SERALARDA SU KULLANIMI.

Seralarda Üretim
Sera sulama

SERALARDA KULLANILAN SULAMA SİSTEMLERİ NELERDİR


Seralarda bir çok değişik sulama sistemleri kullanılmakla birlikte en yaygın olanlar aşağıdaki gibi sıralanabilir.

a) Karık Sulama b)Damla sulama c) Mini yağmurlama Sulama

a) Karık Sulama
Seralarda karık sulama yapılırken sulama zamanını ve sulama suyu miktarını çok iyi düzenlemek gerekir. Seranın en yüksek tarafına ana karık açılır. Ana karığa verilen su naylon veya bez şavak ile kontrol edilerek şişirilmesi sağlanır. Toprağın yapısına bağlı olarak sıra aralarına açılan karıklara sulama tüpleri veya sifonlarla su verilerek sulama gerçekleştirilir. Sera toprakları genellikle süzek (geçirgen) topraklardır. Bu yönden sera alanını bölümlere ayırarak sulamak daha yararlı olacaktır. Bu yolla sulamanın bir yararı da karık kolayca suya doyurulacağından, derine sızma daha az olacak ve bitki besin maddelerinin yıkanması önlenmiş olacaktır.

b) Damla Sulama
Seralarda damla veya damlama sulama dediğimiz bu yöntem en iyi, en uygun sulama yöntemidir. Sera koşullarında yetiştirilen hemen hemen bütün bitkilere uygulanabilir.
Diğer sulama yöntemlerine göre birçok üstünlükleri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz,  

a) Sulama randımanı çok yüksektir.

b) Az su ile daha bol ve daha kaliteli ürün alınır.


c) Sulama işçiliği en az düzeydedir.

d) Toprak yüzeyi tamamen ıslatılmadığından, yabancı otların, hastalık ve zararlıların gelişmesi engellenmiş olur. Böylece bakım masrafları düşer. 

e) Sulama sırasında veya sulama sonrasında, diğer sulama yöntemlerinin aksine, sera içerisinde çalışma olanağı bulunur. 

f) Düşük kaliteli sulama suları kullanılabilir. 

g) Sulama suyu ile birlikte, gübreleme ve toprak ilaçlaması da yapılabilir. 

c) Mini Yağmurlama
Seralarda yetiştirilen bazı ürünlerin sulanmasında mini yağmurlama sistemi kullanılmaktadır. Özellikle sıra bitkisi ve ocaklarda yetiştirilmeyen bitkiler için kullanılması yerinde olur. (Semizotu gibi) Mini yağmurlama sistemleri çok değişik tip ve özelliklerde imal edilmektedir. Bitkiye verilecek suyun miktarı, seranın tipi ve büyüklüğüne göre uygun başlık seçilmelidir.

 

