak olursak; topraktaki fazla suyun uzaklastirilarak bitkilerin gelismesi için uygun toprak ortaminin yaratilmasi islemine drenaj denir. Havadar bir kök bölgesi ve tarimsal ugraslar için kuru bir üst toprak, kaynagi ne olursa olsun fazla suyun ortamdan uzaklastirilmasi ile saglanabilir.
Sulama sistemlerinin kurulmasi sonucu elde edilen yüksek verim artisi, ancak drenaj sistemlerinin iyi çalismasi durumunda uzun süre devam edebilmektedir.
Sulama-drenaj iliskileri çözümlenemeyen alanlarda karsilasilan yüksek taban suyu, tuzluluk ve çoraklasma ilerleyen yillar içinde verimi olumsuz etkilemektedir. Drenaj sorununu ortaya çikaran en büyük etmen taban suyudur. Taban suyu geçirimsiz tabaka ile toprak yüzeyi arasinda çesitli derinliliklerde bulunan, yagislar, yüzey akisi, denizler, göller ve göletlerden derine sizan, toprak altindaki basinçli artezyenik sulardan beslenerek ortaya çikan sudur. Bu su toprak altinda bitki kök bölgesine veya daha yukarisina çiktigi zaman drenaj problemi ortaya çikar.
Taban suyunun zararlarina bakacak olursak; topragin havasiz kalmasina bagli olarak bitki köklerinin çürümesi, rutubet fazlaliginda bitki hastaliklarinin artmasi, mahsül veriminin düsmesi, toprak yapisinin bozulmasi, arazinin süratle çoraklasmasi, arazi islenmesinin güçlesmesi gibi olumsuz etkilerini siralayabiliriz.
Sulu tarim alanlarinda drenajin belirtilerine de bakacak olursak;
- Arazi yüzeyinde tuz lekelerinin gözükmesi
- Çukur yerlerde biriken sularda sivrisinek üremesi
- Arazi yüzeyinde çukur bölgelerde su birikmesi
- Bitkilerde yaprak yanmasi ve kök çürüklügünün görülmesi
- Arazi yüzeyinde suyu seven bitkilerin artmasi
- Arazinin islak olmasi nedeniyle toprak isleme, ekim ve hasat islemlerinin gecikmesi
- Verimde düsüsün olmasi, köklerin derine inememesi
- Arazi üzerinde makinalarin çalismasi sonucu topragi sikistirarak topragin geçirgenligini azaltmasi seklinde siralayabiliriz. (*)
Degerli çiftçilerimiz; birim alandan daha nitelikli ve nicelikli üretim yeni ve ileri üretim teknolojilerinden yararlanilarak saglanabilir.
Bu anlamda drenajin toprak-su-hava oranini düzelterek topraktaki bakterilerin ve mikroorganizmalarin faaliyetini arttirmasi, diger arazilere göre toprak isisinin yaklasik 5.5 derece daha sicak olmasi , toprak yapisinin düzelmesiyle bitkilerin daha kolay gelisme olanagini bulmasi, birim alandaki verimin artmasi, arazide isleme kolayligi, tuz birikiminin önlenmesi gibi yararlarida saglayan üzerinde dikkatle durulmasi gereken çok önemli bir konudur.
Kaynak:(*) Türk- Alman Sulama Egitim Merkezi- Söke (ders notlari)
Tarim arazilerinde birim alanda elde edilen üretimin düsüklügünde; ilkel teknoloji ve yetersiz girdi kullanimiyla birlikte yanlis toprak kullanimi sonucu ortaya çikan erozyon ile drenaj yetersizligi nedeniyle olusan çoraklasmada etkili olmaktadir.
Kisa bir tanim yapacak olursak; topraktaki fazla suyun uzaklastirilarak bitkilerin gelismesi için uygun toprak ortaminin yaratilmasi islemine drenaj denir. Havadar bir kök bölgesi ve tarimsal ugraslar için kuru bir üst toprak, kaynagi ne olursa olsun fazla suyun ortamdan uzaklastirilmasi ile saglanabilir.
