Damla sulama sistemi sırasıyla pompa birimi, kontrol birimi, ana boru hattı, manifold boru hatları, lateral boru hatları ve damlatıcılardan oluşur.
Su kaynağı : Damla sulama yönteminde her türlü su kaynağından yararlanılabilir. Ancak suyun fazla miktarda kum, sediment ve yüzücü cisim içermemesi gerekir. Ayrıca, fazla miktarda kalsiyum ve magnezyum bileşikleri ile demir bileşikleri içeren sular da damla sulama yöntemi için uygun değildir.
Pompa Birimi : Su kaynağının yeteri kadar yüksekte olmadığı koşullarda, gerekli işletme basıncı pompa birimi ile sağlanır. Su kaynağının tipine bağlı olarak santrifüj, derin kuyu yada dalgıç tipi pompalardan biri kullanılabilir. Pompanın elektrik motoru ile çalıştırılması tercih edilir.
Kontrol Birimi : Damla sulamada, suyun çok iyi süzüldükten sonra sisteme verilmesi gerekir. Aksi durumda damlatıcıların tıkanması sorunuyla karşılaşılır. Bu işlem kontrol biriminde yapılır. Kontrol biriminde ayrıca, sisteme verilecek sulama suyunun basınç ve miktarı denetlenir ve bitki besin maddeleri sulama suyuna karıştırılır. Kontrol birimi genellikle ana boru hattının başlangıcına kurulur.
Kontrol biriminde; hidrosiklon, kum-çakıl filtre tankı, gübre tankı, elek filtre, basınç regülatörü, su ölçüm araçları, manometreler ve vanalar bulunur. Hidrosiklon, suda bulunabilecek kum parçacıklarının sisteme girmeden önce tutulduğu araçtır. Su hidrosiklonun üst kısmından çepere doğru girer ve çeper boyunca aşağıya doğru iner. Daha sonra su ortadan yukarıya doğru yükselir ve kum parçacıkları ağır olduğundan tabanda kalır. Kumdan arınan su hidrosiklonun üzerinden sisteme verilir. Tabanda biriken kum belirli aralıklarla temizlenir. Kum-çakıl, filtre tankında, sulama suyunda bulunabilecek sediment ve yüzücü cisimler tutulur. Su tanka üstten girer, kum ve çakıl katmanlarından geçtikten sonra tankın altından çıkar. Bu arada sediment ve yüzücü cisimler genellikle üst kesimde tutulur. Tankın tabanında, etrafı elek filtre ile sarılmış delikli boru bulunur. Burada amaç, tanktan su ile birlikte kumun çıkışını engellemektir. Kum-çakıl, filtre tankında ayrıca suyun alttan girişini ve üstteki vanadan çıkışını sağlayan geri yıkama borusu bulunur. Bu boru aracılığıyla, zaman zaman tankın üst kesiminde biriken sediment ve yüzücü cisimler yıkanarak tank temizlenir. Damla sulama sistemlerinde bitki besin maddeleri sulama suyuna karıştırılarak uygulanır. Bu amaçla sıvı gübre kullanılır. Sulanacak alanın büyüklüğüne göre hesaplanan sıvı gübre miktarı, kontrol birimindeki gübre tankının içerisine konur. Gübre tankı ana boruya üzerinde vanalar bulunan hortumlarla iki noktadan bağlanır. Biri gübre tankına su girişi, diğeri ise su çıkışı içindir. Ana boru üzerine ayrıca, değinilen iki nokta arasında basınç farklılığı yaratmak amacıyla bir vana daha yerleştirilir. Gübre uygulanacağı zaman ana boru üzerindeki vana kısmen kapatılır, gübre tankı giriş ve çıkış vanaları açılır. Böylece, ana borudaki suyun bir kısmı gübre tankına girer, sıvı gübre ile karışır ve tekrar ana boruya döner.