FİDANLIKLARDA SULAMA NASIL YAPILIR

Fidanlık yeri seçiminde önemli bir etken olan su kaynaklan ve fidanlıkların su ihtiyaçlarını saptama konularında daha önce verilen bilgiler dikkate alınarak fidanlığın su tesisatı yapılır. Ancak bir fidanlığın su ihtiyacı yani sulama müddetleri ve tekerrürleri yağış miktarına, havanın sıcaklık ve nisbi rutubetine, fidan türlerine, gelişme durumlarına ve yaşlarına göre değişir. Özellikle toprak fakirleştikçe su ihtiyacı da artacaktır. Zira fakir toprakta az miktarda olan besin maddeleri dolayısıyla toprak suyunun fazla sirkiiasyon yapmasıyla fıdanlann yeter ölçüde besin maddeleri almaları mümkün olur. Bu itibarla fidanların fazla transpirasyon yapması ve dolayısıyla yıkanma yapmayacak derecede sık sık sulanarak fazla su sarfetmesi gerekir. Bu nedenle su konusunda biraz toleranslı hareket etmekte fayda vardır. Bilhassa ekstrem kurak ilkbahar ve yazların zaman zaman yaşandığı memleketimizde su ihtiyacını saptamada toleranslı hareket etmek ve su gereksinimini ihtiyacın biraz üstünde tutmak daha ihtiyatlı olur.
Fidanlıklarda genelde dört tip sulama sözkonusudur.
1. Damla sulama yöntemi. (Toprak altından veya toprak yüzünden)
2. Salma sulama. (Toprak yüzünden sulama)
3. Karık Sulama.(Toprak üstünden sulama)
4. Yağmurlama. (Bitki üstü sulama yöntemi)
DAMLA SULAMA YÖNTEMİ- Toprak altına köklerin yayılış sahasına yerleştirilen delikli borularla yapılır Toprak altına yerleştirilen sistemde fazla suya ihtiyaç yoktur. Zira toprak yüzünden buharlaşma ile su kaybı çok azdır. Sistem toprak üstünde bir yer işgal etmediği için üretim sahasını daraltmamaktadır. Borulardaki delikler ayarlanarak toprak altından fidanlara istenildiği kadar su verilebilir. Özellikle çok kurak yörelerde fidanlıklar için düşünülebilir, ancak tesis gideri yüksektir. Sistemin bakım ve kontrolü zordur. Delikler arıza yapabilir bazı kısımlarda çok az ve bazı kısımlarda da ihtiyaçtan çok fazla su gelebilir. Genellikle memleketimizde sıcak-kurak yörelerimiz için önerilir. Ancak toprak yüzüne yerleştirilen sistemde her fidanın dibine bir emitatör (deliği ayarlanabilen meme) yerleştirilerek sistemden gelen suyla sulama yapılır. Bu sulama sistemi bilhassa suyun kıt olduğu yerlerde ve özellikle evaporasyonla su kaybının az olması nedeniyle kurak mıntıkalarda tesis edilecek fidanlıklar için önerilir.
SALMA SULAMA SİSTEMİ- Su açılan kanallarla arazi meyilinden faydalanılarak parsellere getirilir ve yan kanallarla parsellere verilir Sistem tava, taşırma ve sızdırma gibi tali yöntemlerden birine göre uygulanır. Tava veya alçak yastık sisteminde önce fidanlık parselleri tavalara ayrılır veya alçak yastıklar oluşturulur Ana su yolundan gelen su giriş yönünde önü kesilerek suyun tamamı veya bir kısmı tavaya verilir. îlk tavanın sulanması bitince bunun ağzı kapatılarak bu sefer su ikinci tavaya alınır. Böylece tavaların sulanması tamamlanır. Ancak alçak yastık veya tava usulü sulamada sahada eşit sulama mümkün olmaz. Su çukur kısımlara dolar, tümseklere gelmez, toprakta kaymaklanma ve çoraklaşma etkileri gözlenir. Sulama da bu yöntemle güç ve yavaş olur, fazla işçiyi gerektirir, dolayısıyla pahalıya malolur. Bilhassa ekim parsellerinde bu yöntem çok sakıncalıdır.
KARIK SULAMA - denir. Bu metodda su, belirli sıklıklarda fidanların kenarlannda açılan karıklardan, % 0.3-1 meyille yani 100 m'de 30-100 cm meyille akar. Bu yöntemde önce görülen diğer iki yönteme göre daha az su sarfiyatı olur. Ancak çok süzek topraklar suyu çabucak sızdırarak zayi ederler. Buna karşılık su, fidan sıraları arasındaki karıklar içinden aktığı için fidanlar için zararlı geniş bir kaymaklanma olmaz. Karık usulünde tek masura ve kilit masura gibi yöntemler yerine göre kullanılır. Karıklara su vermede sifon, kısa boru, tahta, yalak gibi vasıtalara başvurularak karık açma ve kapama işi süratlendirilebilir. Toprak ağırlaştıkça karıklar sıklaştırılır. Karıklar nemli bölgelerde 15-20 cm derinliğinde açılmalarına karşılık, kurak yörelerde daha derin (25-30 cm kadar) derinlikte açılır. Bu son durumda su toprağın alt tabakasının içine işleyerek üst tabaka kuru kalır ve toprak buharlaşması yoluyla su kaybı az olur. Toprağa yakın büyüyen fidanların alt yaprakları tava ve taşırma yöntemlerinde olduğu gibi ıslak ve çamurlu toprakla temas etmediği için, fidan kalitesi bozulmaz. Yöntem oldukça ucuz, kolay ve süratlidir. Bu çeşit sulama ekseri yapraklı tür fidanlarının özellikle Kavakların yetiştirilmesinde yaygındır. Ancak ekim yastıkları için önerilmez.Toprak üstünden sulama yöntemine gelince; sistemin çok kullanılan basit bir şekli küçük fidanlıklar için önerilebilir. Bu şekilde fidanlıkta su arklarının geçtiği müsait parsel kenarlannda toprağa yer yer bidonlar yerleştirilir ve su buralardan süzgeçli kovalarla veya bir boru şebekesinden alınarak "serpme sulama" yöntemiyle ekim yastıkları ve repikaj parselleri sulanabilir Yahutta yapılan bir ana boru şebekesine belirli aralıklarla yerleştirilen vanalardan hortumla su alınarak sulama yapılabilir. Bunlarla ekim parsellerini sularken hortum ağızlarına özel bir süzgeç katılması yerinde olur.


