k-raın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
k-raın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KONTROL CİHAZLARI VE SEÇİMİ




1 KONTROL CİHAZLARINA GENEL BAKIŞ
Sistemdeki otomatik vanaları (solenoid vanaları) kumanda eden sulama için özel tasarlanmış pilli yada kablolu kontrol cihazlardır.
  1. Toplam istasyon adedine uygun olarak seçilmelidir. Bazı kontrol cihazları istasyon çıkış güçleri itibariyle birden fazla vana çalıştırabilir, aynı anda çalışacak vanalar tek istasyona bağlanabilir. Bu özellik cihaz seçiminde dikkate alınmalıdır.
  2. Kontrol cihazları içeride yada dışarıda monte edilebilir,bu durumda bu konumlara uygun cihazlar seçilmelidir. Dışarıda kullanılacak cihazlar nem, yağmur vs karşı mutlak dış kabinli olmalıdır.
  3. Kontrol cihazı, projemizde yer alan bitki örtüsünün sulanması için gerekli donanıma sahip olmalı, program kabiliyeti uygulanacak sulama programları için yeterli olmalıdır.
  4. Projemizde elektrik durumuna uygun olarak, pilli yada şebeke elektriğinden güç alan kablolu cihazlar  kullanılabilir. Uygun olması halinde kablolu cihazlar daha konforlu oldukları için tercih edilmelidir.
  5. Kontrol cihazları elektrik besleme hattına yakın olmalıdır.
  6. Kontrol cihazlara erişim kolay olmalıdır.
  7. Islak hacimlerden uzak olmalıdır.
  8. Çok yağış alan ılıman iklime sahip bölgelerde kontrol cihazına yağmur sensörü takılmalıdır



2 KABLOLU VE PİLLİ SİSTEM  KARŞILAŞTIRMA
  1. KABLOLU SİSTEM  MERKEZİ KONTROL SİSTEMİDİR. SİSTEM TEK MERKEZDEN KONTOL EDİLİR.
    Pilli sistemde her vana kendi ayrı ayrı programlanır ve her program değişikliği vana yanına gidilerek ayrı ayrı programlanır .
  2. KABLOLU SİSTEMDE SULANACAK BÖLGEYE MÜDAHALE ETMEK TEK TUŞLA MÜMKÜNDÜR.
    Pilli sistemde ise, Müdahale edilecek bölgedeki tüm vanaları tek-tek dolaşmak gerekir.
  3. MERKEZİ KONTROL SİSTEMİNDE ÇALIŞMAYAN VANA ,ÇİHAZIN İKAZ SİSTEMİ SAYESİNDE HABERDAR OLUNUR.
    Pilli sistemde çalışmayan yada pili biten kontrol cihazını tespit etmek mümkün değildir.
  4. KABLOLU SİSTEME  BİR ADET YAĞMUR SENSÖRÜ BAĞLANIR.
    Pilli sistemde Yağmur sensörü kullanılamaz .Kullanılsa bile her vana merkezine ayrı ayrı sensör bağlamak gerekir bu da maliyeti gereksiz arttırır.
  5. MERKEZİ SİSTEM TEK ÜNİTEDEN OLUŞUR ARIZALANMASI HALİNDE MÜDEHALESİ KOLAY BAKIMI SON DERECE BASİTTİR.
    Pilli sistemde vana adedi kadar kontrol cihazı mevcuttur.Arıza olasılığı çok yüksek,işletme maliyeti çok fazla,arıza tespiti çok zordur. Tamamen su geçirmez dizayn olduğu için kontrol ünitesine müdahale mümkün değildir mutlaka yenisi ile değiştirmek gerekir,buda işletme maliyetini son derece arttırır.
  6. KABLOLU SİSTEM MERKEZİDİR VE MÜDAHALESİ KONTROL ÇİHAZI KİLİT ANAHTARI OLAN YETKİLİ KİŞİLERCE YAPILIR.
    Pilli sistem sahada dağınık olduğu için, cihaza herkes ulaşabilir  çalınma ve zarar görme riski yüksektir.
  7. KABLOLU SİSTEM DIŞ MEKAN VE YAĞMUR GEÇİRMEZDİR.
    Pilli sistem vana kutuları içerisinde, her ne kadar su geçirmez imal edilse de  yağışlı havalarda su içerisinde kalır gerek kablo bağlantıları gerekse  pil yatak ünitesi zamanla bu özelliğini yitirir ve cihaz arızalanır bu durumda yukarıda bahsedildiği gibi tamir şansı yoktur yenisi ile değiştirilir.
  8. KABLOLU SİSTEMDE MEVSİMSEL SULAMA SÜRESİ DEĞİŞİKLİĞİ TEK TUŞ HAREKETİ İLE DEĞİŞTİRİLİR.YANLIŞ PROGRAMLAM GİRİLSE BİLE ÇİHAZ  YA İKAZ EDER YADA PROGRAMI KENDİ DÜZELTİR.
    Pilli sistemde Mevsimsel sulama süre değişikliği tüm vanalar tek, tek dolaşılarak ve yeniden program yapılarak değiştirilebilir.Yapılacak programın doğru olması için ayrı bir yazılıma ihtiyaç vardır yanlış programlama sistemin çalışma basıncını ve debisini etkiler buda sulama sisteminin  performansında düşüklüklere sebep olur.

3.OTOMASYON

Kontrol cihazını mümkün olduğunca bütün solenoid vanaları görebilecek uygun bir konuma yerleştirdik. Kontrol cihazı olarak 4 istasyonlu kablolu dış ünite zaman role cihazı seçildi.
Solenoid vanaları mevcut sulama kabloları düşünülerek dörderli iki guruba ayırdık.
5 x0,8 mm özel toprak altı sulama kablosu ile kontrol cihazına bağlantıyı yaptık.5 Damarlı  kablolardan birini 4 vananın ortak ucu olarak, geride kalan 4 damarı her vananın sinyal ucu olarak tek tek DBY su geçirmez kablo klemensleri kullanarak kontrol cihazına bağlantısını yaptık Kablolar ana boru yanına aynı kanal içine döşendi.

TOPRAKTA SUYUN TUTULMASI NEDİR.


TOPRAK SUYU
Toprakta bulunan su, bitkilerin yetişmesi, toprak içindeki biyolojik faaliyetlerin devamı, çeşitli ayrışma ve özellikle iyon alışverişinin sağlanması bakımından son derece önemlidir.
Toprakta suyun tutulması Adhesion ve Kohezyon yoluyla olmaktadır. Adhesion katı toprak parçacık yüzeylerinin suyu çekme kuvvetidir. Su, toprak parçacıklarının iç ve dış yüzeylerinde bulunan elektriksel alandaki elektrostatik kuvvetlerle tutulmaktadır. Birkaç su molekülünden ibaret olan tabakalar, kuvvetli Adhesiv kuvvetler sayesinde toprak parçacıklarını kuvvetli olarak sarmaktadır. Bu suya adhesion suyu denilmektedir. Adhesion suyu çok küçük ölçüde hareket etmekte,bitkilere faydalı olamamaktadır.
Kohezyon olayı su moleküllerinin birbirini çekmesidir. Toprak dahilinde su moleküllerinin birbirini çekmesi ile tutulan suya kohezyon suyu denilmektedir. Kohezyon suyunda su molekülleri daha fazla hareket etmekte dolayısıyla da bu suyun yaklaşık 2/3’ ü bitkiler tarafından kullanılır.

BİTKİ,SU,TOPRAK MÜNASEBETLERİ NEDİR

      BİTKİ, SU, TOPRAK MÜNASEBETLERİ
Büyüyen bir bitkinin ihtiyaçları ışık, sıcaklık, su, oksijen, karbondioksit, mineral besinler ve mekanik destektir. Bunlardan ışık ve karbondioksit ve kısmında destek hariç diğerleri toprak tarafından temin edilir.
     Bitkilerin besinlerinin temininde iki kuvvet rol oynar:
    1- Osmatik Kuvvet,
    2- Emme Kuvveti.
Mineral besinlerin absorbe edilişi karışık bir olaydır. Bitki içerisindeki suyun yoğunluğunun toprak eriyiğinden fazla olması halinde osmoz olay sayesinde kök hücreleri zarlarından az yoğun toprak suyu içerisindeki mineral eriyikleri bitki hücresine geçer.
    Bu hareket için lüzumlu enerji ise bitki kök hücrelerindeki organik maddelerin toprak boşluğundaki 02 ile yakılması sayesinde elde edilir.
   Toprak Su Münasebetleri :
Sulanan alanlarda özel bir öneme sahip olan toprak su ilişkileri, bitkilere yarayışlı, suyun toprakta tutulmasını ve suyun toprak içerisinde çeşitli akım veya hareketlerini kapsar. Ayrıca, toprak suyunun buharlaşması sonucu toprakta ortaya çıkan tuzluluk ve alkalilik durumları da toprak-su münasebetlerinin önemini ortaya koyar. Toprak ve su arasındaki ilişkiler bazı fiziksel özelliklerine bağlı olarak karşılıklı etkileşimlerinin bir sonucudur. Bu bakımdan bazı özelliklerin bilinmesinde fayda vardır.

SULAMA SİSTEMİNDE OTOMASYON

Kontrol ünitesi ve Yağmur sensörü
Otomatik bahçe sulama sistemlerinde kontrol cihazları elektrikli ve pilli olmak üzere ikiye ayrılırlar. Ayrıca geniş park bahçe peyzaj alanlarında decoder ve satellite sistemleri sulama sistemi otomasyonunda kullanılmaktadır.Elektrikli otomasyon sistemlerinde, kontrol cihazı sahadaki solenoid vanalara bir kablo yardımı ile hükmeder ve sistem 24 volt ac akımla çalışır. Pilli (9 volt) sulama otomasyonu ise elektriğin olmadığı durumlarda kullanılır. Pilli sistemlerde kablo kullanılmaz yada az miktarda kısa metrajlı olarak kullanılır. Pilli sulama otomasyonunun uygulaması kolay fakat işletmesi biraz zordur.

 Sulama sisteminin Yağmurlu günlerde çalışmasına gerek yoktur. Böyle durumlarda sulama sisteminin kapatılması genellikle unutulur veya kullanıcı evde olmadığından sulama sistemi gereksiz yere çalıştığından tasarruf sağlanamaz.Sulama sistemlerinde fazla su giderinin önüne geçmenin bir yolu sulama sisteminizde yağmur sensörü kullanmaktır. Bu sensör sayesinde yağmurun belli bir yağış oranına ulaşması durumunda sulama programını devre dışı bırakarak sulama sisteminizin boş yere çalışmasını önleyerek maddi kazanç sağlar.

Otomatik bahçe sulama sistemlerinin çim ve bitkiler için en büyük avantajı, suyun toprağa günün en serin zamanında, olması gerektiği gibi ne fazla ne de eksik homojen bir şekilde verilebilmesidir. Bunu da ancak otomasyonla sağlanabilir.