Kontrol birimine, gübre tankından sonra elek filtre yerleştirilir. Filtre genellikle silindir biçimindedir. Tek yada iç içe geçmiş iki filtreden oluşabilir. Elek filtrelerin 80-200 mesh arasında olması önerilmektedir. Dış filtrenin elek numarası genellikle daha düşüktür. Elek filtre ile, kum-çakıl filtre tankında süzülemeyen sediment ve gübre tankından gelebilecek gübre parçacıkları tutulur. Her sulamadan sonra elek filtreler sökülür ve yıkanarak temizlenir. Elek filtreden sonra, suyun boru hattında sabit basınç altında verilmesini sağlamak için bir basınç regülatörleri yerleştirilir. Basınç regülatörleri bazen manifold boru hattı girişine de yerleştirilebilir. Kontrol biriminde ayrıca, kum-çakıl filtre tankının giriş ve çıkışı ile elek filtre girişindeki basıncın ölçülmesi gerekmektedir. Bu amaçla, üç yollu bir manometreden yararlanılır. Böylelikle, basınç farklılıklarından filtrelerin tıkanma derecesi saptanır ve gerekli zamanlarda filtreler temizlenir.
Ana Boru Hattı : Suyu kaynaktan manifold boru hatlarına iletir. Genellikle gömülüdür ve sert PVC borulardan oluşturulur. Küçük sistemlerde ana boru hattı toprak yüzeyine döşenebilir. Bu koşullarda sert PE borular kullanılır.
Manifold Boru Hattı : Suyu ana boru hattından laterallere iletir. Laterallerin doğrudan ana boru hattına bağlanması durumunda, su girişini denetlemek için her lateralin başına bir vananın yerleştirilmesi zorunluluğu vardır. Bu ise hem sistem maliyetini çok önemli boyutlarda arttırır hem de sistemin işletilmesini güçleştirir. Bunun yerine, belirli sayıdaki lateral boru hattı manifold boru hattına bağlanır ve manifoldun ana boru hattıyla bağlantısı bir vana ile sağlanır. Manifold boru hattına bağlı laterallerin tümü bir işletme birimini oluşturur. Manifold başlangıcındaki vana açıldığında işletme birimindeki tüm laterallere aynı anda su verilmiş olur. Ana boru hatlarında olduğu gibi, manifold boru hatları da genellikle gömülüdür ve sert PVC borulardan oluşturulur. Küçük sistemlerde manifold boru hatları bazen toprak yüzeyine serilir ve bu durumda PE borular kullanılır. Manifold boru hatları, tesviye eğrilerine paralel (eğimsiz) yada bayır aşağı eğimde döşenmelidir. Bayır yukarı eğimde döşemekten kesinlikle kaçınılmalıdır. Bu hatlar, ana boru hattına dik olabileceği gibi paralel de olabilir.
Lateral Boru Hatları : Üzerine damlatıcıların yerleştirildiği borulardan oluşur. Toprak yüzeyine serilir ve bu amaçla yumuşak PE borular kullanılır. Genellikle her bitki sırasına bir lateral döşenir. Bazen, her bitki sırasına iki lateral ya da iki bitki sırasına bir lateral yerleştirilebilmektedir. Lateral boru hatları da, manifold boru hatlarında olduğu gibi, tesviye eğrilerine paralel (eğimsiz) ya da bayır aşağı eğimli döşenmelidir ve bayır yukarı döşemekten kaçınılmalıdır.
Damlatıcılar : Sistemin en önemli ve en dikkatle seçilmesi gereken elemanlarıdır. Lateral borulardaki basınçlı su damlatıcıya geçtikten sonra, damlatıcı içerisindeki akış yolu boyunca ilerlerken, suyun enerjisi sürtünme ile önemli ölçüde kırılır. Bunun sonucunda, su damlatıcıdan damlalar biçiminde çok küçük debi ile çıkar ve toprağa infiltre olur. Damlatıcılar genellikle lateral üzerine geçik (on-line) ve laterale boylamasına geçik (in-line) olmak üzere iki tipte yapılmaktadır. Lateral üzerine geçik damlatıcılarda, damlatıcı girişi lateral boyu içinde ve gövde borunun dışındadır. Bu tip damlatıcılar orifis girişli ve genellikle kısa akış yolludur. Suyun enerjisi, girişteki orifis ve akış yolu boyunca kırılır. Laterale boyuna geçik damlatıcılarda ya laterel boru damlatıcının iki ucuna bağlanmakta ya da damlatıcılar lateral boru içerisine sabit aralıklarla ve boylamasına yerleştirilmektedir. Akış yolu genellikle uzundur. Su lateral boru çeperinden damlatıcıya girmekte, uzun akış yolu boyunca enerjisi kırılmakta ve lateral boru dışından çıkmaktadır.