YAĞMURLAMA
Bu tarz sulama özellikle ekim yastıklarında ideal bir sulama sistemidir. Yağmurlama yöntemi genç ve sık repikaj yastıkları için de önerilebilirse de yaşlı fidan parsellerinde* yerini ekseriyetle karık veya hortumla sulamaya bırakır.
Yağmurlama sistemi basınçla dönen ve suyu püskürterek ince zerreler halinde serpen bir metoddur. Suyun az olması durumunda bu sistem az su sarfeden yöntemlerden biri olarak tercih edilir. Bu sistemde pahalı arazi tesfıye işlerine de lüzum yoktur, ufak tefek çukur ve tümsekler herhangi bir mahzur oluşturmaz. Az meyilli arazilerde de erozyona neden olmadan başarıyla uygulanabilir. Yağmurlama toprak yüzünde salma su gibi kaymaklanma yapmaz. Hafif ve ince zerreli bir yağmur gibi verilir. Böylece yeni çıkmış taze fidecikler için çok uygun ve nisbi rutubeti yüksek bir ortam yaratır. Toprağa, ihtiyaç oranında ve toprağın geçirgenliğine göre istenen miktarda su verilebilir. Böylece toprakta tuzlaşma tehlikesi doğmaz. Sistemle sahaya erimiş halde ilaç ve gübre istenen miktarda ve eşit bir şekilde kolaylıkla verilebilir. Sulamada işçilik masrafı azdır. Bu yüzden pahalı olan ilk tesis masrafları kısa zamanda amortize edilir. Toprak yüzeyinde eşit sulama sağlanır. Ancak hava sıcaklığı yüksek ve nisbi nemin düşük olduğu yerlerde, sistem buharlaşma ile fazla su kaybına yol açar. Böyle yerlerde geceleri sulama yapılarak bu kayıp azaltılabilir. Rüzgar da bu tip sulamaya olumsuz etki yapar. Bu sakınca da sulamayı rüzgarsız zamanda yaparak önlenebilir. Yağmurlamada diğer bir sakınca da kör yani sulanmayan kısımlar ile birkaç kere sulanan (dublukasyon yapan) kısımların bulunabilmesidir ( resim: 28 alt). Bu da iyi bir proje ve uygulama ile büyük ölçüde telafi edilebilir.
Böylece ilk tesis giderleri yüksek olmakla beraber, az işçiliği gerektiren ucuz ve hızlı bir metod olan yağmurlama sistemi gittikçe yaygınlaşmaktadır. Ancak çok türle ve değişik yaşlarda fidan üretimi yapan fidanlıklarda kullanımı oldukça sınırlanır veya fidanlığın ancak bir kısmında, özellikle sık sulamayı gerektiren ekim parsellerinden kullanılabilir.
Yeni sızdırma sulama yöntemleri üstü bol delikli plastik boruların toprak altına fidan köklerinin yayıldığı sahaya döşenerek içlerinden geçen suyu bu deliklerden sızdırma suretiyle toprağı rutubetlendirme şeklidir. Plastik borular üzerinde çok sayıda delik olduğu için damla sisteminde emitörlerde gözlenen tıkanma bu sistemde olmaz. Zaman zaman suya karıştırılan ve bitkiler için zararlı olmayan bir temizleyici eriğik suyla birlikte sevkedilerek mevcut delikler de kolaylıkla temizlenebilir. Pratik oluşu nedeniyle modern fidanlıklarda yaygın bir sistem olarak kullanılmaya başlanmıştır. Sistem toprak altında kaldığı için fidanlık çalışmalarında da bir engel yaratmaz.
Yağmurlama sisteminde genellikle ana borular sabit, tali borular portatif olursa yetiştirme işlerinde büyük kolaylık sağlar. Ancak su sisteme belli bir basınçla (genellikle 3-4 atmosfer) gelmelidir. Bunun için su ya devamlı bir motor pompla basılır veya 40-50 m yüksekliğinde bir havuzdan akıtılarak istenen basınç sağlanabilir.
Yağmurlama Sistemi üç şekilde uygulanabilir, 
Birinci tipte borular eksenleri üzerinde dönerek üzerlerindeki memelerden suyu iki tarafa püskürtür.
Tabancalı sprinkler tipinde ise sprinkler adı verilen döner yağmurlama başlıkları kanalıyla su dairevi olarak 360° dönerek püskürtülür. Her bir tabanca 25-35 m yarı çapında bir daire sahasını sular
Üçüncü tipte ise tek istikamette su püskürtülmektedir. Bunda da bir kısmın sulanması bitince borular suyun düşüş mesafesine göre ikinci hatta nakledilmekte ve böylece yalnız bir sulama şebekesinin yeri değiştirilmek suretiyle sulama kolaylıkla ve süratle yapılabilmektedir. Her püskürtücünün normal olarak belirli basınçlara göre püskürtme mesafeleri önceden bilindiğinde su boruları üzerindeki püskürtücüler bu mesafelere göre gerektiği şekilde yerleştirilebilir.
Yağmurlama tesisatı için fidanlıkta önce bir ana şebeke (boru çapı genellikle 75-100 mm) ve buna bağlı olarak parsellere ulaşan tali şebeke (boru çapı 50 mm) yapılır. Ana ve tali şebeke gömme boru olarak kafi derinlikte toprak altına döşenir. Böylece borular donlara karşı da korunmuş olur. Hem de fidanlıkta yer kaplamaz ve makinelerin çalışmasını güçleştirmez. Ayrıca bu tali şebekeye portatif bir boru şebekesi eklenerek sulama şebekesi sahaya dağıtılabilir. Böylece yan portatif bir sistem oluşturulmuş olur. Veya bütün borular sabit olarak toprak altında yapılır ve tabancalar mevcut basınca göre sulama çaplan dikkate alınarak bir şebeke üzerine yerleştirilir. Ayrıca tamamen portatif sistemler de fidanlıkta lüzum görülen yerlere süratle kurularak çalıştırılabilir.