SULAMA TEKNİKERİ ,MESLEĞİ VE ÖZELLİKLERİ

Sulama Teknikeri Mesleği ve Özellikleri
Kamuya ve özel sektöre ait kuruluşların yeşil alan düzenlemelerine, fidanlık ve seralara otomatik sulama projeleri yapan ve uygulayan kişidir.
GÖREVLER
- Sulanacak alanın sulama projesini ve keşfini hazırlar,
- Sulama projesine uygun malzemeleri belirler,
- Projeye uygun malzemenin satın alınmasını sağlar,
- Sulama projesine uygun malzemeleri sulama alanına uygular ve deneme çalışması yapar,
- Uygulanan projede meydana gelen arıza ve sorunları gidermeye çalışır,
- Uygulanan projenin sonuçlarını izler.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Kağıt, kalem, cetvel, gönye, pergel, şablon, rapido, çini mürekkebi gibi ölçüm ve çizim aletleri,
- Çizim masası ve çeşitli büro malzemeleri,
- Bilgisayarlar ve hesap makineleri,
- Sulama ekipmanları, PVC ve PE borular, sulama başlıkları,
- Çeşitli sulama projeleri ve sulama alanındaki uygulamalarla ilgili çeşitli doküman ve kitaplar.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Sulama Teknikeri olmak isteyenlerin;
- Fen ve matematik derslerine ilgili,
- Sayısal düşünme gücü olan,
- Bir işi planlayıp yürütebilme yeteneğine sahip,
- Bedence sağlam ve dayanıklı,
- Başkaları ile iyi iletişim kurabilen,
- Dikkatli,sabırlı,açık hava koşullarında ve inşaat ortamında çalışmayı kabullenmiş
kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
- Çalışma ortamı açık hava olan Sulama Teknikeri, gün ışığına bağlı olarak şantiye koşullarında çalışır. Çalışma ortamı çamurlu, toz ve topraklıdır. Çalışma sırasında amirlerle, işçilerle, tesisat ve elektrik ustalarıyla ve doğrudan müşterilerle ilişkide bulunur.
- İşyerinin yapısına göre, cumartesi, pazar günleri de çalışılabileceği gibi, gece vardiyaları ve fazla mesai yapma zorunlulukları da mevcuttur.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Sulama Teknikerleri; Belediyelerde, Orman ve Tarım Bakanlığına bağlı fidanlıklarda, sportif ve turistik tesislerde, sulama işi yapan firmalarda ve kendi kuracakları işyerlerinde çalışabilirler.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Bu mesleğin eğitimi İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi, Ormancılık Meslek Yüksekokulu Sulama Teknolojisi bölümünde verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Meslek liselerinin altyapı, altyapı (inşaat), inşaat, üstyapı, üstyapı (inşaat), yapı, yapı (kagir-ahşap), yapı ressamlığı, yapıcılık, çay teknolojisi, süs bitkileri, tarım, ziraat, Genel Ziraat, Makine(Tarım Meslek Lisesi), Makine- Tarım Teknolojisi, Peyzaj,Tarım Teknolojisi bölümlerinden mezun olanlar “Sulama Teknolojisi” ön lisans programına sınavsız geçiş için başvurabilirler. Gereken koşullara sahip oldukları takdirde yerleştirilebilirler.
Meslek liselerinin sınavsız geçiş için belirlenen bölümleri dışındaki bölümlerinden ya da liselerden mezun olanlar/olacaklar ise sınavsız yerleştirme sonunda kontenjan kalırsa ek yerleştirme ile açık olan programlara isteklerine ve ÖSS’nda yeterli Sayısal (SAY-1) puanı almaları koşuluyla yerleştirilebilirler.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Eğitimin süresi 2 yıldır.
- Programda okutulan belli başlı dersler şunlardır; Temel matematik, teknik çizim, toprak bilgisi, elektrik bilgisi, hidrolik bilgisi, bitki koruma, su koruma, bitki materyali, sulamaya giriş, sulama sistemi tasarımı, sulama uygulama tekniği, keşif ve ihale esasları, drenaj ve arazi ıslahı, şantiye tekniği.
- Eğitimin ilk yılında daha çok teorik dersler bulunmakta, ikinci yılda ise daha çok uygulamaya dönük ders ve proje çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca her yılın sonunda her biri 30 iş günü olmak üzere iki adet mecburi staj bulunmaktadır.
MESLEKTE İLERLEME
“Sulama Teknolojisi” ön lisans programını başarı ile tamamlayanlar, ÖSYM tarafından yapılan Dikey Geçiş sınavında başarılı oldukları taktirde, bölümleri ile ilgili Tarım Teknolojisi lisans programına dikey geçiş yapabilirler.
İşyerlerinde kısım şefi olabilirler.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
Öğrencilerin belirli dönemlerde işletmelerde staj yapma zorunluluğu vardır. Bu staj döneminde işletmelerce uygun görülmesi halinde bir ödenek alabilmektedirler. Haftanın 3 veya 4 gününe ders programı sıkıştırılarak kalan 3 veya 4 günde ücretli çalışma imkanları bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli kurum ve kuruluşlarca sağlanan kredi ve burslardan yararlanma olanağı vardır.
Sulama Teknikerleri işe ilk başladıklarında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmaları halinde, işçi ya da memur kadrolarına göre devlet tarafından belirlenen ücreti alırlar. Özel sektörde çalışanlar ise asgari ücret ile asgari ücretin 3 katı arasında değişen oranlarda ücret alabilmektedirler. Ücretler ve sendikal haklar, uzmanlığa, iş becerisine ve çalışılan kurumun yapısına bağlı olarak zaman içinde artabilmektedir.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Ormancılık Meslek Yüksekokulu,
- Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi,
- Bünyesinde meslek danışma merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl ve Şube Müdürlükleri.

SULAMA SİSTEMLERİ

Dar ve uzun alanlar  için
Küçük ve geniş alanlar

Büyük geniş alanlar
İtina ile hazırlanmış, Bitkisel peyzaj projesi uygulaması sonrasında büyük maliyetlere olan ve bitkilerin sağlıklı olarak yaşamaları için bah­çe­ bakı­mı­nın düzenli yapıl­ması çok önemli bir etken olacaktır. Bahçe bakımlarındaki en önemli faktör  ise SU dur. Sulama sistemleri ara­sın'da en önem­li­le­rin­'den biri Oto­ma­tik bahçe sulama sis­tem­leridir. Bu cihaz­lar,profesyonel bir mütahitlik firması bahçeniz için gerekli olanları seçecektir,Bu sistemlerde  çaplarına göre fark­lı­lık gös­te­ri­yor. Bazı model­ler çapı 0,5–5 mt (Sprey) olan dar küçük alan­larda kul­la­nı­lır­ken, bazı model­leri de çapı 7–14 mt olan(Rotor) geniş alan­lar için ter­cih edi­li­yor. Oto­ma­tik bahçe sulama sis­temi saye­sinde bah­çe­ler homo­jen yani eşit bir şekilde sula­nır­ken, çimle­rin güneşte sarar­ma­sı­nın önüne geçi­li­yor. En doğru sulama zamanı mevsimine göre olurken.Oto­ma­tik bahçe sulama sis­temi kul­la­nan­lar kont­rol paneli vası­ta­sıyla dile­dik­leri an ve sürede sulama yapa­bi­li­yor. Yağ­mur­lama ve damla sulama pro­je­leri uygu­la­yan fir­ma­lar, sula­na­cak yeri pro­je­len­di­ri­yor. Ana­liz sıra­sında ala­nın eği­mine, gün içinde ne kadar güneş aldı­ğına, sulama baş­lık­la­rı­nın yer­le­şimi için rüz­ga­rın yönüne, bitki tür­le­rine bakı­yor. Top­rak­tan veya mevcut su beslemeden  çıkacak suyun kali­tesi de, bit­ki­le­rin geli­şimi bakı­mın­dan çok önemli. Sert, kireçli, tuzlu ya da PH değer­le­rine bakıl­malı ve buna göre önlem alın­ma­lı­dır. Bahar ayla­rında yağış­lar fazla ola­ca­ğın­dan yağ­mur sen­sörü kul­la­nıl­ması en uygun ayarlarınında yapılması öneri­li­r. Su tüke­timi bakı­mın­dan bu yarar geti­ri­yor. Oto­ma­tik bahçe sulama sis­tem­leri için kul­la­nı­la­cak boru­la­rın mut­laka ISO bel­geli olması gere­ki­yor. Ayrıca sert poli­eti­len, UV-rezistanslı olması da fayda sağ­la­ya­cak. İşini pro­fes­yo­nelce yapan fir­ma­lar Oto­ma­tik Bahçe Sulama Sis­tem­leri uygu­la­ması sıra­sında,alt yapı uygulama sırasında taş­la­rın yoğun olduğu top­rak­larda, boru­lara kesin­likle yas­tık­lama yaparak sistemin zarar görmesini engeller..Elektrik beslemesi olmayan yerler için özel üretilmiş Pilli zaman rolesi ve 9 volt selenoit vanalar vasıtası, Elektrik besleme olan yerler için iç ünite 24 volt ile çalışan şık bir tasarıma sahip zaman rolesi ve sistemde 24 volt selenoit vanalar ile kullanılır. Otomatik sulama sisteminiz çalışır durumda size teslim edildikten sonra uygulamacı firma garantisi konusunda bilgi verecektir.garanti süresi sonrasında gerekli yıllık bakım için sisteminizi yapan firmayı arıyarak servis istiyebilirsiniz.

Sulama Projesi Çizim Aşamaları

                               BORU ÇAPLARININ HESAPLANMASI

SPRİNKLER BORU VE LATERAL HAT  ÇAPLARI NASIL HESAPLANIR

Her şeyden önce bilinmesi gereken, boru çaplarının hesaplanmasında prensip, hesabın sondan başa doğru yapıldığıdır. Yani ölçüsü belirlenecek ilk boru, hattın en sonundaki sprinki besleyen borudur. Bu borunun ölçüsü belirlendikten sonra hattın en sonundaki iki sprinki besleyen borunun çapı belirlenir ve bu işlem hattaki tüm sprinkleri besleyen boruya kadar, yani en başa kadar devam eder.

Hattın toplam sprink debisi hesaplanır, J=1,5 -2 m/sn hız baz alınarak aşağıdaki tablo 10′ dan  boru çapı tespit edilir

Boru imalatçıları boru çapına bağlı debi değişimini pratik olarak hesaplatan, içinde borudaki su hızı ve yük kaybı parametrelerini de içeren tablolar hazırlamışlardır. Burada dikkat edilmesi gereken husus boru cinsi ve basınç sınıfına  göre tabloların değişiklik göstermesidir (değişik materyallerden ve farklı basınç sınıfında imal edilen boruların iç, dış çap ve sürtünme kayıpları farklıdır). Projeyi hazırlayan kişinin kullanacağı borunun cinsi ve basınç sınıfına göre hazırlanan tabloyu kullanırken gerekli dikkatli göstermelidir.
Örnek:
4 adet 3,5 bar basınçta 2,5 nozullu K-RAIN SUPERPRO Rotorun kullanılması gereken lateral boru çapı nedir?
K-RAIN SuperPro sprink performans tablosundan 2,5 nozul 3,5 bar basınçta  bir adet rotor debisi 0.73 m3/h bulunur. 4 adet rotor debisi: 4 x  0,73 m3/h = 2,92 m3/h bulunur
2,92m3/h =  2,92 m3/h  x 1000 (m3-lt dönüşüm) / 3600 (saat–sn dönüşüm) = 0,81 lt/sn
Boru kayıp cetvelinden    Q=0,8 lt/sn   V=1,5-2 m/sn aralığında  Boru dış çap (D)  = 32   (YPE)  olarak tespit edilir.
Pratik olarak boru dan geçen debi, borunun’nun inç olarak değerinin birbiriyle çarpımıdır. (bu değerin formülsel bir anlamı yoktur , yaklaşık değerdir )
ÖRNEK :
1″ den gecen debi  1 x 1 = 1 lt/sn
2″ den gecen debi  2 x 2 = 4 lt/sn
3″ den geçen debi  3 x 3 = 9 lt/sn
4″ den geçen debi  4 x 4 = 16 lt/sn
5″ den geçen debi  5 x 5 = 25 lt/sn  vs.