Basınçlı sulama yöntemleriyle (Yağmurlama, damla sulama, Bublers sulama) büyük oranda su tasarrufu sağlanır. Bu suyla da daha fazla alan sulanır. Buda daha fazla bireye hizmet götürülmesi yönüyle sosyal adaletin sağlanması, üretim artışı ve milli gelir artışı demektir.
SU KAYNAKLARI
Su bütün canlılar için en önemli doğal kaynaklardan biridir.İnsan kullanımı, ekosistem kullanımı, ekonomik kalkınma, enerji üretimi, ulusal güvenlik gibi suyun gerekli olduğu birçok sektör vardır. Sürdürülebilir kalkınma için en önemli yaşamsal kaynaklardan biri sudur. 20. yüzyılda dünya nüfusu 19.yüzyıla oranla üç kat artmasına rağmen, su kaynaklarının kullanımının altı kat arttığı belirlenmiştir.
Su yenilenebilir bir kaynaktır, bu anlamda sürdürülebilir kullanımı mümkündür; Ancak günümüzde hızlı tüketim, kaynaklardan yararlananlara eşit fırsatlar ve yararlar sağlayacak şekilde sürdürülebilirlikten çok uzaktadır.
Türkiye dünyanın en hızlı nehirlerinden birkaçına sahip olsa da su rezervleri bakımında alt sıralarda yer almaktadır. Türkiye’de su kaynaklarının yönetimi uluslararası standartlarda iyi ve sürdürülebilir bir yönetim politikası benimsenmediği için geleceğe ilişkin tehditler ciddi boyutlara ulaşmıştır.
Genellikle, bir insanın biyolojik ihtiyaçlarını karşılaması ve yaşamını sürdürebilmesi için, günde en az 25 litre su tüketmesi gerektiği kabul edilir. Ancak, çağdaş bir insanın sağlıklı bir biçimde yaşaması için gereken içme, yemek pişirme, yıkanma, çamaşır gibi amaçlarla kullanılacak su dikkate alındığında, kişi başına günlük ortalama kentsel su tüketim standardı 150 litre olarak kabul edilmektedir. Dünya genelinde bölgelere göre kişi başına su tüketim miktarları sanayileşmiş ülkelerde 266 litre iken Afrika’da 67, Asya’da 143, Arap ülkelerinde 158, Latin Amerika’da 184 litredir. Türkiye'de ise kişi başına günlük su tüketimi ortalama 111 litredir.
Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için, kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8000- 10.000 m3 arasında olmalıdır. Kişi başına düşen yıllık 1430 m3’lük kullanılabilir su miktarıyla Türkiye, sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir.
Ülke- Kıta Ortalaması
Kişi Başına Düşen Kullanılabilir Su Miktarı (yıllık)
SURİYE
1.200 m3
LÜBNAN
1.300 m3
TÜRKİYE
1.430 m3
IRAK
2.020 m3
ASYA ORTALAMASI
3.000 m3
BATI AVRUPA ORT.
5.000 m3
AFRİKA ORT.
7.000 m3
GÜNEY AMERİKA ORT.
23.000m3
DÜNYA ORT.
7.600 m3
Tablo 1: Dünyada Kişi Başına Düşen Kullanılabilir Su Miktarları
DSİ Genel Müdürlüğü verileri, 2030 yılında su kaynaklarımızın %100 verimle kullanılacağını öngörür. 2030 yılında nüfusu 80 milyona ulaşacak olan Türkiye, kişi başına düşen 1100 m3 kullanılabilir su miktarıyla, su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelecektir. Bu veriler göz önüne alındığında, 2050 ya da 2100 yılında, Türkiye’nin çok ciddi bir su kriziyle mücadele etmesinin kaçınılmaz olduğu görülür. Bu tehlikeyi en aza indirmek için, su kaynaklarımız çok dikkatli yönetilmelidir.