Sulama sistemlerinin kurulmasi sonucu elde edilen yüksek verim artisi, ancak drenaj sistemlerinin iyi çalismasi durumunda uzun süre devam edebilmektedir.
Sulama-drenaj iliskileri çözümlenemeyen alanlarda karsilasilan yüksek taban suyu, tuzluluk ve çoraklasma ilerleyen yillar içinde verimi olumsuz etkilemektedir. Drenaj sorununu ortaya çikaran en büyük etmen taban suyudur. Taban suyu geçirimsiz tabaka ile toprak yüzeyi arasinda çesitli derinliliklerde bulunan, yagislar, yüzey akisi, denizler, göller ve göletlerden derine sizan, toprak altindaki basinçli artezyenik sulardan beslenerek ortaya çikan sudur. Bu su toprak altinda bitki kök bölgesine veya daha yukarisina çiktigi zaman drenaj problemi ortaya çikar.
Taban suyunun zararlarina bakacak olursak; topragin havasiz kalmasina bagli olarak bitki köklerinin çürümesi, rutubet fazlaliginda bitki hastaliklarinin artmasi, mahsül veriminin düsmesi, toprak yapisinin bozulmasi, arazinin süratle çoraklasmasi, arazi islenmesinin güçlesmesi gibi olumsuz etkilerini siralayabiliriz.
Sulu tarim alanlarinda drenajin belirtilerine de bakacak olursak;
- Arazi yüzeyinde tuz lekelerinin gözükmesi
- Çukur yerlerde biriken sularda sivrisinek üremesi
- Arazi yüzeyinde çukur bölgelerde su birikmesi
- Bitkilerde yaprak yanmasi ve kök çürüklügünün görülmesi
- Arazi yüzeyinde suyu seven bitkilerin artmasi
- Arazinin islak olmasi nedeniyle toprak isleme, ekim ve hasat islemlerinin gecikmesi
- Verimde düsüsün olmasi, köklerin derine inememesi
- Arazi üzerinde makinalarin çalismasi sonucu topragi sikistirarak topragin geçirgenligini azaltmasi seklinde siralayabiliriz. (*)
Degerli çiftçilerimiz; birim alandan daha nitelikli ve nicelikli üretim yeni ve ileri üretim teknolojilerinden yararlanilarak saglanabilir.
Bu anlamda drenajin toprak-su-hava oranini düzelterek topraktaki bakterilerin ve mikroorganizmalarin faaliyetini arttirmasi, diger arazilere göre toprak isisinin yaklasik 5.5 derece daha sicak olmasi , toprak yapisinin düzelmesiyle bitkilerin daha kolay gelisme olanagini bulmasi, birim alandaki verimin artmasi, arazide isleme kolayligi, tuz birikiminin önlenmesi gibi yararlarida saglayan üzerinde dikkatle durulmasi gereken çok önemli bir konudur.
Kaynak:(*) Türk- Alman Sulama Egitim Merkezi- Söke (ders notlari)
TOPRAK ,BİTKİ, SU İLİŞKİLERİ NELERDİR
TOPRAK - BİTKİ - SU İLİŞKİLERİ
Çift Silindir înfiltrometre Ölçmeleri
Bitkiler topraktan yeteri kadar su alamadıklarında, toprak üstü aksamında yeni gelişmeleri durdurmakta ve gövdede su ile karbonhidratların kullanılmalarını en az düzeye indirerek kökün gelişmesine yardımcı olmaktadırlar. Toprakta su belirli bir düzeyin altına düştüğünde ise bitki faaliyetleri tamamen durmaktadır. Bunun yanında, iyi bir kök gelişimi için toprakta yeterli düzeyde havanın da bulunması gerekmektedir. Toprakta suyun fazla olduğu koşullarda, toprak zerreleri arasındaki boşluklar su ile dolduğundan hava miktarı azalmaktadır. Bu nedenle, bitki kök bölgesindeki su ve hava miktarının en iyi bitki gelişimini sağlayacak biçimde dengelenmesi, istenen düzeyde ürün elde edilmesi açısından oldukça önemlidir. Dolayısıyla, bitkisel üretimin arttırılması, toprak, bitki ve su arasındaki ilişkilerin bilinmesine bağlıdır
Toprak fazları: Toprak, arz kabuğunun fiziksel, kimyasal ve biyolojik parçalanmasından oluşan, geçirgen bir ortamdır. Katı (toprak taneleri) , sıvı (su) ve gaz (hava) fazlarından oluşmaktadır. Bu fazlar gösterilmiştir. Su ve hava, toprak taneleri arasındaki boşluklarda bulunmaktadır. Toprağın katı fazı ile boşluk hacmi arasındaki oran, toprak özelliklerine göre değişmektedir.