BORU ÇAPLARININ BELİRLENMESİ
Yukarıdaki örnek göz önüne alınarak boru kayıp cetvelinden debilere karşılık gelen boru çapları bulunur, ve proje üzerine yazılır.
bou-caplarini-hesaplama
Boru Çapları

TOPRAK ,BİTKİ, SU İLİŞKİLERİ

Bitkiler topraktan yeteri kadar su alamadıklarında, toprak üstü aksamında yeni gelişmeleri durdurmakta ve gövdede su ile karbonhidratların kullanılmalarını en az düzeye indirerek kökün gelişmesine yardımcı olmaktadırlar.
 
Toprakta su belirli bir düzeyin altına düştüğünde ise bitki faaliyetleri tamamen durmaktadır. Bunun yanında, iyi bir kök gelişimi için toprakta yeterli düzeyde havanın da bulunması gerekmektedir. Toprakta suyun fazla olduğu koşullarda, toprak zerreleri arasındaki boşluklar su ile dolduğundan hava miktarı azalmaktadır. Bu nedenle, bitki kök bölgesindeki su ve hava miktarının en iyi bitki gelişimini sağlayacak biçimde dengelenmesi, istenen düzeyde ürün elde edilmesi açısından oldukça önemlidir. Dolayısıyla, bitkisel üretimin arttırılması, toprak, bitki ve su arasındaki ilişkilerin bilinmesine bağlıdır.

SULAMA YÖNÜNDEN ÖNEMLİ BAZI TOPRAK ÖZELLİKLERİ

Toprak fazları: Toprak, arz kabuğunun fiziksel, kimyasal ve biyolojik parçalanmasından oluşan, geçirgen bir ortamdır. Katı (toprak taneleri) , sıvı (su) ve gaz (hava) fazlarından oluşmaktadır. Bu fazlar gösterilmiştir. Su ve hava, toprak taneleri arasındaki boşluklarda bulunmaktadır. Toprağın katı fazı ile boşluk hacmi arasındaki oran, toprak özelliklerine göre değişmektedir.
Toprak bünyesi: Toprağı oluşturan tanelerin büyüklük dağılımına toprak bünyesi denir. Toprak taneleri büyüklüğü, 0.00001 mm den başlayarak 2 mm ye kadar değişmektedir. Büyüklüğü 2 mm yi aşan tanelere çakıl adı verilir ve bunlar toprak tanesi olarak sınıflandırılmazlar. Büyüklüğü 0.002 mm den az toprak tanelerine kil, 0.002-0.05 mm arasındakilere şilt (mil) ve 0.05-2 mm arasındakilere ise kum adı verilmektedir.
Yapılan analizler sonucunda, toprak örneğindeki kum, şilt ve kil miktarları, toprak ağırlığının yüzdesi cinsinden ifade edilmekte ve bünye üçgeninde değerlendirilerek toprak bünye sınıfı belirlenmektedir. Toprağın katı fazını oluşturan kum, şilt ve kilin % değerlerine bağlı olarak 12 toprak bünye sınıfı vardır. Kumlu topraklara hafif (kaba) bünyeli, killi topraklara ağır (ince) bünyeli ve siltli topraklara ise orta bünyeli toprak adı verilmektedir.
Hafif bünyeli toprakların hava ve su geçirgenlikleri yüksektir. Bu topraklar bitki köklerinin yayılması için uygun bir ortam oluştururlar. Ağır bünyeli toprakların hava ve su geçirgenlikleri oldukça düşüktür ve bu tip topraklarda bitki köklerinin yayılması oldukça güçtür. Organik madde miktarı, verimlilik potansiyeli ve su tutma kapasitesi değerleri, ağır bünyeli topraklarda yüksek, hafif bünyeli topraklarda ise düşüktür. Ayrıca, toprak işleme ağır bünyeli topraklarda güç, hafif bünyeli topraklarda daha kolaydır. Orta bünyeli topraklarda değinilen özellikler, ağır ve hafif bünyeli topraklardaki özellikler arasında kalmaktadır.
Toprak yapısı: Toprak tanelerinin dizilişi ve gruplar halinde kümeleşme biçimine toprak yapısı denilmektedir. Bunun yanında, doğal toprak kümelerine ped adı verilmektedir. Eğer toprak taneleri tümüyle ayrı ise (ped yoksa), taneli yada teksel yapı, eğer kümeleşme söz konusu ise (ped varsa), agregat şeklindeki (levhalı, prizma benzeri, blok benzeri, granüle, furda) yapı adını almaktadır. Agregat şeklindeki yapı özellikle ağır bünyeli topraklarda su ve hava geçirgenliğini arttırdığından istenen bir özelliktir.

SULAMA SUYU UYGULANACAK TOPRAK DERİNLİĞİ

Sulama uygulamalarında, sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak etkili bitki kök derinliği yada etkili toprak derinliği dikkate alınmaktadır. Etkili bitki kök derinliği, bitkilerin normal gelişmeleri için gerekli olan suyun % 80 inin alındığı kök derinliği biçiminde tanımlanmaktadır. Etkili toprak derinliği ise, geçirimsiz tabaka yada taban suyuna kadar olan toprak derinliğidir. Sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak genellikle etkili bitki kök derinliği alınmaktadır. Bunun yanında, taban suyu yada geçirimsiz tabakanın yakında olduğu yüzlek topraklarda etkili toprak derinliği, bitkinin normal gelişmesinde sağlayacağı etkili kök derinliğinden daha az olabilir. Bu koşulda, sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak etkili toprak derinliği dikkate alınmaktadır.
Genel olarak, derin topraklarda yetiştirilen bitkiler ihtiyaç duydukları suyun önemli bir bölümünü kök bölgesinin üst kısımlarından alırlar. Bu nedenle, sulama uygulamalarında, tüm kök bölgesi yerine etkili kök derinliğindeki toprağın ıslatılması yeterli olmaktadır.
Bitki kök derinliği en yüksek değerine genellikle olgunlaşma döneminde ulaşmaktadır. Gelişmenin ilk dönemlerinde kök derinliğine bağlı olarak ıslatılacak toprak derinliği de azdır. Ancak, sulama sistemlerinde kapasite hesapları, en çok sulama suyuna ihtiyaç duyulan periyot için yapıldığından, hesaplarda olgunlaşma dönemindeki etkili bitki kök derinliği göz önüne alınmaktadır. Bazı kültür bitkileri için sulama uygulamalarında dikkate alınabilecek etkili kök derinliği değerleri Çizelge 3.1 de verilmiştir.
Çizelge 3.1 Bazı Bahçe Bitkilerinin Olgunlaşma Dönemine ilişkin Etkili Kök Derinlikleri
Bitki cinsi Etkili kök derinliği (cm) Bitki cinsi Etkili kök derinliği (cm)
Aspir 90 Keten 90
Ayçiçeği' " 90 Lahana 45
Bağ 120 Marul 45
Bezelye 90 Meyve ağaçları 120
Biber 60 Mısır 90
Çayır 90 Muz 60
Çilek 60 Pamuk 90
Domates 90 Patates 60
Enginar 90 Patlıcan 60
Fasulye 60 Soğan (taze) 45
Havuç 60 Sorgum 90
Hıyar 60 Soya 90
Hububat 90 Şeker pancarı 90
Ispanak 60 Turunçgiller 120
Kabak 60 Tütün 90
Karpuz 90 Yer fıstığı 60
Kavun 90 Yonca 90


SULAMA. YÖNÜNDEN ÖNEMLİ TOPRAK NEM SABİTELERİ

Sulama uygulamalarında, toprakta belirli tansiyonlarda tutulan nem miktarlarının bilinmesi gerekmektedir. Başvuru niteliğindeki bu toprak nemi miktarlarına, toprak nemi sabiteleri adı verilmektedir. Sulama yönünden önemli toprak nemi sabiteleri; doyma noktası, tarla kapasitesi, solma noktası ve fırın kurudur.
Doyma noktası: Teorik olarak, toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu koşulda toprakta bulunan nem miktarına doyma noktası denir. Doyma noktasında toprak rutubet gerilimi O atm dir. Ancak, sulama uygulamalarında gözeneklerdeki havanın tamamen dışarı çıkması söz konusu değildir ve ender durumlarda gözenek hacminin % 85 - 90 ı su ile doldurulabilmektedir.
Şekil 3.5 Toprak nemi sabiteleri
Tarla kapasitesi: Serbest drenaj koşullarında, toprak tanelerinin yerçekimine karşı tuttuğu nem miktarına tarla kapasitesi denilmektedir. Tarla kapasitesi; toprağın bünyesine, yapısına, toprak tanelerinin şekline ve gözeneklerin durumuna göre j önemli düzeyde farklılık göstermektedir. Ağır bünyeli topraklarda! yüksek, hafif bünyeli topraklarda ise düşük değerlerdedir. Tarla] kapasitesinde toprak rutubet tansiyonu 1/10 -2/3 atm arasında değişmektedir. Bu değer, hafif bünyeli topraklarda 1/10, ağır l bünyeli topraklarda 2/3 atm e yakındır. Uygulamada, tarla kapasitesindeki toprak rutubet tansiyonunun ortalama 1/3 atmosfer] olduğu yaklaşımı yapılmaktadır. Başka bir deyişle tarla kapasitesi, toprak rutubet tansiyonu 1/3 atm olduğunda toprakta tutulan nem] miktarı biçiminde de tanımlanmaktadır.
Solma noktası: Bitkilerin kökleri aracılığıyla topraktan] su alamadıkları ve solmaya başladıkları, toprağa su verilse bile eski durumuna dönemedikleri koşulda toprakta bulunan nem miktarına solma noktası denilmektedir. Solma noktası ağır bünyeli topraklarda yüksek, hafif bünyeli topraklarda düşük değerlerdedir. Solma noktasındaki toprak rutubet tansiyonu 7-40 atm arasında değişebilmektedir. Bu değer, hafif bünyeli topraklarda 7 atm, ağır bünyeli topraklarda 40 atm kadar olabilmektedir. Pratik amaçlarla, solma noktasındaki nemin toprak taneleri tarafından 15 atm de tutulduğu yaklaşımı yapılmaktadır. Gerçekte, solma noktasında toprak rutubet tansiyonunun 10 yada 20 atm alınmasının p"k fazla önemi yoktur. Çünkü, Şekil 2.4 ten de izleneceği gibi toprak rutubet tansiyonunun yüksek olduğu koşullarda toprak nemi önemli

derecede değişmemektedir. Bu nedenle solma noktası, toprak taneleri tarafından 15 atm de tutulan nem miktarı biçiminde de tanımlanmaktadır.
Fırın kuru: Toprak örneğinin fırında 105 °C ta kurutulduktan sonra toprakta bulununan nem miktarına fırın kuru denilmektedir. Fırın kurudaki toprak rutubet tansiyonu 10 000 atm civarındadır. Sulama açısından fırın kurudaki nem miktarı ihmal edilebilir düzeydedir ve fırın kurudaki toprak ağırlığı, toprak tanelerinin ağırlığı olarak alınmaktadır.