Su yenilenebilir bir kaynaktır, bu anlamda sürdürülebilir kullanımı mümkündür; Ancak günümüzde hızlı tüketim, kaynaklardan yararlananlara eşit fırsatlar ve yararlar sağlayacak şekilde sürdürülebilirlikten çok uzaktadır.
Türkiye dünyanın en hızlı nehirlerinden birkaçına sahip olsa da su rezervleri bakımında alt sıralarda yer almaktadır. Türkiye’de su kaynaklarının yönetimi uluslararası standartlarda iyi ve sürdürülebilir bir yönetim politikası benimsenmediği için geleceğe ilişkin tehditler ciddi boyutlara ulaşmıştır.
Genellikle, bir insanın biyolojik ihtiyaçlarını karşılaması ve yaşamını sürdürebilmesi için, günde en az 25 litre su tüketmesi gerektiği kabul edilir. Ancak, çağdaş bir insanın sağlıklı bir biçimde yaşaması için gereken içme, yemek pişirme, yıkanma, çamaşır gibi amaçlarla kullanılacak su dikkate alındığında, kişi başına günlük ortalama kentsel su tüketim standardı 150 litre olarak kabul edilmektedir. Dünya genelinde bölgelere göre kişi başına su tüketim miktarları sanayileşmiş ülkelerde 266 litre iken Afrika’da 67, Asya’da 143, Arap ülkelerinde 158, Latin Amerika’da 184 litredir. Türkiye'de ise kişi başına günlük su tüketimi ortalama 111 litredir.
Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için, kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8000- 10.000 m3 arasında olmalıdır. Kişi başına düşen yıllık 1430 m3’lük kullanılabilir su miktarıyla Türkiye, sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir.
Ülke- Kıta Ortalaması
Kişi Başına Düşen Kullanılabilir Su Miktarı (yıllık)
SURİYE
1.200 m3
LÜBNAN
1.300 m3
TÜRKİYE
1.430 m3
IRAK
2.020 m3
ASYA ORTALAMASI
3.000 m3
BATI AVRUPA ORT.
5.000 m3
AFRİKA ORT.
7.000 m3
GÜNEY AMERİKA ORT.
23.000m3
DÜNYA ORT.
7.600 m3
Tablo 1: Dünyada Kişi Başına Düşen Kullanılabilir Su Miktarları
DSİ Genel Müdürlüğü verileri, 2030 yılında su kaynaklarımızın %100 verimle kullanılacağını öngörür. 2030 yılında nüfusu 80 milyona ulaşacak olan Türkiye, kişi başına düşen 1100 m3 kullanılabilir su miktarıyla, su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelecektir. Bu veriler göz önüne alındığında, 2050 ya da 2100 yılında, Türkiye’nin çok ciddi bir su kriziyle mücadele etmesinin kaçınılmaz olduğu görülür. Bu tehlikeyi en aza indirmek için, su kaynaklarımız çok dikkatli yönetilmelidir.
KONTROL CİHAZLARI VE SEÇİMİ
1 KONTROL CİHAZLARINA GENEL BAKIŞ
Sistemdeki otomatik vanaları (solenoid vanaları) kumanda eden sulama için özel tasarlanmış pilli yada kablolu kontrol cihazlardır.
- Toplam istasyon adedine uygun olarak seçilmelidir. Bazı kontrol cihazları istasyon çıkış güçleri itibariyle birden fazla vana çalıştırabilir, aynı anda çalışacak vanalar tek istasyona bağlanabilir. Bu özellik cihaz seçiminde dikkate alınmalıdır.
- Kontrol cihazları içeride yada dışarıda monte edilebilir,bu durumda bu konumlara uygun cihazlar seçilmelidir. Dışarıda kullanılacak cihazlar nem, yağmur vs karşı mutlak dış kabinli olmalıdır.