FİDANLIKLARDA SULAMA NASIL OLUR

Sulama
Çeşitli fiziksel ve kimyasal işlemlerle suyun besin maddelerini eriterek bitkinin bünyesine alınabilirliğini temin etmesi ve bu besin maddelerini bitkinin dokularına taşıması suretiyle bitki beslenmesinde önemli bir rol oynar. Sulamada anahtar nokta sulamanın en iyi nasıl yapılacağıdır. Burada esas olan topraktaki hava ve su oranını optimal hale getirmektir. Sulama yapılırken bitkilerin yaşama enerjisini oluşturması ve kök sistemini geliştirebilmesi için oksijene ihtiyacı olduğu da unutulmamalıdır. Az su bitkiye zararlı olduğu gibi gereğinden fazla sulama da oksijen yetersizliği nedeniyle bitkiye zararlı olmaktadır. Nitekim bitkilerde görülen klorozun önemli nedenlerinden biri de toprağın yüksek rutubetidir.

Sulama Metotları
Sulama metodu; değişik kaynaklardan ekim parsellerine kadar getirilen suyun bitki veya fidanın kök bölgesine veriliş biçimini tanımlar. Sulama suyunun toprağa verilmesinde kullanılan belli başlı metotlar yüzey ve basınçlı sulama metotları olarak iki grupta toplanabilir.

Yüzey sulama metotlarında; su, parsel beşik kanallı ya da lateral boru hatlarından tarla parsellerine alınır ve arazi yüzeyinde belirli bir eğim doğrultusunda yer çekimi etkisi ile hareket eder. Bitkinin veya fidanın ihtiyacı olan su miktarı kök bölgesine sızıncaya kadar arazi yüzeyinden akması sağlanır.

Basınçlı sulama metotları; Yağmurlama ve damla-sulama metotları olarak iki grupta toplanır. Bu metotlarda su kaynaktan fidanlara basınçlı borularla iletilir.

Ekim Yastıklarında Sulama:
Ekimi müteakip ve çimlenme müddetince ekim yastıkları, kâfi miktarda yağmur yağdığı günler hariç, her gün hafif ve az su vermek suretiyle devamlı rutubetli bulundurulur. Tohumların çimlenme başlayıncaya kadar günün sıcak saatlerinde, çimlendikten sonra da sabah, akşam(veya gece) saatlerinde sulamak gerekir. Ekim yastıkları yağmurlama suretiyle sulanır. Fidanlar geliştikçe, sulamanın tekerrürü tedricen azaltılarak verilen su miktarı da uygun bir nispette artırılır.