TOPRAĞIN KULLANILABÎLİR SU TUTMA KAPASİTESİ

Serbest drenaj koşullarında, tarla kapasitesinin üzerindeki nem yerçekiminin etkisi ile kök bölgesinin altına sızmakta ve bitkiler bu nemden yararlanamamaktadır. Bitkiler, solma noktasının altındaki nemi de teorik olarak kökleri aracılığıyla alamamaktadır. Bu nedenle uygulamada, bitkilerin ancak tarla kapasitesi ile solma noktası arasındaki nemden yararlandığı yaklaşımı yapılmaktadır. Solma noktasının üzerinde tarla kapasitesine kadar her düzeydeki nem miktarı ile solma noktası farkına kullanılabilir su, tarla kapasitesi ile solma noktası farkına ise kullanılabilir su tutma kapasitesi adı verilmektedir.

TOPRAK ÖRNEKLERİNİN ALINMASI

Sulama yapılan tarımsal işletmelerde, tarla parsellerinden bozulmuş ve bozulmamış toprak örnekleri alınarak laboratuarda toprak bünyesi, toprak tuzluluğu, tarla kapasitesi, solma noktası ve toprağın hacim ağırlığı değerleri saptanmaktadır. Bu amaçla, her 20 da alan için bir adet olmak üzere, tarla parselini temsil edebilecek yerde tarla bitkileri ve sebzeler için 120 cm ye, meyve bahçeleri için 150 cm ye kadar toprak profili açılır. Profil her 30 cm de basamak biçimindedir . Her 30 cm lik katmanın ortasına en az 3 adet iç hacmi 100 cm olan özel çakma silindirleri çakılarak bozulmamış toprak örnekleri ve yine her katmandan bir kürekle 1.5 - 2 kg kadar bozulmuş toprak örnekleri alınır. Laboratuara getirilen bozulmamış toprak örneklerinden tarla kapasitesi ve hacim ağırlığı, bozulmuş toprak örneklerinden ise toprak bünyesi, toprak tuzluluğu ve solma noktası saptanır.
Ayrıca, açılan profillerden toprak derinliğinin bir geçirimsiz tabaka (bariyer) yada taban suyu tarafından sınırlanıp sınırlanmadığı kontrol edilir.

TOPRAK NEMÎNÎN ÖLÇÜLMESİ

Sulama uygulamalarında, bitki kök bölgesindeki nemin doğru, bir şekilde ölçülmesi ve topraktaki nem değişiminin değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Toprak neminin ölçülmesinde değişik yöntemler kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları aşağıda açıklanmıştır.
G0ravimetrik yöntem: Bir toprak burgusu ile istenen toprak derinliğine kadar her 30 cm lik katmanın yaklaşık ortasından 100 - 150 g civarında bozulmuş toprak örnekleri alınır. Bu toprak örnekleri, nemin buharlaşması engellenecek biçimde, daha önce darası alınmış kaplara konur ve en kısa zamanda laboratuara getirilir. Toprak örneklerinin yaş ağırlıkları elde edildikten sonra kurutma fırınında 105 °C ta 24 saat bekletilir ve tekrar tartılarak kuru ağırlıkları saptanır.
Toprak neminin tansiyometrelerle ölçülmesi:
Tansiyometreler içi arı su dolu gövde, seramik uç ve vakum göstergesinden oluşan ve toprak rutubet gerilimini ölçen araçlardır . Bir tansiyometrenin araziye yerleştirilmesi için toprak neminin ölçüleceği derinliğe kadar çukur açılır. Seramik uç bu derinlikte olacak biçimde gövde çukura konur. Seramik uçla toprak arasında iyi bir temasın sağlanması için gövde etrafı toprakla doldurulur ve sıkıştırılır. Toprakta bulunan nem miktarına göre, seramik uçtan toprağa doğru yada topraktan seramik uç aracılığıyla tansiyometre gövdesine doğru su akışı olur ve bir hidrolik denge kurulur. Bu koşulda göstergeden bir değer okunur. Okunan bu değer daha önce hazırlanmış kalibrasyon eğrisinde işaretlenerek topraktaki nem miktarı kuru ağırlık yüzdesi cinsinden elde edilir.
Kalibrasyon eğrisini oluşturmak için, arazide tansiyometrenin yerleştirildiği derinliğin daha fazlası ıslatılacak biçimde toprağa su verilir ve l - 2 gün beklenir. Bundan sonra seramik uca yakın noktalardan (yatay doğrultuda en çok 100 cm etrafından) toprak burgusu ile toprak örnekleri alınır. Bu sırada gösterge değeri okunarak kaydedilir. Toprak örneklerindeki nem miktarı gravimetrik yöntemle saptanır. Bu işleme periyodik olarak, tansiyometre göstergesinde 8 - 10 kadar gittikçe artan farklı değerler okununcaya kadar devam edilir. Tansiyometre okumalarına karşılık, gelen nem miktarları bir dik koordinat sisteminde işaretlenerek kalibrasyon eğrisi elde edilir. Örnek olmak üzere bir tansiyometre kalibrasyon eğrisi Şekil 3.8 de verilmiştir.
Tansiyometreler ancak, toprak rutubet geri]iminin 0.85 atm değerine kadar sağlıklı sonuç vermektedir. Bundan daha düşük toprak nemi düzeylerinde, genellikle seramik uçtan tansiyometre gövdesine hava girmekte ve dolayısıyla sağlıklı ölçme yapılamamaktadır. Bu nedenle, tansiyometreler daha çok toprak neminin devamlı olarak tarla kapasitesi civarında tutulduğu damla
sulama yöntemi gibi sulama yöntemlerinin uygulandığı tarla parsellerinde, sulama zamanlarının saptanması amacıyla kullanılmaktadır.
Nötron yöntemi: Yöntemin esası, hızlı nötron saçan bir kaynaktan (nötron probe) çıkan nötronların, toprak suyu tarafından yavaşlatılması ve yavaşlatılmış nötron sayısının özel sayaçlarla ölçülmesidir. Bu amaçla, toprak nemi ölçülecek yerlere altı açık ve içi boş metal borular yerleştirilir. Genellikle amerikyum -berilyum karışımı olan radyoaktif madde nemin ölçüleceği derinliğe kadar sarkıtılır. Yavaşlayan nötron sayısı özel sayaçla ölçülür. Tansiyometrelerde açıklandığı gibi, daha önceden hazırlanmış kalibrasyon eğrisinde yavaşlatılmış nötron sayısına karşılık gelen toprak nemi miktarı doğrudan elde edilir (Şekil 3.9). Nötron yöntemi ile oldukça sağlıklı toprak nemi ölçmeleri yapılabilmektedir. Ancak, araç pahalıdır ve kullanılması uzmanlık istemektedir. Bu nedenle, genellikle sulama araştırmalarında kullanılmaktadır.
Elle kontrol yoluyla tahmin; Toprak burgusu ile nemin ölçüleceği derinlikten alınan toprak örnekleri, avuç içinde sıkılarak avuçta bıraktığı ıslaklık ve top oluşturma durumuna, parmaklar arasında yuvarlatılarak şerit oluşturma durumuna ve ayrıca toprak örneğinin rengine bakılarak toprak nemi tahmin edilmeye çalışılır. Oldukça kaba sonuç veren ve tecrübeyi gerektiren bir yöntemdir. Toprak neminin elle kontrol yoluyla tahmininde Çizelge 3.2 den bir fikir elde edinilebilir. Çizelge, farklı toprak bünyelerinde mevcut nemi tarla kapasitesine getirmek için gerekli su miktarının tahmin edilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