- Kontrol cihazı, projemizde yer alan bitki örtüsünün sulanması için gerekli donanıma sahip olmalı, program kabiliyeti uygulanacak sulama programları için yeterli olmalıdır.
- Projemizde elektrik durumuna uygun olarak, pilli yada şebeke elektriğinden güç alan kablolu cihazlar kullanılabilir. Uygun olması halinde kablolu cihazlar daha konforlu oldukları için tercih edilmelidir.
- Kontrol cihazları elektrik besleme hattına yakın olmalıdır.
- Kontrol cihazlara erişim kolay olmalıdır.
- Islak hacimlerden uzak olmalıdır.
- Çok yağış alan ılıman iklime sahip bölgelerde kontrol cihazına yağmur sensörü takılmalıdır
2 KABLOLU VE PİLLİ SİSTEM KARŞILAŞTIRMA
- KABLOLU SİSTEM MERKEZİ KONTROL SİSTEMİDİR. SİSTEM TEK MERKEZDEN KONTOL EDİLİR.
Pilli sistemde her vana kendi ayrı ayrı programlanır ve her program değişikliği vana yanına gidilerek ayrı ayrı programlanır . - KABLOLU SİSTEMDE SULANACAK BÖLGEYE MÜDAHALE ETMEK TEK TUŞLA MÜMKÜNDÜR.
Pilli sistemde ise, Müdahale edilecek bölgedeki tüm vanaları tek-tek dolaşmak gerekir. - MERKEZİ KONTROL SİSTEMİNDE ÇALIŞMAYAN VANA ,ÇİHAZIN İKAZ SİSTEMİ SAYESİNDE HABERDAR OLUNUR.
Pilli sistemde çalışmayan yada pili biten kontrol cihazını tespit etmek mümkün değildir. - KABLOLU SİSTEME BİR ADET YAĞMUR SENSÖRÜ BAĞLANIR.
Pilli sistemde Yağmur sensörü kullanılamaz .Kullanılsa bile her vana merkezine ayrı ayrı sensör bağlamak gerekir bu da maliyeti gereksiz arttırır. - MERKEZİ SİSTEM TEK ÜNİTEDEN OLUŞUR ARIZALANMASI HALİNDE MÜDEHALESİ KOLAY BAKIMI SON DERECE BASİTTİR.
Pilli sistemde vana adedi kadar kontrol cihazı mevcuttur.Arıza olasılığı çok yüksek,işletme maliyeti çok fazla,arıza tespiti çok zordur. Tamamen su geçirmez dizayn olduğu için kontrol ünitesine müdahale mümkün değildir mutlaka yenisi ile değiştirmek gerekir,buda işletme maliyetini son derece arttırır. - KABLOLU SİSTEM MERKEZİDİR VE MÜDAHALESİ KONTROL ÇİHAZI KİLİT ANAHTARI OLAN YETKİLİ KİŞİLERCE YAPILIR.
Pilli sistem sahada dağınık olduğu için, cihaza herkes ulaşabilir çalınma ve zarar görme riski yüksektir. - KABLOLU SİSTEM DIŞ MEKAN VE YAĞMUR GEÇİRMEZDİR.
Pilli sistem vana kutuları içerisinde, her ne kadar su geçirmez imal edilse de yağışlı havalarda su içerisinde kalır gerek kablo bağlantıları gerekse pil yatak ünitesi zamanla bu özelliğini yitirir ve cihaz arızalanır bu durumda yukarıda bahsedildiği gibi tamir şansı yoktur yenisi ile değiştirilir. - KABLOLU SİSTEMDE MEVSİMSEL SULAMA SÜRESİ DEĞİŞİKLİĞİ TEK TUŞ HAREKETİ İLE DEĞİŞTİRİLİR.YANLIŞ PROGRAMLAM GİRİLSE BİLE ÇİHAZ YA İKAZ EDER YADA PROGRAMI KENDİ DÜZELTİR.
Pilli sistemde Mevsimsel sulama süre değişikliği tüm vanalar tek, tek dolaşılarak ve yeniden program yapılarak değiştirilebilir.Yapılacak programın doğru olması için ayrı bir yazılıma ihtiyaç vardır yanlış programlama sistemin çalışma basıncını ve debisini etkiler buda sulama sisteminin performansında düşüklüklere sebep olur.