İster ekim yastıklarında, ister şaşırtma(repikaj) sahalarında olsun, değişen şartlara ve fidanın su ihtiyacına göre, toprak yeter miktarda rutubetli bulundurulmalıdır. Buna göre sulamanın zamanı, tekerrürü ve miktarı tayin edilir. 1+0 yaşlı ibreli fidanlarda 8-10 cm, 2+0 yaşlı ibreli fidanlarda ise, 18-20 cm derinlik kademesindeki toprak rutubeti elle kontrol edilerek sulamaya karar verilebilir. Toprak kuru ve pek kuru olarak nitelenecek bir rutubet derecesine gelmeden sulama esas olmalıdır. Aynı şekilde aşırı ölçüde rutubetinde kloroza yol açacağı dikkate alınmalıdır.

Şaşırtmada (Repikaj) Sulama:
Şaşırtmayı müteakip topraktaki rutubet noksanlığı ekseriya büyük fidan kayıplarına sebep olabilir. Şaşırtmanın bitirilmesinden hemen sonra bolca su verilir. Şaşırtılan fidanlara, tohum yastıklarındaki fidanlara nazaran tekerrür bakımından daha az fakat miktar bakımından daha fazla su verilir. Prensip itibari ile repikaj sahaları salma su ile sulanır. Ancak repikaja tabi tutulan fidanlar yaprak açıp büyüyünceye kadar yağmurlama ile sulanabilir. Bazı fidanlıklarımızda repikajlı fidanlar damla sulama metodu kullanılarak sulama yapılmaktadır.

Kavak Fidanlarında Sulama:
Kavak fidanları fazla miktarda su isterler. Sulamalar fidanlık toprağının karakterine ve iklim özelliklerine tabi olarak değişen miktarlarda yapılır. Bazı klonların(mesela “I–214”) suya doydukları zaman tepe yapraklarının kırmızı bir renk aldığı bilinmektedir. Pratikte bu özellikten faydalanılarak fidan tepelerinin bakır kırmızısı renginde görünüşü temin edecek ölçüde toprak rutubeti bulundurulmalıdır. Su ihtiyacı olduğu zaman fidanların yapraklarında solmalar, iç yapraklarda erken sararmalar görülür. Bu görünüşe sebebiyet vermeyecek derecede ve toprağı nemli bulunduracak miktarda sulama uygulanmalıdır.

Toprakta su miktarı eksik olursa, kavak fidanlarında kök sistemi gövde aleyhine fazla genişler, bu durumda kavak fidanının boy büyümesi azalır. Uzun süren bir kurak devreden sonra, fazla miktarda su verilirse, kavak fidanlarında yaprak dökümüne sebep olabilir. Bu sebeple, kavak fidanlarında dengeli sulama yapılması gerekir.
Fidanlıkta toprak yüzeyinin 10 cm. derinliğe kadar rutubetsiz hale gelmesi sulama ihtiyacını gösterir.

Tüplü Fidanlarda Sulama:
Tüpte yetiştirilen fidanın kök gelişmesini yeterince sağlayacak derecede toprak rutubetli bulundurulur. Fazla sulama, kök gelişmesine mani olduğu gibi gövdenin istenilenden daha fazla büyümesine yol açar ve kök/gövde oranının kök aleyhinde bozulmasına sebep olur. Fidanlar yağmurlama ile sulanır. Bilhassa tüplü fidanların ekim yoluyla yetiştirildiği parsellerde yağmurlama başlığı yerine takılacak mikro springler ile sulama yapmak daha uygundur.

DAMLA SULAMA SİSTEMİ

Damla sulama

Damla sulama yönteminde temel ilke, bitkide nem eksikliğinden kaynaklanan bir gerilim yaratmadan, her defasında az miktarda sulama suyunu sık aralıklarla yalnızca bitki köklerinin geliştiği ortama vermektir. Bu yöntemde bazen her gün, hatta günde birden fazla sulama yapılabilmektedir.
Damla sulama yönteminde arındırılmış su, basınçlı bir boru ağıyla bitki yakınına yerleştirilen damlatıcılara kadar iletilir ve damlatıcılardan düşük basınç altında toprak yüzeyine verilir. Su buradan infiltrasyonla toprak içerisine girer, yerçekimi ve kapillar kuvvetlerin etkisi ile bitki köklerinin geliştiği toprak hacmi ıslatır. Başka bir deyişle, bu yöntemde genellikle alanın tamamı ıslatılmaz. Bitki sırası boyunca ıslak bir şerit elde edilir ve bitki sıraları arasında ıslatılmayan kuru bir alan kalır.
damlama sistemi
Böylece, mevcut sulama suyundan en üst düzeyde yararlanılır. Damla sulama sistemi sabit sistem biçimindedir. Sistem unsurları, sulama mevsimi boyunca aynı konumda kalırlar. Ancak, sulama mevsimi sonunda bazı unsurlar araziden kaldırılır.