TOPRAKTA SUYUN HAREKETİ

Doymuş ve doymamış toprak koşullarında suyun hareketi:
Toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu doymuş toprak koşullarında suyun hareketi, yerçekiminin etkisi ile, basıncın yüksek olduğu noktadan basıncın düşük olduğu noktaya doğrudur. Bu hareket biçimi, basınçlı borulardaki suyun hareketi gibidir. Sulama açısından, arazi koşullarında toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolması pek mümkün değildir. Çünkü, gözeneklerde bir miktar hava sıkışmaktadır. Ancak, sulama sırasında toprağın üst katmanındaki su hareketinin doymuş koşullarda oluştuğu yaklaşımı yapılabilmektedir.
Gözenekleri bütünüyle su ile dolu olmayan doymamış toprak koşullarında ise suyun hareketi yerçekimi ve kapillar kuvvetlerin etkisi altındadır. Su, toprak rutubet gerilimi düşük olan noktadan, toprak rutubet gerilimi yüksek olan noktaya doğru hareket eder. Başka bir deyişle suyun hareketi, toprak neminin yüksek olduğu noktadan düşük olduğu noktaya doğrudur. Sulama sırasında, sulamadan sonra ve suyun bitkiler tarafından alınması
sırasındaki suyun topraktaki hareketi, doymamış koşullarda harekete birer örnektir.
Sulama sırasında suyun toprakta hareketi: Sulama sırasında su infiltrasyonla düşey doğrultuda toprağa girer ve yerçekimi ile kapillar kuvvetlerin etkisi altında aşağıya doğru hareket eder. Toprak profilinde, yüzeyden başlayarak sırasıyla çok ıslak, ıslak ve tarla kapasitesi civarında olmak üzere üç zon oluşur (Şekil 3.10). Bu zonlarin kalınlığı, sulama süresi arttıkça artar. Daha altta ise toprak, sulama öncesindeki nem koşullarını yansıtır. Sulama tamamlandıktan sonra, çok ıslak ve ıslak zonlarda tarla kapasitesinin üzerindeki nem miktarı, yerçekiminin etkisi ile tarla kapasitesinden düşük zona kadar aşağı doğru hareket eder ve bu zondaki toprak taneleri tarafından nem tarla kapasitesine gelinceye kadar tutulur. Böylelikle, istenen toprak derinliği kısa sürede tarla kapasitesine gelir. Bu süre, hafif bünyeli topraklarda birkaç saat, ağır bünyeli topraklarda ise bir - iki gün kadardır.
Sulamadan sonra suyun toprakta hareketi: Sulamadan sonra suyun toprakta hareket biçimleri Şekil 3.11 de verilmiştir. Şekilden izleneceği gibi, ilk 10 - 15 cm lik toprak katmanına buharlaşma bölgesi adı verilmektedir. Genellikle bitki köklerinin bulunmadığı bu bölgede sulamadan sonra tutulan nem, buharlaşma yoluyla kısa sürede atmosfere karışır. Dolayısıyla su hareketi yukarıya doğrudur.
Bitkilerin asıl kök bölgesi, genellikle 15 - 45 cm arasındaki toprak katmanıdır. Bu toprak katmanında suyun önemli bir bölümü bitki kökleri aracılığıyla alınır ve yapraklardan olan terleme yoluyla atmosfere verilir. Suyun belirli bir kısmı ise kapillarite ile üst katmana yükselir ve buharlaşma ile atmosfere karışır. Dolayısı ile asıl kök bölgesinde tutulan suyun hareketi köklere ve yukarıya doğrudur. Asıl kök bölgesinden üst toprak katmanına su hareketi genellikle azdır ve üst katmandan olan buharlaşma miktarına bağlıdır. Buna ise üst katmanda toprak yapısının bozulması, yarıkların oluşması ve sulama sonrasında toprağın işlenmesi gibi faktörler etkili olmaktadır.
Asıl kök bölgesinin altında, genellikle 45 - 90 cm derinliğindeki toprak katmanında ikinci derecedeki kök bölgesi yer alır. Bu toprak katmanında da suyun önemli bir bölümü kökler j aracılığıyla alınır ve terleme yoluyla atmosfere verilir. Suyun çok az bir bölümü ise yerçekimi ve kapillaritenin etkisi ile alt katmana sızabilir. Özetle, bu katmandaki su hareketi köklere ve aşağıya doğrudur.
ikinci derecedeki kök bölgesinin altındaki küçük j köklerin bulunduğu toprak katmanında su hareketi köklere doğrudur ve bu katmandaki kullanılabilir suyun tamamı kökler aracılığıyla alınır. Suyun bitki köklerine doğru hareketi: Uygun bir kök gelişme ortamında hergûn çok sayıda kılcal kök oluşmaktadır. Kılcal kökler suyla temas kurarak uçlarıyla suyu emerler. Suyun emilmesini, kök hücreleri arasındaki yüksek ozmotik basınç oBağlamaktadır. Bu basınç toprak rutubet geriliminden yüksek olduğu koşulda bitki kökleri aracılığıyla suyu alabilmektedir.
Tarla kapasitesi ile solma noktası arasında, kapillarite ile emici köklere doğru bir miktar su hareketi olmasına karşın, "genellikle kılcal köklerin su olan kesime doğru büyümelerini : sürdürerek suya ulaştıkları kabul edilmektedir.

TOPRAĞIN SU ALMA HIZI

Suyun yüzeyden toprak içerisine düşey doğrultuda .girmesine toprağın su alması (infiltrasyon), birim zamanda toprağa giren su miktarına ise su alma hızı (infiltrasyon hızı) adı verilmektedir. Diğer bir tanımla su alma hızı, birim zamanda birim alandan toprak içerisine giren suyun hacmidir ve hız boyutuna sahiptir. Genellikle cm/h yada mm/h cinsinden ifade edilmektedir.
Toprağın su alma hızına birçok faktör etkili olmaktadır. Bunların en önemlileri toprak bünyesi, toprağın yapısı, toprakta mevcut nem miktarı, toprağın işlenme ve sıkışma durumu, toprak yüzeyindeki su yüksekliği ve topraktaki tuzların cinsi ve miktarıdır. Örneğin su alma hızı, hafif bünyeli topraklarda yüksek ağır bünyeli topraklarda düşük, agregat şeklindeki yapıya sahip topraklarda yüksek taneli yapıya sahip topraklarda düşük, kuru topraklarda yüksek nemli topraklarda düşük, işlenmiş topraklarda yüksek işlenmemiş ve sıkışmış topraklarda düşük, toprak yüzeyindeki su yüksekliği fazla olduğunda yüksek az olduğunda düşük ve kireçli topraklarda yüksek, sodyumlu topraklarda düşüktür.
Toprağın su alma hızı, sulama yöntemlerinin seçimi yanında, yüzey sulama yöntemlerinde akış uzunlukları ve debiye, yağmurlama sulama yönteminde başlık debisi ve tertip aralıklarına, damla sulama yönteminde damlatıcı debisi ve yerleşim aralıklarına, ayrıca tüm sulama yöntemlerinde sulama süresine etkili olan önemli bir parametredir.
Toprak bünyesine göre değişen su alma hızı değerleri toprak bünyelerinde önemli düzeyde farklılıklar gösterebilmektedir. Su alma hızına etkili olan diğer faktörler de dikkate alınırsa,
Çizelge 3.3 Toprak Bünyesine göre Bazı Su Alma Hızı Değerleri
Toprak bünyesi
Su alma
hızı, ram/h
Kumlu
25.0
- 250.0
Kumlu-tinli
13.0
- 76.0
Tini ı
8.0
- 20.0
Killi-Cinli
2.5
- 15.0
Siltli-killi
0.3
5.0
Killi
0.1
1.0
sulama uygulamalarında toprağın su alma hızının mutlaka ölçülmesi gerekmektedir.
Toprağın su alma hızının ölçülmesinde ve su alma özelliklerinin belirlenmesinde birçok yöntem kullanılmaktadır. Burada, karık sulama yöntemi dışında tüm sulama yöntemleri için geçerli olan çift silindir infiltrometre ölçmeleri ve karık sulama yöntemi için geçerli olan karıklara giren - çıkan suyun ölçülmesi üzerinde durulacaktır.

Çift Silindir înfiltrometre Ölçmeleri

Çift silindir infiltrometre iç içe geçmiş iki metal silindirden oluşmaktadır. Silindirler genellikle 2 mm kalınlığında sacdan yapılırlar. Şekil 3.12 den izleneceği gibi, dış silindirin çapı 40 cm, iç silindirin çapı 20 - 25 cm ve her iki silindirin yüksekliği 40 cm dir. Toprağa kolayca girebilmeleri için silindirlerin alt uçları keskinleştirilir.
Infiltrasyon ölçmelerinin birbirine yakın olacak ve en çok 2 da alan içerisinde kalacak biçimde 3-5 yerde yapılması ve elde edilen değerlerin ortalamalarının kullanılması gerekmektedir. Bunun yanında ölçme işlemlerinin mutlaka işlenmemiş arazide ve sulama başlangıcı için öngörülen toprak nemi koşullarında yapılması çok önemlidir. Aksi durumda elde edilen değerler yanıltıcı olur.
Ölçme işleminden önce, araziyi temsil eden, karınca ve köstebek yuvaları ile bitki köklerinin oluşturabileceği kanalcıkların, silindire zarar verebilecek çakıl ve kayaların bulunmadığı düz bir yer seçilir. Silindirler yatay olacak biçimde seçilen yere konur ve üzerine çakma plakası yerleştirilir. Çakma plakası, üzerinde çakma sırasında kaymayı engelleyecek biçimde silindir çaplarına uygun tamponlar bulunan ve genellikle 3 mm sacdan yapılan düz bir plakadır. Çakma plakasının üzerinden, geniş tabanlı çelik bloktan oluşan yaklaşık 15 kg ağırlığındaki bir çakma ağırlığı ile yavaş yavaş vurularak ve yataylık sürekli denetlenerek silindirler 15 - 20 cm kadar çakılır.
Her iki silindire, iç ve dış silindirdeki su seviyeleri eşit olacak biçimde, bir sulamada uygulanacak su derinliği kadar (10 - 15 cm) su doldurulur. Suyun doldurulması sırasında erozyonu önlemek için iç silindirin tabanına bir çuval parçasının serilmesi ve su-doldurulduktan sonra kaldırılmasında yarar vardır.
Su düzeyi ölçmeleri iç silindirden, bir ölçme aracından yararlanarak yapılır. Ölçme aracı, mm değerine kadar bölümlendirilmiş bir cetvel üzerinde bulunan ucu sivri, çengelli ve ölçü göstergeli metal çubuktan ibarettir. Dış silindire doldurulan suyun işlevi, iç silindirdeki suyun yanlara doğru hareketini önlemek ve ıslatma alanını genişletmektir.
îç silindire su doldurulduğu an ölçme aracı ile ilk su düzeyi okuması yapılır. Bundan sonra, 10 dakika ara ile üç, 15 ve 30 dakika ara ile ikişer, 60 dakika ara ile bir ve 120 dakika ara ile yeteri kadar su düzeyi ölçmeleri yapılır ve ölçme zamanları ile su düzeyi değerleri bir çizelgeye kaydedilir. Ölçmelere, birim zamanda toprak içerisine giren su miktarı yaklaşık eşit oluncaya kadar devam edilir. Ölçmeler sırasında, toprak yüzeyindeki su yüksekliği 5 cm civarına düştüğünde silindirlere tekrar su ilave edilir.
Elde edilen ölçme sonuçlarından yararlanarak eklemeli zaman, su alma hızı, ortalama su alma hızı ve eklemeli su alma değerleri hesaplanır. Eklemeli zaman değerlerine karşılık gelen su alma hızı, ortalama su alma hızı ve eklemeli su alma değerleri bir militnetrik kağıda işaretlenirse eğri biçiminde ilişkiler elde edilir.

TOPRAK BİTKİ SU İLİŞKİSİ (DRENAJ)