3.OTOMASYON
Kontrol cihazını mümkün olduğunca bütün solenoid vanaları görebilecek uygun bir konuma yerleştirdik. Kontrol cihazı olarak 4 istasyonlu kablolu dış ünite zaman role cihazı seçildi.
Solenoid vanaları mevcut sulama kabloları düşünülerek dörderli iki guruba ayırdık.
5 x0,8 mm özel toprak altı sulama kablosu ile kontrol cihazına bağlantıyı yaptık.5 Damarlı kablolardan birini 4 vananın ortak ucu olarak, geride kalan 4 damarı her vananın sinyal ucu olarak tek tek DBY su geçirmez kablo klemensleri kullanarak kontrol cihazına bağlantısını yaptık Kablolar ana boru yanına aynı kanal içine döşendi.
BİTKİLER İÇİN SUYUN ÖNEMİ
Sulamanın önemini daha iyi anlayabilmek için suyun bitki hayatındaki önemini bilmek gerekir.
Yeryüzünde susuz bir hayat düşünülemez. Bitki ağırlığının ortalama % 90’ını su oluşturmaktadır
Su bitkinin çimlenmesini, bitkilerin hücre, gövde, dal, yaprak gibi organlarının canlılığını sağlar. Bu canlılık ve bitkinin kendine özgü şeklini kazanması, aynı zamanda yapraklarıyla solunum yapabilmesi, suyun bitkinin damarlarında sağladığı iç basınç ile gerçekleşir.
Su bitkiye gerekli olan besin maddelerini eriterek, kökler tarafından emilmesini ve emilen besin maddelerinin bitki içerisinde taşınmasını da sağlar.
Besin maddeleri, bitkinin ihtiyacı olan organlarına veya bitkinin depo görevi yapan bölgelerine su ile taşınır.
Su, bitkiyi fazla sıcak ve soğuklardan korur. Don olduğu dönemlerde yapılan sulama da, donma sonucu dışarıya verilen enerji toprak yüzeyini bir miktar ısıtacağından don şiddeti azaltılmış olur. Sıcakta ise yaprak yüzeyinden buharlaşan su bitki bünyesindeki ısıyı dışarı vererek bitkinin serinlemesini sağlar.
Su, köke yön vererek (kökler daima suya yönelmektedir), köklerin derinliğine ve yanlara yayılmasına etki ederek, köklerin daha iyi gelişmesini sağlar.
Bitkiler topraktan aldıkları suyun çok az bir kısmını (% 02) fotosentez yapı malzemesi olarak kullanmakta geri kalanını terleme ile atmosfere vermektedir. Ancak bu lüzumsuz bir su tüketimi kabul edilmemelidir. Zira, gıda maddelerinin topraktan alınması, bu maddelerin kullanılacak yerlere taşınması, hücre faaliyetlerinin sürdürülebilmesi ve bitki organlarında iç tazyikin sağlanması için, bitki kökleriyle yaprakları arasında sürekli bir su akımına ihtiyaç vardır.
Bitki için suyun bu derecede önemli olması, sulamanın da önemini ortaya çıkarmaktadır. Sulama ürünü çeşitlendirerek halkın refah düzeyinin yükselmesine, sanayiye ham madde sağlanmasına, sanayiinin gelişmesine, ihracatın artmasına doğrudan doğruya etkili olduğu gibi, artan ürünün nakliyecileri, satışı satıcıları ve beslenmeye katkıları alıcıları dolaylı olarak etkilemektedir.
Yeryüzünde susuz bir hayat düşünülemez. Bitki ağırlığının ortalama % 90’ını su oluşturmaktadır
Su bitkinin çimlenmesini, bitkilerin hücre, gövde, dal, yaprak gibi organlarının canlılığını sağlar. Bu canlılık ve bitkinin kendine özgü şeklini kazanması, aynı zamanda yapraklarıyla solunum yapabilmesi, suyun bitkinin damarlarında sağladığı iç basınç ile gerçekleşir.