DAMLAMA SİSTEM UNSURLARI

Damla sulama sistemi sırasıyla pompa birimi, kontrol birimi, ana boru hattı, manifold boru hatları, lateral boru hatları ve damlatıcılardan oluşur.

Su kaynağı : Damla sulama yönteminde her türlü su kaynağından yararlanılabilir. Ancak suyun fazla miktarda kum, sediment ve yüzücü cisim içermemesi gerekir. Ayrıca, fazla miktarda kalsiyum ve magnezyum bileşikleri ile demir bileşikleri içeren sular da damla sulama yöntemi için uygun değildir.

Pompa Birimi :
Su kaynağının yeteri kadar yüksekte olmadığı koşullarda, gerekli işletme basıncı pompa birimi ile sağlanır. Su kaynağının tipine bağlı olarak santrifüj, derin kuyu yada dalgıç tipi pompalardan biri kullanılabilir. Pompanın elektrik motoru ile çalıştırılması tercih edilir.

Kontrol Birimi : Damla sulamada, suyun çok iyi süzüldükten sonra sisteme verilmesi gerekir. Aksi durumda damlatıcıların tıkanması sorunuyla karşılaşılır. Bu işlem kontrol biriminde yapılır. Kontrol biriminde ayrıca, sisteme verilecek sulama suyunun basınç ve miktarı denetlenir ve bitki besin maddeleri sulama suyuna karıştırılır. Kontrol birimi genellikle ana boru hattının başlangıcına kurulur.
Kontrol biriminde; hidrosiklon, kum-çakıl filtre tankı, gübre tankı, elek filtre, basınç regülatörü, su ölçüm araçları, manometreler ve vanalar bulunur. Hidrosiklon, suda bulunabilecek kum parçacıklarının sisteme girmeden önce tutulduğu araçtır. Su hidrosiklonun üst kısmından çepere doğru girer ve çeper boyunca aşağıya doğru iner. Daha sonra su ortadan yukarıya doğru yükselir ve kum parçacıkları ağır olduğundan tabanda kalır. Kumdan arınan su hidrosiklonun üzerinden sisteme verilir. Tabanda biriken kum belirli aralıklarla temizlenir. Kum-çakıl, filtre tankında, sulama suyunda bulunabilecek sediment ve yüzücü cisimler tutulur. Su tanka üstten girer, kum ve çakıl katmanlarından geçtikten sonra tankın altından çıkar. Bu arada sediment ve yüzücü cisimler genellikle üst kesimde tutulur. Tankın tabanında, etrafı elek filtre ile sarılmış delikli boru bulunur. Burada amaç, tanktan su ile birlikte kumun çıkışını engellemektir. Kum-çakıl, filtre tankında ayrıca suyun alttan girişini ve üstteki vanadan çıkışını sağlayan geri yıkama borusu bulunur. Bu boru aracılığıyla, zaman zaman tankın üst kesiminde biriken sediment ve yüzücü cisimler yıkanarak tank temizlenir. Damla sulama sistemlerinde bitki besin maddeleri sulama suyuna karıştırılarak uygulanır. Bu amaçla sıvı gübre kullanılır. Sulanacak alanın büyüklüğüne göre hesaplanan sıvı gübre miktarı, kontrol birimindeki gübre tankının içerisine konur. Gübre tankı ana boruya üzerinde vanalar bulunan hortumlarla iki noktadan bağlanır. Biri gübre tankına su girişi, diğeri ise su çıkışı içindir. Ana boru üzerine ayrıca, değinilen iki nokta arasında basınç farklılığı yaratmak amacıyla bir vana daha yerleştirilir. Gübre uygulanacağı zaman ana boru üzerindeki vana kısmen kapatılır, gübre tankı giriş ve çıkış vanaları açılır. Böylece, ana borudaki suyun bir kısmı gübre tankına girer, sıvı gübre ile karışır ve tekrar ana boruya döner.
Kontrol birimine, gübre tankından sonra elek filtre yerleştirilir. Filtre genellikle silindir biçimindedir. Tek yada iç içe geçmiş iki filtreden oluşabilir. Elek filtrelerin 80-200 mesh arasında olması önerilmektedir. Dış filtrenin elek numarası genellikle daha düşüktür. Elek filtre ile, kum-çakıl filtre tankında süzülemeyen sediment ve gübre tankından gelebilecek gübre parçacıkları tutulur. Her sulamadan sonra elek filtreler sökülür ve yıkanarak temizlenir. Elek filtreden sonra, suyun boru hattında sabit basınç altında verilmesini sağlamak için bir basınç regülatörleri yerleştirilir. Basınç regülatörleri bazen manifold boru hattı girişine de yerleştirilebilir. Kontrol biriminde ayrıca, kum-çakıl filtre tankının giriş ve çıkışı ile elek filtre girişindeki basıncın ölçülmesi gerekmektedir. Bu amaçla, üç yollu bir manometreden yararlanılır. Böylelikle, basınç farklılıklarından filtrelerin tıkanma derecesi saptanır ve gerekli zamanlarda filtreler temizlenir.