Tarimsal üretimin artan nüfusun gereksinimlerini karsilayacak düzeyde arttirilmasi, tarim teknolojisinin gelistirilmesi ve yayginlastirilmasi önlemlerini gerektirmektedir.
Tarim arazilerinde birim alanda elde edilen üretimin düsüklügünde; ilkel teknoloji ve yetersiz girdi kullanimiyla birlikte yanlis toprak kullanimi sonucu ortaya çikan erozyon ile drenaj yetersizligi nedeniyle olusan çoraklasmada etkili olmaktadir.
Kisa bir tanim yapacak olursak; topraktaki fazla suyun uzaklastirilarak bitkilerin gelismesi için uygun toprak ortaminin yaratilmasi islemine drenaj denir. Havadar bir kök bölgesi ve tarimsal ugraslar için kuru bir üst toprak, kaynagi ne olursa olsun fazla suyun ortamdan uzaklastirilmasi ile saglanabilir.
Sulama sistemlerinin kurulmasi sonucu elde edilen yüksek verim artisi, ancak drenaj sistemlerinin iyi çalismasi durumunda uzun süre devam edebilmektedir.
Sulama-drenaj iliskileri çözümlenemeyen alanlarda karsilasilan yüksek taban suyu, tuzluluk ve çoraklasma ilerleyen yillar içinde verimi olumsuz etkilemektedir. Drenaj sorununu ortaya çikaran en büyük etmen taban suyudur. Taban suyu geçirimsiz tabaka ile toprak yüzeyi arasinda çesitli derinliliklerde bulunan, yagislar, yüzey akisi, denizler, göller ve göletlerden derine sizan, toprak altindaki basinçli artezyenik sulardan beslenerek ortaya çikan sudur. Bu su toprak altinda bitki kök bölgesine veya daha yukarisina çiktigi zaman drenaj problemi ortaya çikar.
Taban suyunun zararlarina bakacak olursak; topragin havasiz kalmasina bagli olarak bitki köklerinin çürümesi, rutubet fazlaliginda bitki hastaliklarinin artmasi, mahsül veriminin düsmesi, toprak yapisinin bozulmasi, arazinin süratle çoraklasmasi, arazi islenmesinin güçlesmesi gibi olumsuz etkilerini siralayabiliriz.
Sulu tarim alanlarinda drenajin belirtilerine de bakacak olursak;
- Arazi yüzeyinde tuz lekelerinin gözükmesi
- Çukur yerlerde biriken sularda sivrisinek üremesi
- Arazi yüzeyinde çukur bölgelerde su birikmesi
- Bitkilerde yaprak yanmasi ve kök çürüklügünün görülmesi
- Arazi yüzeyinde suyu seven bitkilerin artmasi
- Arazinin islak olmasi nedeniyle toprak isleme, ekim ve hasat islemlerinin gecikmesi
- Verimde düsüsün olmasi, köklerin derine inememesi
- Arazi üzerinde makinalarin çalismasi sonucu topragi sikistirarak topragin geçirgenligini azaltmasi seklinde siralayabiliriz. (*)
Degerli çiftçilerimiz; birim alandan daha nitelikli ve nicelikli üretim yeni ve ileri üretim teknolojilerinden yararlanilarak saglanabilir.
Bu anlamda drenajin toprak-su-hava oranini düzelterek topraktaki bakterilerin ve mikroorganizmalarin faaliyetini arttirmasi, diger arazilere göre toprak isisinin yaklasik 5.5 derece daha sicak olmasi , toprak yapisinin düzelmesiyle bitkilerin daha kolay gelisme olanagini bulmasi, birim alandaki verimin artmasi, arazide isleme kolayligi, tuz birikiminin önlenmesi gibi yararlarida saglayan üzerinde dikkatle durulmasi gereken çok önemli bir konudur.




Kaynak:(*) Türk- Alman Sulama Egitim Merkezi- Söke (ders notlari)

TOPRAK ,BİTKİ, SU İLİŞKİLERİ NELERDİR

  TOPRAK - BİTKİ - SU İLİŞKİLERİ

1. SULAMA YÖNÜNDEN ÖNEMLİ BAZI TOPRAK ÖZELLİKLERİ
2. SULAMA SUYU UYGULANACAK TOPRAK DERİNLİĞİ
4. SULAMA. YÖNÜNDEN ÖNEMLİ TOPRAK NEM SABİTELERİ
5. TOPRAĞIN KULLANILABÎLİR SU TUTMA KAPASİTESİ
6. TOPRAK ÖRNEKLERİNİN ALINMASI
7. TOPRAK NEMÎNÎN ÖLÇÜLMESİ
8. TOPRAKTA SUYUN HAREKETİ
9. TOPRAĞIN SU ALMA HIZI 
    Çift Silindir înfiltrometre Ölçmeleri Bitkiler topraktan yeteri kadar su alamadıklarında, toprak üstü aksamında yeni gelişmeleri durdurmakta ve gövdede su ile karbonhidratların kullanılmalarını en az düzeye indirerek kökün gelişmesine yardımcı olmaktadırlar. Toprakta su belirli bir düzeyin altına düştüğünde ise bitki faaliyetleri tamamen durmaktadır. Bunun yanında, iyi bir kök gelişimi için toprakta yeterli düzeyde havanın da bulunması gerekmektedir. Toprakta suyun fazla olduğu koşullarda, toprak zerreleri arasındaki boşluklar su ile dolduğundan hava miktarı azalmaktadır. Bu nedenle, bitki kök bölgesindeki su ve hava miktarının en iyi bitki gelişimini sağlayacak biçimde dengelenmesi, istenen düzeyde ürün elde edilmesi açısından oldukça önemlidir. Dolayısıyla, bitkisel üretimin arttırılması, toprak, bitki ve su arasındaki ilişkilerin bilinmesine bağlıdır


1 SULAMA YÖNÜNDEN ÖNEMLİ BAZI TOPRAK ÖZELLİKLERİ

Toprak fazları: Toprak, arz kabuğunun fiziksel, kimyasal ve biyolojik parçalanmasından oluşan, geçirgen bir ortamdır. Katı (toprak taneleri) , sıvı (su) ve gaz (hava) fazlarından oluşmaktadır. Bu fazlar gösterilmiştir. Su ve hava, toprak taneleri arasındaki boşluklarda bulunmaktadır. Toprağın katı fazı ile boşluk hacmi arasındaki oran, toprak özelliklerine göre değişmektedir.
Toprak bünyesi: Toprağı oluşturan tanelerin büyüklük dağılımına toprak bünyesi denir. Toprak taneleri büyüklüğü, 0.00001 mm den başlayarak 2 mm ye kadar değişmektedir. Büyüklüğü 2 mm yi aşan tanelere çakıl adı verilir ve bunlar toprak tanesi olarak sınıflandırılmazlar. Büyüklüğü 0.002 mm den az toprak tanelerine kil, 0.002-0.05 mm arasındakilere şilt (mil) ve 0.05-2 mm arasındakilere ise kum adı verilmektedir.
Yapılan analizler sonucunda, toprak örneğindeki kum, şilt ve kil miktarları, toprak ağırlığının yüzdesi cinsinden ifade edilmekte ve bünye üçgeninde değerlendirilerek toprak bünye sınıfı belirlenmektedir. Toprağın katı fazını oluşturan kum, şilt ve kilin

Topraktaki katı, sıvı ve gaz fazları
% değerlerine bağlı olarak 12 toprak bünye sınıfı vardır. Kumlu topraklara hafif (kaba) bünyeli, killi topraklara ağır (ince) bünyeli ve siltli topraklara ise orta bünyeli toprak adı verilmektedir.
Hafif bünyeli toprakların hava ve su geçirgenlikleri yüksektir. Bu topraklar bitki köklerinin yayılması için uygun bir ortam oluştururlar. Ağır bünyeli toprakların hava ve su geçirgenlikleri oldukça düşüktür ve bu tip topraklarda bitki köklerinin yayılması oldukça güçtür. Organik madde miktarı, verimlilik potansiyeli ve su tutma kapasitesi değerleri, ağır bünyeli topraklarda yüksek, hafif bünyeli topraklarda ise düşüktür. Ayrıca, toprak işleme ağır bünyeli topraklarda güç, hafif bünyeli topraklarda daha kolaydır. Orta bünyeli topraklarda değinilen özellikler, ağır ve hafif bünyeli topraklardaki özellikler arasında kalmaktadır.
Toprak yapısı: Toprak tanelerinin dizilişi ve gruplar halinde kümeleşme biçimine toprak yapısı denilmektedir. Bunun yanında, doğal toprak kümelerine ped adı verilmektedir. Eğer toprak taneleri tümüyle ayrı ise (ped yoksa), taneli yada teksel yapı, eğer kümeleşme söz konusu ise (ped varsa), agregat şeklindeki (levhalı, prizma benzeri, blok benzeri, granüle, furda) yapı adını almaktadır. Agregat şeklindeki yapı özellikle ağır bünyeli topraklarda su ve hava geçirgenliğini arttırdığından istenen bir özelliktir.

 SULAMA SUYU UYGULANACAK TOPRAK DERİNLİĞİ

Sulama uygulamalarında, sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak etkili bitki kök derinliği yada etkili toprak derinliği dikkate alınmaktadır. Etkili bitki kök derinliği, bitkilerin normal gelişmeleri için gerekli olan suyun % 80 inin alındığı kök derinliği biçiminde tanımlanmaktadır. Etkili toprak derinliği ise, geçirimsiz tabaka yada taban suyuna kadar olan toprak derinliğidir. Sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak genellikle etkili bitki kök derinliği alınmaktadır. Bunun yanında, taban suyu yada geçirimsiz tabakanın yakında olduğu yüzlek topraklarda etkili toprak derinliği, bitkinin normal gelişmesinde sağlayacağı etkili kök derinliğinden daha az olabilir. Bu koşulda, sulama suyu uygulanacak toprak derinliği olarak etkili toprak derinliği dikkate alınmaktadır.
Genel olarak, derin topraklarda yetiştirilen bitkiler ihtiyaç duydukları suyun önemli bir bölümünü kök bölgesinin üst kısımlarından alırlar. Bu nedenle, sulama uygulamalarında, tüm kök bölgesi yerine etkili kök derinliğindeki toprağın ıslatılması yeterli olmaktadır.
Bitki kök derinliği en yüksek değerine genellikle olgunlaşma döneminde ulaşmaktadır. Gelişmenin ilk dönemlerinde kök derinliğine bağlı olarak ıslatılacak toprak derinliği de azdır. Ancak, sulama sistemlerinde kapasite hesapları, en çok sulama suyuna ihtiyaç duyulan periyot için yapıldığından, hesaplarda olgunlaşma dönemindeki etkili bitki kök derinliği göz önüne alınmaktadır. Bazı kültür bitkileri için sulama uygulamalarında dikkate alınabilecek etkili kök derinliği değerleri Çizelge de verilmiştir.
Bazı Bahçe Bitkilerinin Olgunlaşma Dönemine ilişkin Etkili Kök Derinlikleri
Bitki cinsi Etkili kök derinliği (cm) Bitki cinsi Etkili kök derinliği (cm)
Aspir 90 Keten 90
Ayçiçeği' " 90 Lahana 45
Bağ 120 Marul 45
Bezelye 90 Meyve ağaçları 120
Biber 60 Mısır 90
Çayır 90 Muz 60
Çilek 60 Pamuk 90
Domates 90 Patates 60
Enginar 90 Patlıcan 60
Fasulye 60 Soğan (taze) 45
Havuç 60 Sorgum 90
Hıyar 60 Soya 90
Hububat 90 Şeker pancarı 90
Ispanak 60 Turunçgiller 120
Kabak 60 Tütün 90
Karpuz 90 Yer fıstığı 60
Kavun 90 Yonca 90

 SULAMA. YÖNÜNDEN ÖNEMLİ TOPRAK NEM SABİTELERİ

Sulama uygulamalarında, toprakta belirli tansiyonlarda tutulan nem miktarlarının bilinmesi gerekmektedir. Başvuru niteliğindeki bu toprak nemi miktarlarına, toprak nemi sabiteleri adı verilmektedir. Sulama yönünden önemli toprak nemi sabiteleri; doyma noktası, tarla kapasitesi, solma noktası ve fırın kurudur.
Doyma noktası: Teorik olarak, toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu koşulda toprakta bulunan nem miktarına doyma noktası denir. Doyma noktasında toprak rutubet gerilimi O atm dir. Ancak, sulama uygulamalarında gözeneklerdeki havanın tamamen dışarı çıkması söz konusu değildir ve ender durumlarda gözenek hacminin % 85 - 90 ı su ile doldurulabilmektedir.
   