Su bitkiye gerekli olan besin maddelerini eriterek, kökler tarafından emilmesini ve emilen besin maddelerinin bitki içerisinde taşınmasını da sağlar.
Besin maddeleri, bitkinin ihtiyacı olan organlarına veya bitkinin depo görevi yapan bölgelerine su ile taşınır.
Su, bitkiyi fazla sıcak ve soğuklardan korur. Don olduğu dönemlerde yapılan sulama da, donma sonucu dışarıya verilen enerji toprak yüzeyini bir miktar ısıtacağından don şiddeti azaltılmış olur. Sıcakta ise yaprak yüzeyinden buharlaşan su bitki bünyesindeki ısıyı dışarı vererek bitkinin serinlemesini sağlar.
Su, köke yön vererek (kökler daima suya yönelmektedir), köklerin derinliğine ve yanlara yayılmasına etki ederek, köklerin daha iyi gelişmesini sağlar.
Bitkiler topraktan aldıkları suyun çok az bir kısmını (% 02) fotosentez yapı malzemesi olarak kullanmakta geri kalanını terleme ile atmosfere vermektedir. Ancak bu lüzumsuz bir su tüketimi kabul edilmemelidir. Zira, gıda maddelerinin topraktan alınması, bu maddelerin kullanılacak yerlere taşınması, hücre faaliyetlerinin sürdürülebilmesi ve bitki organlarında iç tazyikin sağlanması için, bitki kökleriyle yaprakları arasında sürekli bir su akımına ihtiyaç vardır.
Bitki için suyun bu derecede önemli olması, sulamanın da önemini ortaya çıkarmaktadır. Sulama ürünü çeşitlendirerek halkın refah düzeyinin yükselmesine, sanayiye ham madde sağlanmasına, sanayiinin gelişmesine, ihracatın artmasına doğrudan doğruya etkili olduğu gibi, artan ürünün nakliyecileri, satışı satıcıları ve beslenmeye katkıları alıcıları dolaylı olarak etkilemektedir.
OTOMATİK SULAMA SİSTEMİ DENİNCE...
Sahip olduğunuz bahçenizin sulama işinin zaman, iş gücü ve ekonomik açıdan azalması sizler için büyük kolaylık sağlayacaktır. Otomatik sulama sistemleri pratik olması açısından iş gücü ve zamanı azaltır. Üstelik son dönemlerde büyük su kıtlıklarının yaşandığı ülkemizde su kaynaklarını en tasarruflu biçimde kullanmanızı sağlar.
Su insanlar için ne kadar önemliyse bitkiler için de bir o kadar önemlidir. Unutmayalım ki su canlıların yaşamında en fazla gereksinim duyduğu likit maddedir. İnsanlar su tüketiminde nasıl düzenli ve ihtiyaca yönelik uygulamada bulunuyorsa bu işlem bitkiler içinde aynıdır. Bitkiye yetersiz su verdiğinizde bitki susuz kalacağından kurur. Eğer gerektiğinden fazla su verirseniz de bitki kökü çürüyerek zarar görür ve sonucunda bitki yine ölür. Bu nedenlerle bitki sulamada en uygun miktarda ve belli zaman aralıklarında sulama yapmak otomatik sulama sistemleri ile mümkün olacaktır.
Günümüzde kentleşmenin yoğun olduğu ülkemizde otomatik sulama sistemlerinin de önemi bir hayli artmıştır. Bahçenizde çimlerin homojen olarak sulanması, çimlerinizin sağlıklı şekilde durmasına büyük katkı sağlayacaktır. Homojen olarak sulama işlemini manuel şekilde göz kararı sizin yapmanız çok zor hatta imkansız bir işlemdir. Bu bağlamda otomatik sulama sistemine ihtiyaç duyarsınız.
Ülkemizde daha çok salma sulama yöntemi yaygındır. Fakat bu yöntemde su büyük oranda israf olmakta ve fazla su toprağın verimini de azaltmaktadır. Bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak için otomatik sulama sistemleri geliştirilmiştir. Otomatik sulama sistemlerini kullanan çiftçiler hem zamandan, hem iş gücünden, hem su kaynağından tasarruf etmiş; ve topraklarını en verimli şekilde işlemenin tadını çıkartmışlardır.