Ana Boru Hattı : Suyu kaynaktan manifold boru hatlarına iletir. Genellikle gömülüdür ve sert PVC borulardan oluşturulur. Küçük sistemlerde ana boru hattı toprak yüzeyine döşenebilir. Bu koşullarda sert PE borular kullanılır.

Manifold Boru Hattı : Suyu ana boru hattından laterallere iletir. Laterallerin doğrudan ana boru hattına bağlanması durumunda, su girişini denetlemek için her lateralin başına bir vananın yerleştirilmesi zorunluluğu vardır. Bu ise hem sistem maliyetini çok önemli boyutlarda arttırır hem de sistemin işletilmesini güçleştirir. Bunun yerine, belirli sayıdaki lateral boru hattı manifold boru hattına bağlanır ve manifoldun ana boru hattıyla bağlantısı bir vana ile sağlanır. Manifold boru hattına bağlı laterallerin tümü bir işletme birimini oluşturur. Manifold başlangıcındaki vana açıldığında işletme birimindeki tüm laterallere aynı anda su verilmiş olur. Ana boru hatlarında olduğu gibi, manifold boru hatları da genellikle gömülüdür ve sert PVC borulardan oluşturulur. Küçük sistemlerde manifold boru hatları bazen toprak yüzeyine serilir ve bu durumda PE borular kullanılır. Manifold boru hatları, tesviye eğrilerine paralel (eğimsiz) yada bayır aşağı eğimde döşenmelidir. Bayır yukarı eğimde döşemekten kesinlikle kaçınılmalıdır. Bu hatlar, ana boru hattına dik olabileceği gibi paralel de olabilir.

Lateral Boru Hatları : Üzerine damlatıcıların yerleştirildiği borulardan oluşur. Toprak yüzeyine serilir ve bu amaçla yumuşak PE borular kullanılır. Genellikle her bitki sırasına bir lateral döşenir. Bazen, her bitki sırasına iki lateral ya da iki bitki sırasına bir lateral yerleştirilebilmektedir. Lateral boru hatları da, manifold boru hatlarında olduğu gibi, tesviye eğrilerine paralel (eğimsiz) ya da bayır aşağı eğimli döşenmelidir ve bayır yukarı döşemekten kaçınılmalıdır.

Damlatıcılar : Sistemin en önemli ve en dikkatle seçilmesi gereken elemanlarıdır. Lateral borulardaki basınçlı su damlatıcıya geçtikten sonra, damlatıcı içerisindeki akış yolu boyunca ilerlerken, suyun enerjisi sürtünme ile önemli ölçüde kırılır. Bunun sonucunda, su damlatıcıdan damlalar biçiminde çok küçük debi ile çıkar ve toprağa infiltre olur. Damlatıcılar genellikle lateral üzerine geçik (on-line) ve laterale boylamasına geçik (in-line) olmak üzere iki tipte yapılmaktadır. Lateral üzerine geçik damlatıcılarda, damlatıcı girişi lateral boyu içinde ve gövde borunun dışındadır. Bu tip damlatıcılar orifis girişli ve genellikle kısa akış yolludur. Suyun enerjisi, girişteki orifis ve akış yolu boyunca kırılır. Laterale boyuna geçik damlatıcılarda ya laterel boru damlatıcının iki ucuna bağlanmakta ya da damlatıcılar lateral boru içerisine sabit aralıklarla ve boylamasına yerleştirilmektedir. Akış yolu genellikle uzundur. Su lateral boru çeperinden damlatıcıya girmekte, uzun akış yolu boyunca enerjisi kırılmakta ve lateral boru dışından çıkmaktadır.