Toprak nemi sabiteleri:
  Tarla kapasitesi: Serbest drenaj koşullarında, toprak tanelerinin yerçekimine karşı tuttuğu nem miktarına tarla kapasitesi denilmektedir. Tarla kapasitesi; toprağın bünyesine, yapısına, toprak tanelerinin şekline ve gözeneklerin durumuna göre j önemli düzeyde farklılık göstermektedir. Ağır bünyeli topraklarda! yüksek, hafif bünyeli topraklarda ise düşük değerlerdedir. Tarla] kapasitesinde toprak rutubet tansiyonu 1/10 -2/3 atm arasında değişmektedir. Bu değer, hafif bünyeli topraklarda 1/10, ağır l bünyeli topraklarda 2/3 atm e yakındır. Uygulamada, tarla kapasitesindeki toprak rutubet tansiyonunun ortalama 1/3 atmosfer] olduğu yaklaşımı yapılmaktadır. Başka bir deyişle tarla kapasitesi, toprak rutubet tansiyonu 1/3 atm olduğunda toprakta tutulan nem] miktarı biçiminde de tanımlanmaktadır.
Solma noktası: Bitkilerin kökleri aracılığıyla topraktan] su alamadıkları ve solmaya başladıkları, toprağa su verilse bile eski durumuna dönemedikleri koşulda toprakta bulunan nem miktarına solma noktası denilmektedir. Solma noktası ağır bünyeli topraklarda yüksek, hafif bünyeli topraklarda düşük değerlerdedir. Solma noktasındaki toprak rutubet tansiyonu 7-40 atm arasında değişebilmektedir. Bu değer, hafif bünyeli topraklarda 7 atm, ağır bünyeli topraklarda 40 atm kadar olabilmektedir. Pratik amaçlarla, solma noktasındaki nemin toprak taneleri tarafından 15 atm de tutulduğu yaklaşımı yapılmaktadır. Gerçekte, solma noktasında toprak rutubet tansiyonunun 10 yada 20 atm alınmasının p"k fazla önemi yoktur. Çünkü, Şekil'de izleneceği gibi toprak rutubet tansiyonunun yüksek olduğu koşullarda toprak nemi önemli

derecede değişmemektedir. Bu nedenle solma noktası, toprak taneleri tarafından 15 atm de tutulan nem miktarı biçiminde de tanımlanmaktadır.
Fırın kuru: Toprak örneğinin fırında 105 °C ta kurutulduktan sonra toprakta bulununan nem miktarına fırın kuru denilmektedir. Fırın kurudaki toprak rutubet tansiyonu 10 000 atm civarındadır. Sulama açısından fırın kurudaki nem miktarı ihmal edilebilir düzeydedir ve fırın kurudaki toprak ağırlığı, toprak tanelerinin ağırlığı olarak alınmaktadır.

 TOPRAĞIN KULLANILABÎLİR SU TUTMA KAPASİTESİ

Serbest drenaj koşullarında, tarla kapasitesinin üzerindeki nem yerçekiminin etkisi ile kök bölgesinin altına sızmakta ve bitkiler bu nemden yararlanamamaktadır. Bitkiler, solma noktasının altındaki nemi de teorik olarak kökleri aracılığıyla alamamaktadır. Bu nedenle uygulamada, bitkilerin ancak tarla kapasitesi ile solma noktası arasındaki nemden yararlandığı yaklaşımı yapılmaktadır. Solma noktasının üzerinde tarla kapasitesine kadar her düzeydeki nem miktarı ile solma noktası farkına kullanılabilir su, tarla kapasitesi ile solma noktası farkına ise kullanılabilir su tutma kapasitesi adı verilmektedir.

TOPRAK ÖRNEKLERİNİN ALINMASI

Sulama yapılan tarımsal işletmelerde, tarla parsellerinden bozulmuş ve bozulmamış toprak örnekleri alınarak laboratuarda toprak bünyesi, toprak tuzluluğu, tarla kapasitesi, solma noktası ve toprağın hacim ağırlığı değerleri saptanmaktadır. Bu amaçla, her 20 da alan için bir adet olmak üzere, tarla parselini temsil edebilecek yerde tarla bitkileri ve sebzeler için 120 cm ye, meyve bahçeleri için 150 cm ye kadar toprak profili açılır. Profil her 30 cm de basamak biçimindedir . Her 30 cm lik katmanın ortasına en az 3 adet iç hacmi 100 cm olan özel çakma silindirleri çakılarak bozulmamış toprak örnekleri ve yine her katmandan bir kürekle 1.5 - 2 kg kadar bozulmuş toprak örnekleri alınır. Laboratuara getirilen bozulmamış toprak örneklerinden tarla kapasitesi ve hacim ağırlığı, bozulmuş toprak örneklerinden ise toprak bünyesi, toprak tuzluluğu ve solma noktası saptanır.
Ayrıca, açılan profillerden toprak derinliğinin bir geçirimsiz tabaka (bariyer) yada taban suyu tarafından sınırlanıp sınırlanmadığı kontrol edilir.

TOPRAK NEMÎNÎN ÖLÇÜLMESİ

Sulama uygulamalarında, bitki kök bölgesindeki nemin doğru, bir şekilde ölçülmesi ve topraktaki nem değişiminin değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Toprak neminin ölçülmesinde değişik yöntemler kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları aşağıda açıklanmıştır.
G0ravimetrik yöntem: Bir toprak burgusu ile istenen toprak derinliğine kadar her 30 cm lik katmanın yaklaşık ortasından 100 - 150 g civarında bozulmuş toprak örnekleri alınır. Bu toprak örnekleri, nemin buharlaşması engellenecek biçimde, daha önce darası alınmış kaplara konur ve en kısa zamanda laboratuara getirilir. Toprak örneklerinin yaş ağırlıkları elde edildikten sonra kurutma fırınında 105 °C ta 24 saat bekletilir ve tekrar tartılarak kuru ağırlıkları saptanır.
 
Toprak neminin tansiyometrelerle ölçülmesi: 

Tansiyometreler içi arı su dolu gövde, seramik uç ve vakum göstergesinden oluşan ve toprak rutubet gerilimini ölçen araçlardır . Bir tansiyometrenin araziye yerleştirilmesi için toprak neminin ölçüleceği derinliğe kadar çukur açılır. Seramik uç bu derinlikte olacak biçimde gövde çukura konur. Seramik uçla toprak arasında iyi bir temasın sağlanması için gövde etrafı toprakla doldurulur ve sıkıştırılır. Toprakta bulunan nem miktarına göre, seramik uçtan toprağa doğru yada topraktan seramik uç aracılığıyla tansiyometre gövdesine doğru su akışı olur ve bir hidrolik denge kurulur. Bu koşulda göstergeden bir değer okunur. Okunan bu değer daha önce hazırlanmış kalibrasyon eğrisinde işaretlenerek topraktaki nem miktarı kuru ağırlık yüzdesi cinsinden elde edilir.
Kalibrasyon eğrisini oluşturmak için, arazide tansiyometrenin yerleştirildiği derinliğin daha fazlası ıslatılacak biçimde toprağa su verilir ve l - 2 gün beklenir. Bundan sonra seramik uca yakın noktalardan (yatay doğrultuda en çok 100 cm etrafından) toprak burgusu ile toprak örnekleri alınır. Bu sırada gösterge değeri okunarak kaydedilir. Toprak örneklerindeki nem miktarı gravimetrik yöntemle saptanır. Bu işleme periyodik olarak, tansiyometre göstergesinde 8 - 10 kadar gittikçe artan farklı değerler okununcaya kadar devam edilir. Tansiyometre okumalarına karşılık, gelen nem miktarları bir dik koordinat sisteminde işaretlenerek kalibrasyon eğrisi elde edilir. Örnek olmak üzere bir tansiyometre kalibrasyon eğrisi Şekilde verilmiştir.
Tansiyometreler ancak, toprak rutubet geri]iminin 0.85 atm değerine kadar sağlıklı sonuç vermektedir. Bundan daha düşük toprak nemi düzeylerinde, genellikle seramik uçtan tansiyometre gövdesine hava girmekte ve dolayısıyla sağlıklı ölçme yapılamamaktadır. Bu nedenle, tansiyometreler daha çok toprak neminin devamlı olarak tarla kapasitesi civarında tutulduğu damla
sulama yöntemi gibi sulama yöntemlerinin uygulandığı tarla parsellerinde, sulama zamanlarının saptanması amacıyla kullanılmaktadır.
Nötron yöntemi: Yöntemin esası, hızlı nötron saçan bir kaynaktan (nötron probe) çıkan nötronların, toprak suyu tarafından yavaşlatılması ve yavaşlatılmış nötron sayısının özel sayaçlarla ölçülmesidir. Bu amaçla, toprak nemi ölçülecek yerlere altı açık ve içi boş metal borular yerleştirilir. Genellikle amerikyum -berilyum karışımı olan radyoaktif madde nemin ölçüleceği derinliğe kadar sarkıtılır. Yavaşlayan nötron sayısı özel sayaçla ölçülür. Tansiyometrelerde açıklandığı gibi, daha önceden hazırlanmış kalibrasyon eğrisinde yavaşlatılmış nötron sayısına karşılık gelen toprak nemi miktarı doğrudan elde edilir.Nötron yöntemi ile oldukça sağlıklı toprak nemi ölçmeleri yapılabilmektedir. Ancak, araç pahalıdır ve kullanılması uzmanlık istemektedir. Bu nedenle, genellikle sulama araştırmalarında kullanılmaktadır.
Elle kontrol yoluyla tahmin; Toprak burgusu ile nemin ölçüleceği derinlikten alınan toprak örnekleri, avuç içinde sıkılarak avuçta bıraktığı ıslaklık ve top oluşturma durumuna, parmaklar arasında yuvarlatılarak şerit oluşturma durumuna ve ayrıca toprak örneğinin rengine bakılarak toprak nemi tahmin edilmeye çalışılır. Oldukça kaba sonuç veren ve tecrübeyi gerektiren bir yöntemdir. Toprak neminin elle kontrol yoluyla tahmininde Çizelgeden bir fikir elde edinilebilir. Çizelge, farklı toprak bünyelerinde mevcut nemi tarla kapasitesine getirmek için gerekli su miktarının tahmin edilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

TOPRAKTA SUYUN HAREKETİ

Doymuş ve doymamış toprak koşullarında suyun hareketi:

Toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu doymuş toprak koşullarında suyun hareketi, yerçekiminin etkisi ile, basıncın yüksek olduğu noktadan basıncın düşük olduğu noktaya doğrudur. Bu hareket biçimi, basınçlı borulardaki suyun hareketi gibidir. Sulama açısından, arazi koşullarında toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolması pek mümkün değildir. Çünkü, gözeneklerde bir miktar hava sıkışmaktadır. Ancak, sulama sırasında toprağın üst katmanındaki su hareketinin doymuş koşullarda oluştuğu yaklaşımı yapılabilmektedir.
Gözenekleri bütünüyle su ile dolu olmayan doymamış toprak koşullarında ise suyun hareketi yerçekimi ve kapillar kuvvetlerin etkisi altındadır. Su, toprak rutubet gerilimi düşük olan noktadan, toprak rutubet gerilimi yüksek olan noktaya doğru hareket eder. Başka bir deyişle suyun hareketi, toprak neminin yüksek olduğu noktadan düşük olduğu noktaya doğrudur. Sulama sırasında, sulamadan sonra ve suyun bitkiler tarafından alınması
sırasındaki suyun topraktaki hareketi, doymamış koşullarda harekete birer örnektir.
Sulama sırasında suyun toprakta hareketi: Sulama sırasında su infiltrasyonla düşey doğrultuda toprağa girer ve yerçekimi ile kapillar kuvvetlerin etkisi altında aşağıya doğru hareket eder. Toprak profilinde, yüzeyden başlayarak sırasıyla çok ıslak, ıslak ve tarla kapasitesi civarında olmak üzere üç zon oluşur. Bu zonlarin kalınlığı, sulama süresi arttıkça artar. Daha altta ise toprak, sulama öncesindeki nem koşullarını yansıtır. Sulama tamamlandıktan sonra, çok ıslak ve ıslak zonlarda tarla kapasitesinin üzerindeki nem miktarı, yerçekiminin etkisi ile tarla kapasitesinden düşük zona kadar aşağı doğru hareket eder ve bu zondaki toprak taneleri tarafından nem tarla kapasitesine gelinceye kadar tutulur. Böylelikle, istenen toprak derinliği kısa sürede tarla kapasitesine gelir. Bu süre, hafif bünyeli topraklarda birkaç saat, ağır bünyeli topraklarda ise bir - iki gün kadardır.
Sulamadan sonra suyun toprakta hareketi: Sulamadan sonra suyun toprakta hareket biçimleri Şekil de verilmiştir. Şekilden izleneceği gibi, ilk 10 - 15 cm lik toprak katmanına buharlaşma bölgesi adı verilmektedir. Genellikle bitki köklerinin bulunmadığı bu bölgede sulamadan sonra tutulan nem, buharlaşma yoluyla kısa sürede atmosfere karışır. Dolayısıyla su hareketi yukarıya doğrudur.
Bitkilerin asıl kök bölgesi, genellikle 15 - 45 cm arasındaki toprak katmanıdır. Bu toprak katmanında suyun önemli bir bölümü bitki kökleri aracılığıyla alınır ve yapraklardan olan terleme yoluyla atmosfere verilir. Suyun belirli bir kısmı ise kapillarite ile üst katmana yükselir ve buharlaşma ile atmosfere karışır. Dolayısı ile asıl kök bölgesinde tutulan suyun hareketi köklere ve yukarıya doğrudur. Asıl kök bölgesinden üst toprak katmanına su hareketi genellikle azdır ve üst katmandan olan buharlaşma miktarına bağlıdır. Buna ise üst katmanda toprak yapısının bozulması, yarıkların oluşması ve sulama sonrasında toprağın işlenmesi gibi faktörler etkili olmaktadır.
Asıl kök bölgesinin altında, genellikle 45 - 90 cm derinliğindeki toprak katmanında ikinci derecedeki kök bölgesi yer alır. Bu toprak katmanında da suyun önemli bir bölümü kökler j aracılığıyla alınır ve terleme yoluyla atmosfere verilir. Suyun çok az bir bölümü ise yerçekimi ve kapillaritenin etkisi ile alt katmana sızabilir. Özetle, bu katmandaki su hareketi köklere ve aşağıya doğrudur.
ikinci derecedeki kök bölgesinin altındaki küçük j köklerin bulunduğu toprak katmanında su hareketi köklere doğrudur ve bu katmandaki kullanılabilir suyun tamamı kökler aracılığıyla alınır. Suyun bitki köklerine doğru hareketi: Uygun bir kök gelişme ortamında hergûn çok sayıda kılcal kök oluşmaktadır. Kılcal kökler suyla temas kurarak uçlarıyla suyu emerler. Suyun emilmesini, kök hücreleri arasındaki yüksek ozmotik basınç oBağlamaktadır. Bu basınç toprak rutubet geriliminden yüksek olduğu koşulda bitki kökleri aracılığıyla suyu alabilmektedir.
Tarla kapasitesi ile solma noktası arasında, kapillarite ile emici köklere doğru bir miktar su hareketi olmasına karşın, "genellikle kılcal köklerin su olan kesime doğru büyümelerini : sürdürerek suya ulaştıkları kabul edilmektedir.

 TOPRAĞIN SU ALMA HIZI

Suyun yüzeyden toprak içerisine düşey doğrultuda .girmesine toprağın su alması (infiltrasyon), birim zamanda toprağa giren su miktarına ise su alma hızı (infiltrasyon hızı) adı verilmektedir. Diğer bir tanımla su alma hızı, birim zamanda birim alandan toprak içerisine giren suyun hacmidir ve hız boyutuna sahiptir. Genellikle cm/h yada mm/h cinsinden ifade edilmektedir.
Toprağın su alma hızına birçok faktör etkili olmaktadır. Bunların en önemlileri toprak bünyesi, toprağın yapısı, toprakta mevcut nem miktarı, toprağın işlenme ve sıkışma durumu, toprak yüzeyindeki su yüksekliği ve topraktaki tuzların cinsi ve miktarıdır. Örneğin su alma hızı, hafif bünyeli topraklarda yüksek ağır bünyeli topraklarda düşük, agregat şeklindeki yapıya sahip topraklarda yüksek taneli yapıya sahip topraklarda düşük, kuru topraklarda yüksek nemli topraklarda düşük, işlenmiş topraklarda yüksek işlenmemiş ve sıkışmış topraklarda düşük, toprak yüzeyindeki su yüksekliği fazla olduğunda yüksek az olduğunda düşük ve kireçli topraklarda yüksek, sodyumlu topraklarda düşüktür.
Toprağın su alma hızı, sulama yöntemlerinin seçimi yanında, yüzey sulama yöntemlerinde akış uzunlukları ve debiye, yağmurlama sulama yönteminde başlık debisi ve tertip aralıklarına, damla sulama yönteminde damlatıcı debisi ve yerleşim aralıklarına, ayrıca tüm sulama yöntemlerinde sulama süresine etkili olan önemli bir parametredir.
Toprak bünyesine göre değişen su alma hızı değerleri toprak bünyelerinde önemli düzeyde farklılıklar gösterebilmektedir. Su alma hızına etkili olan diğer faktörler de dikkate alınırsa,
 Toprak Bünyesine göre Bazı Su Alma Hızı Değerleri:
Toprak bünyesi
Su alma
hızı, ram/h
Kumlu
25.0
- 250.0
Kumlu-tinli
13.0
- 76.0
Tini ı
8.0
- 20.0
Killi-Cinli
2.5
- 15.0
Siltli-killi
0.3
5.0
Killi
0.1
1.0
sulama uygulamalarında toprağın su alma hızının mutlaka ölçülmesi gerekmektedir.
Toprağın su alma hızının ölçülmesinde ve su alma özelliklerinin belirlenmesinde birçok yöntem kullanılmaktadır. Burada, karık sulama yöntemi dışında tüm sulama yöntemleri için geçerli olan çift silindir infiltrometre ölçmeleri ve karık sulama yöntemi için geçerli olan karıklara giren - çıkan suyun ölçülmesi üzerinde durulacaktır.

Çift Silindir înfiltrometre Ölçmeleri:
Çift silindir infiltrometre iç içe geçmiş iki metal silindirden oluşmaktadır. Silindirler genellikle 2 mm kalınlığında sacdan yapılırlar.Dış silindirin çapı 40 cm, iç silindirin çapı 20 - 25 cm ve her iki silindirin yüksekliği 40 cm dir. Toprağa kolayca girebilmeleri için silindirlerin alt uçları keskinleştirilir.
Infiltrasyon ölçmelerinin birbirine yakın olacak ve en çok 2 da alan içerisinde kalacak biçimde 3-5 yerde yapılması ve elde edilen değerlerin ortalamalarının kullanılması gerekmektedir. Bunun yanında ölçme işlemlerinin mutlaka işlenmemiş arazide ve sulama başlangıcı için öngörülen toprak nemi koşullarında yapılması çok önemlidir. Aksi durumda elde edilen değerler yanıltıcı olur.
Ölçme işleminden önce, araziyi temsil eden, karınca ve köstebek yuvaları ile bitki köklerinin oluşturabileceği kanalcıkların, silindire zarar verebilecek çakıl ve kayaların bulunmadığı düz bir yer seçilir. Silindirler yatay olacak biçimde seçilen yere konur ve üzerine çakma plakası yerleştirilir. Çakma plakası, üzerinde çakma sırasında kaymayı engelleyecek biçimde silindir çaplarına uygun tamponlar bulunan ve genellikle 3 mm sacdan yapılan düz bir plakadır. Çakma plakasının üzerinden, geniş tabanlı çelik bloktan oluşan yaklaşık 15 kg ağırlığındaki bir çakma ağırlığı ile yavaş yavaş vurularak ve yataylık sürekli denetlenerek silindirler 15 - 20 cm kadar çakılır.
Her iki silindire, iç ve dış silindirdeki su seviyeleri eşit olacak biçimde, bir sulamada uygulanacak su derinliği kadar (10 - 15 cm) su doldurulur. Suyun doldurulması sırasında erozyonu önlemek için iç silindirin tabanına bir çuval parçasının serilmesi ve su-doldurulduktan sonra kaldırılmasında yarar vardır.
Su düzeyi ölçmeleri iç silindirden, bir ölçme aracından yararlanarak yapılır. Ölçme aracı, mm değerine kadar bölümlendirilmiş bir cetvel üzerinde bulunan ucu sivri, çengelli ve ölçü göstergeli metal çubuktan ibarettir. Dış silindire doldurulan suyun işlevi, iç silindirdeki suyun yanlara doğru hareketini önlemek ve ıslatma alanını genişletmektir.
îç silindire su doldurulduğu an ölçme aracı ile ilk su düzeyi okuması yapılır. Bundan sonra, 10 dakika ara ile üç, 15 ve 30 dakika ara ile ikişer, 60 dakika ara ile bir ve 120 dakika ara ile yeteri kadar su düzeyi ölçmeleri yapılır ve ölçme zamanları ile su düzeyi değerleri bir çizelgeye kaydedilir. Ölçmelere, birim zamanda toprak içerisine giren su miktarı yaklaşık eşit oluncaya kadar devam edilir. Ölçmeler sırasında, toprak yüzeyindeki su yüksekliği 5 cm civarına düştüğünde silindirlere tekrar su ilave edilir.
Elde edilen ölçme sonuçlarından yararlanarak eklemeli zaman, su alma hızı, ortalama su alma hızı ve eklemeli su alma değerleri hesaplanır. Eklemeli zaman değerlerine karşılık gelen su alma hızı, ortalama su alma hızı ve eklemeli su alma değerleri bir militnetrik kağıda işaretlenirse eğri biçiminde ilişkiler elde edilir.
 

Copyright 2008 All Rights Reserved | SULAMA SİSTEMLERİ BİLGİ PORTALI - Otomatik Sulama Sistemleri ,Peyzaj Sulama sistemi

herşey google><sulama + sulama sistemleri + otomatik sulama sistemleri + damlama sulama sistemleri + yağmurlama sulama sistemi + manuel sulama + rain bird+sapanca