Firmamız otomatik sulama sistemlerinde siz müşterilerimize dünyadaki sulama sistemleri standartlarına uygun bir hizmet vermektedir. Tarımsal ve eviniz bahçesinde daha verimli ve pratik bir sulama imkanı için otomatik sulama sistemlerini deneyin diyoruz.
OTOMATİK SULAMA SİSTEMİNİN ÖNEMİ
BAHÇENİZ İÇİN SUYUN ÖNEMİ
Bahçelerin sulanmasında sulama suyunun kalitesine ilişkin değerlerin (sertlik,kireç ve tuzluluk,PH) bilinmesi ve olumsuz özelliklerin iyileştirilmesi bitkilerin sağlıklı gelişimi açısından çok önemlidir.Bunun yanısıra bitki sulama teknikleri son yıllarda su ekonomisi ve bitki su ilişkisi açısından önem kazanmıştır.
Bahçelerin sulanmasında sulama suyunun kalitesine ilişkin değerlerin (sertlik,kireç ve tuzluluk,PH) bilinmesi ve olumsuz özelliklerin iyileştirilmesi bitkilerin sağlıklı gelişimi açısından çok önemlidir.Bunun yanısıra bitki sulama teknikleri son yıllarda su ekonomisi ve bitki su ilişkisi açısından önem kazanmıştır.
Günümüzde bilinen sulama teknikleri.
Salma sulama,karık sulama
Elle sulama,
Yağmurlama sulama,
Damlama sulama,
Terleme sulama.
Salma sulama ve elle sulama bilinen en basit sulama yöntemlerdir. İnsanlar bu işleri günlük yaşam saatlerinde yaptıklarından sulamanın zamanı ve miktarı kontrol edilemez. Sulama doğru zamanlarda ve miktarlarda yapılmaz ise bitki sağlığı ve gelişimi açısından çok büyük sakıncalar doğurur. Örneğin toprakta tuzlanma, yaprak yanıkları, mantar hastalıkları, renk farklılıkları, yosunlaşma, kök çürüklüğü gibi birçok sorun oluşturur. Gün içerisinde, yüksek ısılarda yapılan sulamalar, evopotransprasyon (total buharlaşma) ile büyük su kayıplarına yol açtığı gibi toprak kalitesini ve bitki beslenme dengesini bozar.
Yağmurlama, damlama, terleme sulama sistemleri kontrollü sulama teknikleridir. Yağmurlama sulama sistemleri; yerüstü sprinker sistemler, yeraltı rotor ve sprinker sistemler, sprey sulamaları olmak üzere üç farklı şekilde, otomatik ve manuel olarak tesis edilebilir.
Otomatik sistemlerde sulama zamanları, miktarları kontrol edilebilir..Böylece sulama sonucu doğabilecek birçok olumsuzluğun önüne geçilir. Örneğin, bitkilerin sudan en iyi faydalanabildiği zaman dilimi, sabaha karşı 04.00 -05.00 saatleri arasıdır.Fakat insanların bu saatlerde sulama işini yapmaları mümkün olmamaktadır. Otomatik olarak programlanan bir sistemde ise; insan faktörü devre dışı kalır. En uygun zaman diliminde sistem kendisi devreye girerek yeterli zaman ve miktarda sulama yapar.
Diğer bir sulama tekniği olan damlama ve toprak altı terleme sulama sistemleri de otomatik olarak işletilebilen sistemlerdir.
Damlama ve terleme sistemlerinde de su miktarı ve zaman kontrol edilebilir.Gerek su ekonomisi gerekse topraktan sulanması gereken bitkilerin sağlığı açısından çok önemli sulama teknikleridir. Dünyada hızla gelişen bir teknoloji olan otomatik sulama sistemleri sayesinde suyun ekonomik kullanılması, toprağın ve bitkilerin kalitesinin geliştirilmesi mümkün olmuştur.
Kaynak:peysaj center
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