Basınçlı sulama yöntemleriyle (Yağmurlama, damla sulama, Bublers sulama) büyük oranda su tasarrufu sağlanır. Bu suyla da daha fazla alan sulanır. Buda daha fazla bireye hizmet götürülmesi yönüyle sosyal adaletin sağlanması, üretim artışı ve milli gelir artışı demektir.

SU KAYNAKLARI

Su bütün canlılar için en önemli doğal kaynaklardan biridir.İnsan kullanımı, ekosistem kullanımı, ekonomik kalkınma, enerji üretimi, ulusal güvenlik gibi suyun gerekli olduğu birçok sektör vardır. Sürdürülebilir kalkınma için en önemli yaşamsal kaynaklardan biri sudur. 20. yüzyılda dünya nüfusu 19.yüzyıla oranla üç kat artmasına rağmen, su kaynaklarının kullanımının altı kat arttığı belirlenmiştir.

Su yenilenebilir bir kaynaktır, bu anlamda sürdürülebilir kullanımı mümkündür; Ancak günümüzde hızlı tüketim, kaynaklardan yararlananlara eşit fırsatlar ve yararlar sağlayacak şekilde sürdürülebilirlikten çok uzaktadır.
Türkiye dünyanın en hızlı nehirlerinden birkaçına sahip olsa da su rezervleri bakımında alt sıralarda yer almaktadır. Türkiye’de su kaynaklarının yönetimi uluslararası standartlarda iyi ve sürdürülebilir bir yönetim politikası benimsenmediği için geleceğe ilişkin tehditler ciddi boyutlara ulaşmıştır.

Genellikle, bir insanın biyolojik ihtiyaçlarını karşılaması ve yaşamını sürdürebilmesi için, günde en az 25 litre su tüketmesi gerektiği kabul edilir. Ancak, çağdaş bir insanın sağlıklı bir biçimde yaşaması için gereken içme, yemek pişirme, yıkanma, çamaşır gibi amaçlarla kullanılacak su dikkate alındığında, kişi başına günlük ortalama kentsel su tüketim standardı 150 litre olarak kabul edilmektedir. Dünya genelinde bölgelere göre kişi başına su tüketim miktarları sanayileşmiş ülkelerde 266 litre iken Afrika’da 67, Asya’da 143, Arap ülkelerinde 158, Latin Amerika’da 184 litredir. Türkiye'de ise kişi başına günlük su tüketimi ortalama 111 litredir.

Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için, kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8000- 10.000 m3 arasında olmalıdır. Kişi başına düşen yıllık 1430 m3’lük kullanılabilir su miktarıyla Türkiye, sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir.

Ülke- Kıta Ortalaması
Kişi Başına Düşen Kullanılabilir Su Miktarı (yıllık)

SURİYE
1.200 m3

LÜBNAN
1.300 m3

TÜRKİYE
1.430 m3

IRAK
2.020 m3

ASYA ORTALAMASI
3.000 m3

BATI AVRUPA ORT.
5.000 m3

AFRİKA ORT.
7.000 m3

GÜNEY AMERİKA ORT.
23.000m3

DÜNYA ORT.
7.600 m3


Tablo 1: Dünyada Kişi Başına Düşen Kullanılabilir Su Miktarları

DSİ Genel Müdürlüğü verileri, 2030 yılında su kaynaklarımızın %100 verimle kullanılacağını öngörür. 2030 yılında nüfusu 80 milyona ulaşacak olan Türkiye, kişi başına düşen 1100 m3 kullanılabilir su miktarıyla, su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelecektir. Bu veriler göz önüne alındığında, 2050 ya da 2100 yılında, Türkiye’nin çok ciddi bir su kriziyle mücadele etmesinin kaçınılmaz olduğu görülür. Bu tehlikeyi en aza indirmek için, su kaynaklarımız çok dikkatli yönetilmelidir.


 

Copyright 2008 All Rights Reserved | SULAMA SİSTEMLERİ BİLGİ PORTALI - Otomatik Sulama Sistemleri ,Peyzaj Sulama sistemi

herşey google><sulama + sulama sistemleri + otomatik sulama sistemleri + damlama sulama sistemleri + yağmurlama sulama sistemi + manuel sulama + rain bird+sapanca