Toprak bünyesi: Toprağı oluşturan tanelerin büyüklük dağılımına toprak bünyesi denir. Toprak taneleri büyüklüğü, 0.00001 mm den başlayarak 2 mm ye kadar değişmektedir. Büyüklüğü 2 mm yi aşan tanelere çakıl adı verilir ve bunlar toprak tanesi olarak sınıflandırılmazlar. Büyüklüğü 0.002 mm den az toprak tanelerine kil, 0.002-0.05 mm arasındakilere şilt (mil) ve 0.05-2 mm arasındakilere ise kum adı verilmektedir.
Yapılan analizler sonucunda, toprak örneğindeki kum, şilt ve kil miktarları, toprak ağırlığının yüzdesi cinsinden ifade edilmekte ve bünye üçgeninde değerlendirilerek toprak bünye sınıfı belirlenmektedir. Toprağın katı fazını oluşturan kum, şilt ve kilin
Topraktaki katı, sıvı ve gaz fazları
% değerlerine bağlı olarak 12 toprak bünye sınıfı vardır. Kumlu topraklara hafif (kaba) bünyeli, killi topraklara ağır (ince) bünyeli ve siltli topraklara ise orta bünyeli toprak adı verilmektedir.
Hafif bünyeli toprakların hava ve su geçirgenlikleri yüksektir. Bu topraklar bitki köklerinin yayılması için uygun bir ortam oluştururlar. Ağır bünyeli toprakların hava ve su geçirgenlikleri oldukça düşüktür ve bu tip topraklarda bitki köklerinin yayılması oldukça güçtür. Organik madde miktarı, verimlilik potansiyeli ve su tutma kapasitesi değerleri, ağır bünyeli topraklarda yüksek, hafif bünyeli topraklarda ise düşüktür. Ayrıca, toprak işleme ağır bünyeli topraklarda güç, hafif bünyeli topraklarda daha kolaydır. Orta bünyeli topraklarda değinilen özellikler, ağır ve hafif bünyeli topraklardaki özellikler arasında kalmaktadır.
Toprak yapısı: Toprak tanelerinin dizilişi ve gruplar halinde kümeleşme biçimine toprak yapısı denilmektedir. Bunun yanında, doğal toprak kümelerine ped adı verilmektedir. Eğer toprak taneleri tümüyle ayrı ise (ped yoksa), taneli yada teksel yapı, eğer kümeleşme söz konusu ise (ped varsa), agregat şeklindeki (levhalı, prizma benzeri, blok benzeri, granüle, furda) yapı adını almaktadır. Agregat şeklindeki yapı özellikle ağır bünyeli topraklarda su ve hava geçirgenliğini arttırdığından istenen bir özelliktir.
Sulama uygulamalarında, sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak etkili bitki kök derinliği yada etkili toprak derinliği dikkate alınmaktadır. Etkili bitki kök derinliği, bitkilerin normal gelişmeleri için gerekli olan suyun % 80 inin alındığı kök derinliği biçiminde tanımlanmaktadır. Etkili toprak derinliği ise, geçirimsiz tabaka yada taban suyuna kadar olan toprak derinliğidir. Sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak genellikle etkili bitki kök derinliği alınmaktadır. Bunun yanında, taban suyu yada geçirimsiz tabakanın yakında olduğu yüzlek topraklarda etkili toprak derinliği, bitkinin normal gelişmesinde sağlayacağı etkili kök derinliğinden daha az olabilir. Bu koşulda, sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak etkili toprak derinliği dikkate alınmaktadır.
Genel olarak, derin topraklarda yetiştirilen bitkiler ihtiyaç duydukları suyun önemli bir bölümünü kök bölgesinin üst kısımlarından alırlar. Bu nedenle, sulama uygulamalarında, tüm kök bölgesi yerine etkili kök derinliğindeki toprağın ıslatılması yeterli olmaktadır.
Bitki kök derinliği en yüksek değerine genellikle olgunlaşma döneminde ulaşmaktadır. Gelişmenin ilk dönemlerinde kök derinliğine bağlı olarak ıslatılacak toprak derinliği de azdır. Ancak, sulama sistemlerinde kapasite hesapları, en çok sulama suyuna ihtiyaç duyulan periyot için yapıldığından, hesaplarda olgunlaşma dönemindeki etkili bitki kök derinliği göz önüne alınmaktadır. Bazı kültür bitkileri için sulama uygulamalarında dikkate alınabilecek etkili kök derinliği değerleri Çizelge de verilmiştir.
Bazı Bahçe Bitkilerinin Olgunlaşma Dönemine ilişkin Etkili Kök Derinlikleri
Sulama uygulamalarında, toprakta belirli tansiyonlarda tutulan nem miktarlarının bilinmesi gerekmektedir. Başvuru niteliğindeki bu toprak nemi miktarlarına, toprak nemi sabiteleri adı verilmektedir. Sulama yönünden önemli toprak nemi sabiteleri; doyma noktası, tarla kapasitesi, solma noktası ve fırın kurudur.
Doyma noktası: Teorik olarak, toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu koşulda toprakta bulunan nem miktarına doyma noktası denir. Doyma noktasında toprak rutubet gerilimi O atm dir. Ancak, sulama uygulamalarında gözeneklerdeki havanın tamamen dışarı çıkması söz konusu değildir ve ender durumlarda gözenek hacminin % 85 - 90 ı su ile doldurulabilmektedir.
Bazı Bahçe Bitkilerinin Olgunlaşma Dönemine ilişkin Etkili Kök Derinlikleri
| Bitki cinsi | Etkili kök derinliği (cm) | Bitki cinsi | Etkili kök derinliği (cm) |
| Aspir | 90 | Keten | 90 |
| Ayçiçeği' " | 90 | Lahana | 45 |
| Bağ | 120 | Marul | 45 |
| Bezelye | 90 | Meyve ağaçları | 120 |
| Biber | 60 | Mısır | 90 |
| Çayır | 90 | Muz | 60 |
| Çilek | 60 | Pamuk | 90 |
| Domates | 90 | Patates | 60 |
| Enginar | 90 | Patlıcan | 60 |
| Fasulye | 60 | Soğan (taze) | 45 |
| Havuç | 60 | Sorgum | 90 |
| Hıyar | 60 | Soya | 90 |
| Hububat | 90 | Şeker pancarı | 90 |
| Ispanak | 60 | Turunçgiller | 120 |
| Kabak | 60 | Tütün | 90 |
| Karpuz | 90 | Yer fıstığı | 60 |
| Kavun | 90 | Yonca | 90 |
Toprak nemi sabiteleri:
derecede değişmemektedir. Bu nedenle solma noktası, toprak taneleri tarafından 15 atm de tutulan nem miktarı biçiminde de tanımlanmaktadır.
Toprak neminin tansiyometrelerle ölçülmesi:
Toprak Bünyesine göre Bazı Su Alma Hızı Değerleri:
| Toprak bünyesi |
| Su alma |
| hızı, ram/h |
| Kumlu |
| 25.0 |
| - 250.0 |
| Kumlu-tinli |
| 13.0 |
| - 76.0 |
| Tini ı |
| 8.0 |
| - 20.0 |
| Killi-Cinli |
| 2.5 |
| - 15.0 |
| Siltli-killi |
| 0.3 |
| 5.0 |
| Killi |
| 0.1 |
| 1.0 |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

